kapat

02.07.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
intermerkez
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Yunanlılar neden böyle!
Yunanlılar neden PKK'yı destekliyor? Neden "Türk" deyince ürküyorlar? "Türk düşmanı da ondan!" demeden önce Yunanistan'ın siyasi tarihini bilmek gerekir

Yunanistan, Türkiye'nin komşu ülkelerinden biri ve yakın geçmişe kadar Türkiye ile aynı tarihi ve aynı kaderi paylaşmasına rağmen, ne orta halli bir Türk insanı, Yunan halkı; ne de orta halli bir Yunanlı, Türk insanı hakkında yeterince bilgi sahibi... Yunanlı, Türk literatüründe genel olarak "Türk düşmanı" olarak geçer. "Türk" ise Yunan literatüründe "kötü insan" rolünde...

Türkiye'de "Yunanlılar hep böyle zaten" türünde bir kavram hüküm sürerken, Yunanistan'da da "Türkler hep böyle yapar" türünde benzeri bir kavram hüküm sürüyor. Bunun en son ve en canlı örneği tüm haşmetiyle Öcalan'ın yakalanmasıyla ortaya çıktı. Türkiye'deki genel kanı, "Yunanlılar'ın Öcalan'a Türkler'in can düşmanı olduğu için destek verdiği" doğrultusunda tabii ki...

Oysa gerçekten de böyle mi? Bunun yanıtı "hem öyle, hem değil." Bunun yanıtını kuru bir "evet" ya da "hayır" şeklinde vermek zor olduğu için komşumuz Yunanistan'ın yakın siyasi tarihine bir göz atmakla, Yunanlılar'ın Öcalan'ı niçin desteklediğini ve niçin İmralı'daki ifadelerinden sonra hayal kırıklığına uğradıklarına bir açıklık getireceğimize inanıyoruz.

Savaş üstüne savaş
Yunanlılar, 1820'lerde Osmanlı'ya karşı ayaklanmış, 1. ve 2. Dünya Savaşları'na katılmış, Anadolu'da bozguna uğramış, Alman ve İtalyan işgalini görmüş, 2. Dünya Savaşı'ndan sonra iki kez üst üste iç savaş yaşamış, 1967 yılına kadar darbe üstüne darbeler görmüş, 1974'te Kıbrıs operasyonuna tanık olmuş bir halk. Yunan halkının başka bir özelliği de kendi arasında hep ikiye bölünmüşlüğü... Buna birkaç örnek verelim:

* Yunan ordusu, 1. Dünya Savaşı'nda Ege sahillerini işgal ederken, Atina'da Yunan taaruzuna karşı çıkanlar hükümeti düşürdü. Ancak kendileri iktidara geldiğinde Yunan ordusunu Anadolu'nun içlerine ilerlettiler. Yunan ordusu bozguna uğrayınca Atina'da askeri darbe oldu ve Yunan ordusunu Ankara'ya gönderen siyasetçiler ipe çekildi..

* 2. Dünya Savaşı'nda İtalyan ordularına karşı savaşan Yunanlılar, daha sonra Alman işgalinden kurtulamadı. Alman işgaline direnenler, kendi vatandaşlarının para karşılığındaki "ihbarları" üzerine kurşuna diziliyordu. Savaşın sona ermesinden sonra Almanlar'a karşı direnen Komunistlerle Yunan hükümet ordusu arasında kıyasıya bir savaş başladı. İki kez üst üste yaşanan iç savaşta Yunanlılar ideoloji uğruna birbirini, kesti, astı, öldürdü.. İç savaşın hala kanayan yara ve izleri günümüzde toplumsal ve siyasi sahnede görülüyor.

Geç demokrasi
* Demokrasi, her ne kadar da antik Yunan uygarlığının eseriyse de çağdaş Yunanlılar demokrasinin nimetini çok geç tatmaya başladı. Yunanistan yakın tarihinin en son askeri darbesi 1967'de Albaylar tarafından gerçekleştirildi. 7 yıl boyunca Cunta'ya karşı direnildi. Darbe mimarlarının "ihtilal" adını verdikleri yönetimde çıkardıkları anayasa gereğince, Yunan Silahlı Kuvvetleri "hem dış hem de iç düşmana karşı demokrasi ilkelerini korumakla" görevlendirildi.

Bunun sonucunda Yunanistan Avrupa Konseyi'nden kovuldu.. Yunan halkının büyük çoğunluğu, iç savaşa tanık olduğu için Cunta yönetimine karşı mücadeleyi sürdürdü. İşkenceler, temsili infazlar, basın yasakları, fikir ve düşünce mahkumları, siyasi tutuklular birbirini izledi..

t Darbeciler, bu kez Kıbrıs'a göz dikti. Kıbrıs'ta Atina benzeri mini bir darbe yaparak Kıbrıs'ın yasal cumhuriyetini devirmek isteyen cuntacılar, Kıbrıs'ta etnik temizlik yapan Rum milliyetçileri, aynı zamanda darbeye ve etnik temizliklere karşı çıkan Rum solcuların üzerine de saldırttı. Bunun sonucunda Türkiye, Kıbrıs operasyonunu gerçekleştirdi..

* Yunanistan gerçek demokrasiye 1974 Kıbrıs operasyonundan sonra Cunta'nın çökmesiyle ulaştı. Solcular ve Sağcılar artık ideolojik savaşlarını tabancalarla değil; kalemlerle vermeye başladı..

17 Kasım olayı
* Yunanlılar'ın olaylara bakışını anlayabilmek için verilmesi gereken başka bir örnek de şu: 17 Kasım 1973 yılında Yunanlı üniversite öğrencileri askeri yönetime karşı en büyük ayaklanmayı yaptı. Birçok öğrenci öldürüldü, kimi işkence gördü. Yunanistan 1974'te demokrasiye kavuşunca "17 Kasım" adlı terör örgütü çıktı ortaya. Bu örgüt, Cunta zamanında işkence yapan polisleri teker teker öldürdü. 17 Kasım, daha sonra işleri büyüttü ve Atina'daki Amerikan ajanlarını öldürmeye başladı. Yunan halkı bugüne kadar tek bir üyesinin bile yakalanamadığı 17 Kasım terör örgütüne hiçbir zaman, Türk insanının PKK'ya karşı duyduğu kini beslemedi.

YARIN: Sağcılar ve Solcular Stelyo Berberakis


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır