Son seçimin getirdiği meclis iyi çıktı. Diri ve çok çalışkan.. Komisyonlar, genel kurul gece gündüz demiyor.. Ama hükümet?.
Hükümet, meclisin çalışma temposuna ayak uyduramıyor.
Meclisin çalışma şevkini ve verimini değerlendirmek, sorunları doğru teşhis eden ve çözüm üretme yeteneği bulunan bir hükümet için bulunmaz nimettir.
Bu nimet ortada ama yararlanacak bir hükümet tablosu görülmüyor.
Koalisyon buharlı bir lokomotif gibi, olduğu yerde düdük çalıyor, istim bırakıyor, ileri atılacak havası yaratıyor ama bir türlü istasyondan çıkamıyor.
DSP'nin vergi reformu ile ilgili kompleksi mi, MHP'nin iktidara hazırlıksız yakalanması mı, ekonomiye daha aşina ANAP'ın küçük ortak olarak iddiasını kaybetmesi mi, yoksa bunların hepsi mi?. Bilmiyoruz..
Ama sebebi her neyse hükümetin ortak irade göstererek halka ve iş dünyasına moral, heyecan vermesi gerekiyor.
Soluksuz kalan hastaya önce oksijen verilir..
Devlet İstatistik Enstitüsü, yılın ilk çeyreğinde ekonominin yüzde 8.4 küçüldüğünü açıkladı. Fakirleşme hızında dünya rekoru bu..
Yatırımlar yüzde 18.1 azalmış, sanayi üretimi yüzde 9.3 düşmüş, ticaret yüzde 15.4 daralmış.
Bu durum, doğru müdahaleyi cesaretle ve zamanında yapacak cerrah basireti gerektiriyor. Oysa bizim hükümetler, Ankara Sanayi Odası Başkanı Çağlayan'ın dediği gibi "Bakacağız, yapacağız" tavrında.
Türkiye'ye ziyarete gelmiş Birleşmiş Milletler gözlemci heyetleri gibi.
IMF görüşmeleri olumlu gitti. Sosyal güvenlik reformu son aşamaya geldi.
Hepsi iyi de, bunlar hasta kurtulduktan sonra verilecek ilâçlardır.
Ekonomiyi komadan çıkaracak oksijen, vergi yasasındaki mali milât, peşin vergi ve mevduat faizlerindeki iyileştirmelerdir.
SABAH dün manşetinde "Daha ne bekliyorsunuz?" diye sordu.
"Adresinde bulunamadı" diye mektubumuz geri gelmesin. Muhatabımız hükümettir.
Millet hükümetten marifet bekliyor!
"Çiller DYP'nin gurur kaynağıdır" dediler.
Verdiği mücadelenin "demokrasi destanı" olduğunu söylediler.
DYP'de birlik ve beraberliğin ancak Çiller'le olacağına inandıklarını ilân ettiler.
Türkiye'nin birinci partisini barajın sınırına getiren Çiller, nasıl bir destan yazmıştır bilinmez ama il başkanlarının bildirisi siyasi tarihimize geçecek bir destan!
Ama unutulan şu: Demokrasi destanla değil "yenilen gider" kuralı ile işliyor.
Seçimde yalnız Çiller değil, il başkanları da yenildi. Şimdi gitmesi gereken il başkanları, gitmesi gereken genel başkanı pohpohluyor.
Mağlupların kader birliği bu..
Kalelerini yitiren komutanlar ve CHP barajı aşsa milletvekili bile seçilemeyecek duruma düşen "başkomutan".. Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş.. Sormak lâzım:
"77 il Çiller'in arkasındaysa, niçin olağanüstü kongreden korkuyorsunuz?"