kapat

02.07.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
intermerkez
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
TAYFUN DEVECİOĞLU(tayfund@sabah.com.tr )


Cesur bir adam

Bakanlar Kurulu listesinin Cumhurbaşkanlığı'na çıkartılmasına birkaç saat kala Ankara'da "bakan-toto" oyunu da hız kazanmıştı. Totolarda birkaç banko isim de vardı. Hemen herkes Erkan Mumcu'nun Çalışma Bakanlığı'na, Yaşan Okuyan'ın da Turizm Bakanlığı'na getirilmesini bekliyordu. Hatta Erkan Mumcu, sosyal güvenlik sisteminin durumuna ilişkin ev ödevini yapmış, kendini bu iğneli koltuğa hazırlamıştı.

Başbakan Ecevit'in Köşk çıkışında açıkladığı liste duyulduğunda, totolardaki pek çok banko yattı. Turizm ve Çalışma bakanlıklarında da sürpriz sonuçlar vardı. Mumcu Turizm'e, Okuyan ise Çalışma'ya kaydırılmıştı.

ANAP lideri Mesut Yılmaz'ın takdiri, Başbakan'ın oluru ve Cumhurbaşkanı'nın onayıyla, Okuyan kendini kabinenin en sıkıntılı koltuğunda buldu. Çok değil, 1 ay kadar önce; 28 Mayıs'ta.

4 gündür masamda kalın bir dosya var. Kapağında "Sosyal Güvenlik Reformu" yazıyor. Hazırlayan TC Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı. Üzerine "Haziran 1999" tarihi düşülmüş.

1 ayda müthiş yol aldı
Beklemediği bir görevi 28 Mayıs günü devralan Çalışma Bakanı Yaşar Okuyan, koltuğunda 1 ayı bile doldurmadan sosyal güvenlik reformunu Türkiye'nin gündemine oturuttu. 1992 başında Süleyman Demirel hükümetinin aldığı bir karardan sonra tartışılmaya başlanan, o tarihten beri pek çok bakan ve bürokratın üzerinde çalıştığı, aklıselim herkesin gerekli gördüğü, ama bir türlü Türkiye'nin gündemine getiremediği reform, 1 ay içinde yasalaşma kanalına girdi. Bugün Ekonomik ve Sosyal Konsey'de tartışılacak. Yarın Bakanlar Kurulu'nda son şekli verilecek. Sonra da Meclis'e sevkedilecek.

Okuyan'ın açıklamalarını, televizyon konuşmalarını yakından takip etmeye çalışıyorum. Sık sık şunu söylüyor: "Böyle bir yükün altına girmeyebilirdim. Paşa paşa bakanlığımı yapar, temeller atar, açılışlarda kurdele keser, seçmenlerime hoş görünebilirdim. Ama Türkiye'nin, çocuklarımızın geleceğinin elden gittiğini gördüm. Çok tepki alacağımı biliyorum ama bu reformu yapmak zorundayız. Yapmazsak, ekonomik özgürlüğümüz elden gidecek."

Açık 8'e katlanıyor
Okuyan çok haklı. Çok güzel örnekler de veriyor. Örneğin "Bu yıl 2.5 katrilyon olan açık, gelecek yılın sonunda 20 katrilyon olacak" diyor. Bu sözlere "Böyle hesap olur mu" diyenler var. Gelin Okuyan'ın hesabını beraber yapalım:

Sistem bu yıl 2.5 katrilyon açık verecek. Devlet bu açığı kapatmak için en az yüzde 100 faizle borçlanıp, 2.5 katrilyonluk ek yükün altına girecek. Elde var 5 katrilyon. Önümüzdeki yıl açık 5 katrilyon olacak. Bunun da finansmanına 5 katrilyon harcanacak. Eldeki geçen yıldan kalan 5 katrilyonun finansmanına da 5 katrilyon gidecek. 2 tane 10 katrilyon eşittir 20 katrilyon. Biz bütçe rakamlarına bakarken sosyal güvenlik açıklarının her yıl 2'ye katlandığını görüyoruz. Oysa finansman yüküyle birlikte 8'e katlanıyor. Finansman yükü faiz ödemeleri kaleminde yer aldığı için, faturanın tamamını göremiyoruz. Sonra ağzı olan konuşuyor: "Çalışanın emeklilik yaşıyla oynayacağınıza, faiz ödemelerinden kesin."

Hazine, sosyal güvenlik sistemini ayakta tutabilmek için son 5 yılda 18 milyar dolar harcadı. Bugün Türkiye ekonomisinin kaderi IMF'nin vereceği 8-10 milyar dolara bağlı. Bütçedeki yatırım ödeneği topu topu 2.5 milyar dolar. Çalışan, üreten insanların ödediği vergiler, özelleştirilen KİT'lerden elde edilen gelirler başta sosyal güvenlik olmak üzere büyük kara deliklerden akıp akıp gidiyor. 1994'te herkesin büyük fedakarlıklarla ödediği ek vergiler de bu deliklerde kayboldu. Başta Yaşar Okuyan olmak üzere koalisyon ortakları şimdi bu büyük deliklerden birini kapatmak için uğraşıyor.

Bugün piyasa "iş yok" diye kan ağlıyor. İnsanlar para harcamaktan kaçınıyor. Harcamalar kısılınca, üretim düşüyor, işsizlik artıyor. Kaynağı olmayan devlet de, harcamalarını artırıp piyasayı canlandıramıyor. Çünkü Türkiye, 50 yıl önceki yaşam koşullarına göre dizayn ettiği sosyal güvenlik gibi, akıldışı sistemlere para akıttığı için. Yüzde 50 enflasyona karşılık, dağıttığı bu paraları yüzde 110 faizle bulabildiği için.

Maaş bile ödeyemeyiz
Evet, bu yasa 10 milyondan fazla çalışanın canını sıkacak. Ama sistem böyle devam ederse gelecekteki tehlike daha büyük. Okuyan "Reform yapmazsak 2005 yılında emekli maaşı ödeyemeyecek duruma geliriz" diyor. Yalnız emekli maaşı mı? Kurumlar bugün doğru dürüst sağlık hizmeti de veremiyorlar. Neden? Çünkü topladıkları primler, yani tüm gelirleri emekli maaşlarına bile yetmiyor.

Okuyan çok cesurca bir iş yapıyor. Tarihte askeri ve siyasi kahramanların yanında ekonomik kahramanlar da var. Arjantin mucizesinin kahramanı Domingo Cavallo, İsrail ekonomisini kuyudan çıkartan Michael Bruno ve Jacob Frankel, dünyanın örnek aldığı sosyal güvenlik sistemini Şili'de yaratan Jose Pinera, iktisat kitaplarının değişmesine yol açan ABD Merkez Bankası Başkanı Alan Greenspan, dünyanın örnek aldığı Almanya Merkez Bankası Başkanı Hans Tietmayer bunlardan birkaçı. Böyle giderse Yaşar Okuyan'ı da ileride iyi sıfatlarla anacağız.

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır