kapat

02.07.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
intermerkez
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
GÜLAY GÖKTÜRK(gokturk@turk.net )


Bir diyalog

Bugün tartışmayı, önümüzde duran somut karara bağlı bir tartışma olmaktan çıkarıp genel olarak ölüm cezasına doğru kaydırmak istiyorum.

Bundan yıllar önce, kafalarımızın yine böyle karışık olduğu günlerde, dünyanın sayılı aydınlarından Umberto Eco'nun Avrupalı aydınların da kafalarının epey karışık olduğu bir zamanda yazdığı bir yazıdan (Günlük Yaşamdan Sanata, 1975) oldukça etkilenmiş ve alıntılamıştım.

Bugün de böyle bir ihtiyacımız olduğu düşüncesiyle yeniden özetleyerek aktarmakta yarar görüyorum:

ECO- Seni endişeli görüyorum, ey Renzo Tramiglino. Kanun ve düzenin sağladığı huzura kendini bırakmış onca sakin mevcudiyetini sıkıntıya gark eden mesele nedir?

RENZO- Beni huzursuz eden ey asil konuğum, Griso'dur. Bu zat gencecik kızları kaçırıyor, hunharca öldürüyor. Her şeyi gasp ve talan ediyor. Bana gelince, o kadar müsamahakar ve muhabbetkar olan ben, hukuk alimi Beccaria'nın -ki ölüm cezasına kanunlarında yer veren bir devletin cinayet aleyhtarı bir öğretiyi asla savunamayacağını mükemmelen ortaya koymuştu- tezlerini müdafaa eden ben, tedirginlik hissediyor ve kendime şu soruyu soruyorum: Acaba müdafaasız vatandaşı korumak ve ona kötülük yapmak isteyenleri uyarmak için böyle iğrenç suçlara karşı ölüm cezasını yeniden uygulamaya koymak gerekmez mi?

ECO- Seni anlıyorum sevgili Renzo. Bu son derece insani bir his. Ben de bir babayım ve sık sık soruyorum kendime: Çocuğumu öldüren meçhul caniyi emniyet kuvvetlerinden evvel ele geçirme fırsatı bulsam ne yapardım diye!

RENZO- Bak işte sen de...

ECO- Evet ama devletten kendisini benim yerime koymasını isteyemezdim, çünkü devletin gerçekleştirmeyi arzuladığı hırsları yoktur. Devlet yalnızca adam öldürmenin her halükarda kötü bir şey olduğunu vurgulamakla yükümlüdür. Bu nedenle de devlet adam öldürmenin kötü bir şey olduğunu öğretmek için adam öldüremez.

RENZO- Bu tartışmalara aşinayım. (Ama) Ölüm cezası en azından caydırıcı bir değere haizdir.

ECO- Kant namıyla maruf bir zat, insanların araç olarak değil, her zaman amaç olarak kullanılmaları gerektiğini belirtmişti... Şayet ben Veli'yi ikaz etmek için Ali'yi öldürürsem, Veli'yi ikaz etmek için Ali'yi araç olarak kullanmış olmaz mıyım? Ve eğer Veli'ye mesaj vermek için Ali'yi kullanmak caiz ise, Adolf'a sabun üretmek için Samuel'i kullanmak neden caiz olmasın?

RENZO- Arada bir fark var. Ali bir suç işlemiştir ve intikam maksadıyla değil, fakat eşitlikçi adalet anlayışı açısından suçuyla orantılı bir cezaya çarptırılması müstahaktır. Samuel masumdur. Oysa Ali suçludur.

ECO- O halde sen Ali'nin Veli'ye ders vermek maksadıyla öldürülmesi gerektiğini değil de, basit kelimelerle ifade edersek, başkalarına cefa çektirdiği için Ali'ye de cefa çektirilmesi gerektiğini düşünüyorsun.

RENZO- Her ikisi birden. Benim Ali'yi araç olarak kullanma yetkim var, çünkü artık kendi adına amaç olarak mütalaa edilme hakkını kaybetmiş bulunan Ali'nin ölümü, başka ölümlerin önüne geçilmesine yarayacaktır. Sözkonusu şahsın cinayeti işlemekle öteki insanlardan daha az insan olduğunu ortaya koymuştur. Sence de öyle değil mi?

ECO- Hayır. Beni rahatsız eden olgu da bu zaten: Cinayet işlemiş bir kişiyi öteki insanlardan daha az insan olarak görmeye hazır bazı kimseler, bir yandan da kürtaja karşı çıkıyor ve ekliyorlar: Cenin halindeki bir insan da herkes kadar insandır. Tezat içinde değil mi bu insanlar?

RENZO- Bu söylediklerinden sonra büsbütün karıştı aklım. Peki meşru müdafaaya ne diyeceksin?

ECO- Burada biri karşısındakini kendi aracı durumuna indirgemeye çalışan, öteki ise zorbalığı ortadan kaldırmak zorunda olan iki şahıs sözkonusudur. Mümkünse, mağdur durumundaki kişi ölüme meydan vermeden sonuca ulaşmalıdır, ancak başka çare yoksa şiddete şiddetle karşılık verecektir. Ve bu durumda masumun hakkı suçlunun hakkından üstün tutulmalıdır.

Ama devlet suçluyu idam ettiğinde, onu suç işlemekten akıkoymak gibi bir amaçla yapmış değildir bunu, tekrar ediyorum idam ettiği bir kişiyi salt bir araç olarak kullanmıştır. Ve bir kez, bir insan ötekilerden daha az insan olduğu gerekçesiyle araç olarak kullanıldığında, devletin varlığını borçlu olduğu toplum sözleşmesinin temeli çöker.

Toplumsal sözleşmenin içinde yerini almış bir cani, her yönüyle, her şeyiyle bir insandır. Eğer bu kişinin bir başkasından daha az insan olduğunu öne sürersen, yarın da ölüm cezasını savunma küstahlığında bulunanların daha az insan olduklarını öne sürebilecek ve başkalarını böyle sağlıksız düşüncelerden korumak için onların ölümünü önerebileceksin demektir."

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır