Türkiye'nin tek sorunu Apo'nun asılıp asılmaması mı? Başka sorunu yok mu? Apo'nun asılıp asılmamasının eksi ve artılarını tabii ki tartışıp konuşalım, ama, bu arada en az bu konu kadar önemli olan öteki sorunlarımızın çözümünü askıya almayalım..
Şöyle bir küçük ufuk turu yapıp, hafızalarımızı tazelediğimiz zaman görüyoruz ki, biz bir yerlerde hep hata yapıyoruz.. Örnekleri çok..
Alın tekstili, alın dericiliği, alın turizmi, alın haberleşmeyi, alın özelleştirmeyi, alın Kıbrıs'ı, alın inşaat sektörünü, alın otomotivi, alın gıda sektörünü.. Alın ekonominin büyüme hızındaki müthiş düşüşü..
Dünkü SABAH'ın "Ekonomimiz yüzde 8.4 küçüldü.. Daha ne bekliyorsunuz?" manşeti ve içeriği, durumu bütün acı çıplaklığı ile insanın yüzüne çarpıyor.. Asaf Savaş Akat hocamız ile aylar önce bu konuyu bir yemekte tartışmıştık.. Kendisi hatırlar mutlaka.. Biz ekonomist değiliz, ancak o yemekte Amerikalı uzmanların bize söyledikleri yüzde 8-10 rakkamına, hoca itiraz etmiş, "O kadar olmaz" demişti.. Ama maalesef oldu... Sanki adamlar bizi bizden iyi biliyorlar.. Bir zamanlar yukarda saydığımız bütün bu konularda büyük sıçramalar yaptık.. Önemli mevziler elde ettik..
Sonra, bütün bu mevzileri kaybettik.. ve nihayet dibe vurduk..
Hadi her şey sil baştan ele alınmaya başlandı.. Ama yapılması gerektiği şekilde mi acaba?
Kerasus Otel'e geldik.. Mükemmel bir tesis.. Harika ve tertemiz bir deniz.. Ama gelin görün ki, otelde müşteri sayısı parmakla sayılacak kadar az.. 200'ün üzerinde odası var.. Doluluk oranı sanırım ki yüzde 20'yi bulmuyor.. Tabii bu, servisi de etkiliyor.. Turizm 37 yan sektörle doğrudan bağlantılı.. Hepsi perişan durumda..
Toplam değerleri milyarlarca doları bulan bütün otellerimizde durum böyle.. İnin Antalya'ya, Bodrum'a, Marmaris'e, sonra çıkın yukarı Foça, Çeşme, İzmir, Ayvalık ve İstanbul'a.. Yüzde 14, yüzde 20 doluluk oranları ile mücadele veriyorlar.. "Turizm siyasi bir bakanlık olmamalı" diye düşünüyoruz.. Turizmi, bu sektörün içinden gelenlere emanet etmeliyiz.. Bakan belki siyasi olur ama, müşteşar ve yardımcıları, yani icrayı yapan ekip, turizmci olmalı mutlaka.. Çünkü işi onlar biliyorlar..
1999 bitti.. Kaybettik.. Peki 2000 ne olacak? Bu yılın kaybını önümüzdeki yıl nasıl kazanca çevireceğiz? Türkiye'nin dört bir yanındaki tesislerin halini gördükçe içimiz sızlıyor..
Peki Mısır nasıl yırttı? Mısır'ın nasıl yırttığını en iyi turizmin içindekiler biliyor.. Peki kime anlatacaklar? Bir bizim yabancı TV'lere verdiğimiz tanıtma filmine bakın, bir de Mısır'ın..
Geçenlerde okudum.. Turizmciler de artık tanıtma için para verecekmiş.. Ne diyeceğiz tanıtırken? Bunun stratejisini kim tespit edecek?
Karşımızda Sakız Adası.. Oradan Çeşme'ye gelen birkaç turiste "Adada durum nasıl?" diye soruyoruz.. "Dolu ve canlı" cevabını alıyoruz.. Turizmde bu darbeyi yiyeceğimizin ilk sinyalleri geçen yılın ekim-kasım aylarında açıkça geldi..
Üç ay sonra bu yılın ekim ayına geleceğiz.. Eğer 1999'un bu aylarında 2000 için işi bitirirsek, bitiririz... Yoksa, "Cem'i cümlemize geçmiş olsun.." 2000 yılında da bizler bu yazıları yazar, sizler de okursunuz..
Türkiye dünden bugüne, yani iki senede filan bu hale gelmedi.. Günü, ayı ve de tabii ki iktidar koltuğunu kurtarmak uğruna yıllardır süren, tozları halının altına saklamakla işin halledileceğini sanan kolaycı zihniyetler yüzünden bu hale geldik..
Apo'yu tartışalım.. Ama bu konuları da unutmayalım..