IMF maratonu nihayet sona erdi. Sonuç olarak Türkiye'nin mali yardım alacağı bir anlaşma yapılabileceği, ancak bunun gerçekleşmesi için altı ay "kemeri sıkması gerektiği" anlaşıldı. Hazine'nin borçlanma programı ve IMF-Türkiye ortak bildirisi ile ikinci yılın 2. yarısına yönelik hedefler açıklandı. Bu hedefler, döviz girişi olmaması halinde, hızlı faiz düşüşünün ancak beklentilere bağlı olarak gerçekleşebileceğini gösteriyor.
Bu arada 1.8'lik sürpriz Haziran enflasyonunun da beklentilerin olumluya dönmesine yardımcı olacağı anlaşılıyor. Ayrıca mali sistemdeki 1 milyar dolarlık nakit açığını kapatacak kadar döviz gelmesi ve Merkez Bankası'nın faiz indirmesi de, oranların gerilemesine destek verebilir.
Beklentilerin dışında temel verilere bakıldığında tablo şöyle:
Yüzde 104 seviyesinden satın alınacak bonodan açık pozisyonla aylık bazda ortalama yüzde 1, altı aylık dönemde yüzde 6.5 reel kazanç sağlanabilecek. Yıllık net getiri yüzde 13.5'e denk gelecek. TL fonlama zaten bono getirisinin 10 puan üzerinde.
Bu hedef sadece temel verilere bakıldığında faizin fazla düşemeyeceğini gösteriyor. Sözü edilen yüzde 30'luk reel faiz ancak enflasyonla karşılaştırıldığında elde edilebiliyor. Ancak bono portföyleri enflasyonla 'fonlanmıyor'.
* Net İç varlIklar: Merkez Bankası bilançosondaki net iç varlıklar (NİV) kaleminin Eylül sonunda -1 katrilyon, Aralık sonunda da -1.1 katrilyon lira olması hedefleniyor. Şu anda da rakam aynı seviyede. Bir formülün sonucunda ortaya çıkan NİV'de en çok değişen kalem Merkez Bankası'nın piyasaya verdiği para miktarı. Hedefin -1 katrilyonda tutulması, Merkez Bankası'nın döviz satın almaması halinde ilave para vermeyeceğini gösteriyor. Yani sıkı paraya devam sinyali alınıyor.
* Borçlanma proGramI: Hazine Temmuz ayı için 2.5 katrilyonluk maksimum hedefle, tüm itfasını geri çekme programına sahip. Üçüncü üç aylık dönemin tümünde de 6.2 katrilyon iç borç geri ödemesi, maksimum da 5.5 katrilyonluk borçlanma gerçekleştirecek. 700 trilyonluk az borçlanma öngörülüyor. Ancak bütçe açığında IMF ile birlikte açıklanan 670 trilyonluk revizyon, bu paranın piyasada bırakılmayacağının sinyalini veriyor.
* Bütçe açığı: 1999 yılı sonu 9.2 katrilyon lira olan bütçe açığı hedefi, 670 trilyonluk düşüşle 8 katrilyon 566 trilyona indirildi. Bu revizyon için vergi tahsilatı hedefinin artırılacağı da anlaşılıyor. Vergiler eninde sonunda gider kalemleriyle yeniden piyasaya geri veriliyor. Ancak bu süre içinde piyasada artan nakit açığı faizlerde istikrarsızlık yaratıyor.