Mine ŞENOCAKLI
Reel sektörün büyük çoğunluğunda olduğu gibi İş Bankası'nın iştirakleri de yüksek faizlerden muzdarip. Şekerden, cama sayıları 78'e ulaşan iştiraklerin belki pek çok sanayiciye oranla krediyi rahat bulduğunu, ancak onlar gibi yüksek faiz oranları ödemeye mahkum olduğunu söyleyen İş Bankası'nın İştiraklerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Onur Özbilen, "Kullandığımız kredi faizleri Libor artı 8'lere kadar çıkıyor. Bugün eğer `mutlaka para bulmalıyım' diyorsanız, libor artı 20'lere kadar çıkan faiz oranları sözkonusu. Yani döviz kredileri de banker eline düştü" dedi. Özbilen, yapısal değişikliklere gidilmediği sürece bu beladan kurtulmanın mümkün olmadığını da belirtti.
* Krizden en çok hangi iştirakleriniz etkilendi?
Genelde bütün yatırımları yavaşlattık. Üretimi kısmaya çalıştık. İşçi alacaksak almadık. Mesela İzmir Demir Çelik çok iyi örnektir. Hemen üretimi düşürdü. Vardiyasını azalttı ve krize son derece sağlam girdi. Ve çok da sağlıklı ilerliyor. Ama yatırım yapanlar ya da yatırım yaptıktan hemen sonra krize yakalananlar zorda. Camda çok ciddi bir sıkıntımız olmadı. Yurtiçi piyasa biraz etkilendi.
* İştiraklerin arkasında İş Bankası'nın olması krizin etkisini azalttı mı?
Evet. İştirakler biraz daha az etkilendi. Bu dönemde kredi bulmak çok zor. Bir anlamda krediyi rahat buldular. Ama faizini ucuza alamadılar. Faizler libor artı 8'lere kadar çıkıyor. Mesela bundan 1-1.5 sene kadar önce özellikle enerji dağıtım şirketleri projelerinde çeşitli teklifler verildi. Buralarda hep libor artı 1- 2 ile para bulunacağı hesapları yapıldı ve teklifler verildi. Ama bugün `mutlaka para bulmalıyım' diyorsanız, libor artı 20'lere kadar çıkan faiz oranları sözkonusu. Yani döviz kredileri de bir anlamda banker eline düştü.
* Bu durum ne kadar daha sürer?
Benim tahminim bu işten kolay çıkılmaz. Türkiye, çok yapısal bir takım değişikliği yapmadığı sürece bu beladan kurtulamaz. Bütçe açıklarının dengelenmesi, kapatılması lâzım. Size olanı çok basit anlatayım: Bankalar gidiyor dışardan kredi buluyorlar. Geliyor, bunları TL'ye çeviriyor, devlete borç veriyorlar. Bununla da kâr ediyorlar. Bu sistem değişmediği, yani devlet bu kadar yüksek miktarlarda borç alıcı olmaktan vazgeçmediği sürece bu işten kurtulmak mümkün değil.
Ancak enflasyonun düşürülmesi, özelleştirmenin gerçekleştirilmesi, bütçenin kara deliklerinin kapatılması ve devletin cebine para girmesi lâzım. Kamu bankalarının özelleştirilmesi şart.