


Turiste ayıp olmasın!
Bireyin (ve elbette devletin) düşünce ve eylemlerini genellikle sözcükler belirliyor.
Yabancı bir sözcüğün peşine takılınca da en doğru eylemi, en uygun düşünceyi üretmek, çoğu zaman kolay olmuyor.
Turizmde yaşanan sıkıntıların arkasında biraz da bu gerçek yatıyor.
Turizm alafranga bir sözcük olduğu için olacak, devleti yönetenler turizmi hep yabancılara göre ayarladı.
Turizme açıldığımız sıralarda iki önemli slogan vardı:
- Yerlere tükürmeyin, turistle ayıp oluyor!
- Turiste gülün, turist döviz getirir!
* * *
Halkımızın kendisini, turist olarak görüp, kendi ülkesinde eğlenme ve keyif gezisine çıkmayı pek aklına getirememesi biraz da bu yüzden.
Oysa turist demek, eğlenmek, öğrenmek, keyif almak üzere geziye çıkmış kişi demek.
Turizm ise, eğlenmeye, dinlenmeye çıkan ve parasını ödeyen herkese yerli yabancı ayırımı gözetmeden yaşam kalitesi sunmaktır.
Bugün önem verdiğimiz ve ileri diye nitelediğimiz çoğu ülke, turizmlerini, dinlenme, eğlenme ve gezip görme altyapılarını önce kendi yurttaşları için düzenleyen ve örgütleyen ülkelerdir. Fransa, İspanya ve İtalya'nın dünyanın bir numara turizmini yapmalarının sırrı buradadır.
Türkiye, turizmi kendi insanı için değil, yabancılar için düzenledi. Çarpıklık burada başladı.
Türkiye'nin son 15 yıldır terör içinde yaşayan bir ülke olduğu, turist gönderen ülkelerin ise bu teröre dolaylı da olsa destek sağladıkları unutuldu.
İlk fırsatta Türkiye'ye karşı turizm kartını kullanabilecekleri hiç hesaba katılmadı.
Ayrıca, nüfusu 50 milyonu aşmış bir ülkede yerli piyasayı yok saymanın ekonomik yanlışlığı hiç fark edilmedi. Bir endüstri önce iç tüketimle beslenir. Bu bu otomotivden ve tekstile böyledir.
Kendisinin turist sayılmadığını gören yurttaşlarımız, çözümü dışarıya turist olarak gitmekte bulmaya başladılar.
Turizm giderlerimizin hızla artması bunun bir kanıtıdır. Ülkemize gelen yabancılar yılda ortalama 8 milyar dolar döviz bırakıyor. Ama bunun yarısı yeniden dışarıya akıyor.
Çünkü, yurttaşlarımız turistik tesislerde yabancılara göre daha az itibar göreceklerini daha fazla para ödeyeceklerini düşünüyorlar.
* * *
Bu arada, turizmin, kültürel, tarihsel, yöresel ve doğal zenginlikleri sunma politikalarıyla, yeme içme eğlenme ve topluca eğlenme olanaklarıyla birlikte düşünülmesi gerektiği hiç akla getirilmedi.
Turizmin bütün yazgısı bir iki büyük Avrupa ülkesine bağlandı. Verilen turistik tahsislerin arasına belli bir oranda Avrupalı ortak alma basireti ve tokgözlülüğü gösterilmedi.
Daha da kötüsü, ülkedeki yaygın olan her şeyi devletten bekleme alışkanlığı turizmcilere de sirayet etti. Otel ve tesislerin açılmasına her türlü mali kolaylığı sağlayan devletten bir de, yabancı turistleri ikna ederek ülkeye getirmesi ve bu tesis ve otellerde yatırma işi de beklendi.
* * *
Devlet de bunu yapmadı, yapamadı. Zaten turizmde en iddialı ülkelerde bile, devletin tanıtıma katkı payı yüzde 30'u geçmiyordu.
Şimdi, turizmde sıkıntı dönemine girdik. Ama başta devlet olmak üzere her kesim için turizmde kafayı değiştirme fırsatı doğdu.
* * *
Bu fırsat, turizmin artık konu konu, ülke ülke ele alınarak yeniden elden ve gözden geçirilmesi ve yeni bir düzene kavuşturulmasıdır.
Bu satırların yazarının, kısa görev döneminde, sektörle elbirliği ederek yaşadığı birkaç olumlu örnekolaydan birisi de en büyük müşterilerimizden Rusya ile ilgili...
Rusya rezervasyonları Mart sonunda dibe vurmuştu. Türkiye 11'inci sıraya düşmüştü. "Tankların gölgesinde tatil.." yalanı yayılıyordu. Moskova'ya sektör temsilcileriyle birlikte gidildi. Moskova'daki Rusça bilmeyen bakanlık memuru (görevden alınamadığı için) izinli sayıldı. Yerine Rusça bilen bir memur görevlendirildi.
Moskova Büyükelçisi Nabi Şensoy'la televizyon, gazete temsilcilerini ziyaret edildi. Konuk edilecekler listesi hazırlandı. THY'nın desteği ve Belekli ve Antalyalı otelcilerin katkılarıyla çok sayıda konuk sanatçı, gazeteci ve turizmi Akdeniz kıyılarında ağırlandı.
Bu arada hangi akla ve çıkara hizmet için verildiği anlaşılmayan Rus biçki dikiş dergilerine Almanya'dan verilen avuç içi kadar ilanlar yerine, cadde ve meydanlar 6 metreye 2.5 metrelik, "mucize tatil ülkesi- Türkiye" afişleriyle donatıldı.
Sonuç mu...
Türkiye Nisan sonundan beri Ruslar için yine ve yeniden 1 nolu tatil ülkesi.
Her sorun aynı zamanda bir fırsattır.
Turizm, ül!ke ülke, konu konu "markaj"ı gerektiyor...
Bir de, elbette kamu ile özel sekterön elbirliğini, gönül birliğini ve kese birliğini..