kapat

02.07.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
intermerkez
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
SELAHATTİN DUMAN(sduman@sabah.com.tr )


İsminden memnun olmayanlar beni arasın..

"Benim soyadım çok sıradan" ya da "Aynı isimden ne çok varmış.." diyorsanız beni arayın.. Ama mektup ya da faksla. Özelliklerini yazıp bir de fotoğrafınızı koyun.. Size Kızılderili kültürüne uygun bir isim bulayım..

Benim için "kitap kurdu" denilebilir..

Elimden kitap hiç düşmez.. Okumayı seviyorum, çok da yararını görüyorum.. Okumak beni hem zihnen dinlendiriyor hem de ufkumu genişletiyor..

Geçenlerde Telefon Rehberi'ni okuyordum.. Oradan takıldı aklıma.. Millet olarak biraz isim fukarasıyız..

Hele soyadı söz konusu olduğunda tam bir faciayız..

Kolay değil tabii.. 1930'lara gelene kadar baba ismi ile anılan insanlara birden bire "Kendinize birer soyadı seçin" dendi.. Her işimiz gibi bu da aceleye getirildiğinden insanlar düşünecek vakit bulamadı.. Aklına ilk geleni kendine soyadı olarak aldı..

Eskiden vatandaş "Sin-i rüştüne vasıl olduğunda" yani 18 yaşını bitirip de reşit kabul edildiğinde soyadı olarak baba adını kullanırdı.. Adı Ahmet, baba adı Hasan ise resmi kağıtlara "Ahmet Hasan" olarak geçerdi..

1930'lu yıllara kadar "Ahmet bin Hasan" olarak kaydı tutulan vatandaş, bir imza atıp "Ahmet Tokmak" oluverdi..

***

İsimlerimiz zaten fiziksel ve ruhsal özelliklerimize uymuyordu, soyadı curcunası üzerine tüy dikti.. Müjde Ar'ın gösterisinden aklımda kalan bir benzetmeyi takdim edeyim ki, olayın altını iyice çizmiş olalım..

Müjde, Şener Şen ile yaptığı o gösteride slayt makinesi ile bazı resimleri gösterip espriler yapıyordu.. Birden perdede Mesut Yılmaz'ın fotoğrafı belirdi..

Mesut Bey o diasında objektife "Kız tarafıyla kavga çıkarmaya karar vermiş" ve o niyetle Çiçek Pasajı'na gitmiş damat gibi bakıyordu.. Müjde de o öfkeli görüntüye bakıp kıkırdamaya başlayan seyirciyi, iki çift lafla hoplatıverdi:

- Allahaşkına şu mutsuz ifadeye bakın.. Siz hiç ismiyle bu kadar ters düşen bir surat gördünüz mü?

Soyadı sorunu
Bu soyadı inkılabını yaparken, her ne hikmetse, modeli Avrupa'dan almışız.. O vakitler tek parti devri.. Başımızda Atatürk.. Kimse ağzını açmaya ihtiyaç duymuyor..

Baskı yapıldığından filan değil.. Toplumun o vakitler uyum içinde olmasından.. Zaten Atatürkümüz diktatör değildi.. Hiç de heves etmedi.. Oysa bütün güç elindeydi.. O istese diktatör olabilirdi.. Ama memleketi tek başına idare etmeyi tercih etti.

Atatürk soyadı meselesinde Avrupa'yı örnek alırken, bir Allah'ın kulu da "Onların hali bizden beter.." dememiş.. Olay böylece kaynayıp gitmiş..

TV'den maç nakli izliyorsanız ya da yabancı filmlerdeki isimlere dikkat ediyorsanız, onların hayal gücünün bizden farklı olmadığını anlarsınız..

Bir vakitler ünlü bir Alman futbolcusu vardı.. Holzenbeine.. Manası Tahtabacak.. Üstelik onlar küçük isim yerine soyadı kullandıklarından, daha tuhaf durumlar çıkıyor ortaya.. Diyelim ki spiker de maçı anlatıyor:

- Tahtabacak topu kaptı.. Tahtabacak kaleye doğru ilerliyor.. Ayakkabıcı (Schumacher) ile karşı karşıya.. Fakat İsveçli hakem Ayı (Börg) oyunu düdükle kesti..

***

En iyisini Kızılderililer yapmış.. İnsan davranışını, doğadan örneklerle zenginleştirip kendilerine isim seçmişler.. Mesela "Oturan Boğa" demişler.. "Gece Kartalı" demişler..

Gerçi modern teknoloji onları da etkilemiş.. İlk tren seferlerine tanık olan bazı çağdaş düşünceli kızılderililer, çocuklarına "Düz ovada koşan çufçuf" gibi isimler takmışlar..

Uçağa yetişselerdi bazı savaşçıların adı "Rötar Yapan Demir Kanatlı Kuş" olacaktı.. Allahtan beyazlar ileri görüp, kızılderilileri kitle halinde imha ettiler de kültürleri dejenere olmaktan kurtuldu..

Çaresi kolay..
Kızılderili modelini pekala kendimize örnek alıp "Herkes kendine uyan bir tarif bulsun.. Soyadı niyetine kullansın.." diyebilirdik.. Gerçi bu durumda telefon rehberlerimiz biraz daha kalınlaşırdı ama soyadları birbirine benzemediğinden, isim kargaşası yaşanmazdı..

Ben bu olayda ısrarlıyım.. Ortaya attığım fikrin takipçisi olacağım.. Bir taraftan "Soyadı kanununu" değiştirmek için mücadele edip, diğer taraftan işin akademik zeminini hazırlayacağım..

O niyetle harıl harıl çalışıp, büyüklerimize, ünlülerimize uygun Kızılderili isimleri üretmeye çalışıyorum..

Mesela Sezen Aksu için zorlanmadım.. Zaten onu daha çok "Minik Serçe" diye tanıyorlar.. İyi ki vaktiyle "Minik Serçe" demişler.. Bugün bir isim bulmak icap etse "Tombul Serçe" olacaktı..

Demirel'e yakışanı "Şapkalı Boğa" olabilirdi.. Siu Kabilesi'nin ünlü şefi "Oturan Boğa"dan galat..

Tansu Çiller'imiz ise keklik sekişlidir.. Resmi kabullere gelip giderken dikkat edin.. Zıp zıp zıplayarak yürür..

Ya yaradılıştan böyle ya da kendisine "Devlet kadını heybeti" vermek için ayakkabısının astarını yüksek tutturuyor.. Boyu biraz daha uzun görünsün diye de "Tek tek sekerek" yürüyor..

Ona da "Ayak üstü kırk kez seken kuş" adını yakıştırdım.. Herhalde bana minnettar kalmıştır..

Mesut Yılmaz'ın alameti farikaları daha farklı.. Öfkeli bir bakış.. Yüzüne kamyon çarpmış da acısını belli etmiyormuş gibi bakan bir surat.. Ağzından düşmeyen ağızlığı..

Yakından tanıyanların söylediğine göre sigaraya çok düşkün değilmiş.. Dumanıyla parti örgütlerine "kızılderili usulü" işaret verdiğinden ağzından düşürmüyormuş..

Buradan giderek ona da "Öfkesi Tüten Şef" denilebilir.. Daha çok isim icad ettim ama yerim kalmadı.. Zaten verdiğim örnekler de olayı iyice aydınlattı.. Soruna çözüm getirmiş oldum.. Takdir muhterem kamuoyunun..

Bende böyle fikirler çok..

Aklımı durduramadığımdan su gibi akıp gidiyor.. Kendime bir fikirmetre taktırmam şart oldu..

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır