kapat

02.07.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
intermerkez
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
"Fingirdek" tartışmalar
Dün, kadınların "naçizane" düşüncelerini ortaya koydukları fikir münazaralarına katıldıklarında, belden aşağı saldırılara maruz kaldıklarına dikkat çekmiştik. Bugün, o "meşum" 32. Gün programı ile ilgili çıkmış yazılardan alıntılara ve ilgili görüşlere yer veriyoruz. İlk söz, "kapak kızı" Nevval Sevindi'nin...

Farklıyım, öyleyse vurun!..
32. Gün programında vuku bulan tartışma nedeniyle şahsınıza getirilen eleştiriler, daha çok cinsiyetinizi hedefliyordu. Bunu neye bağlıyorsunuz?

Hikmet Çetinkaya, ortada hiçbir şey yokken, tamamen kadın olmama ilişkin "ithamlarla" belden aşağı saldırıda bulundu. Bu hıncı, korkaklıklarına bağlıyorum. Ben, sonuçta, bir bilgi üretiyorum ve korkmadan fikirlerimin arkasında duruyorum. Böyle yaptığınız zaman, insanlar sizi ille ki sindirmeye çalışıyor. Korkmamı, susmamı, genel kabul gören sınıfa dahil olmamı istiyorlar. Ben bir yere dahil olmak istemiyorum. Kafamdaki tezlerin peşinden gidiyorum. Benim bugüne kadar ortaya koyduğum düşünceler belli. Okuma yazması olan herkes, bugüne kadar yazdıklarıma ulaşabilir. Ben, kültürün özüyle ilgili çalışmalar yapıyorum. Sosyal bilime dair düşünceler üretiyorum. Sosyal bilimin sonuçları siyasidir. İktidar, bunu kendi faydası için kullanır. Benim düşüncelerimi, kendi şablonlarına ve prototiplerine uygun olarak kullanamıyorlar. Düşüncelerimi değiştirmemi ya da bir şeyler uydurmamı istiyorlar. Ben uyduramam. Benim bu konuyla ilgili tezim var; iki yıl önce kitabım yayınlandı. O zaman bu konuyla ilgili hiçkimse tartışmadı, çıt bile çıkarmadılar ama nedense çok öfkelendiler. Ku Klux Klan'da, insafa gelen bir beyaz olursa, klan üyeleri daha çok o beyaza sinirlenirmiş. Önce onu döver, sonra zenciyi yakarlarmış. Benim durumum da o insafa gelen beyaza benziyor biraz.

Biraz daha -tabiri caizse- çirkin bir kadın olsaydınız, fikirlerinizi daha rahat kabul ettirebilir miydiniz sizce?

Kesinlikle... Bunu hayatım boyunca düşündüm. Hayatımı çok zorlaştırmıştır bu durum. Ama yine de çirkin bir kadın olmadığıma memnunum.

Peki yıllar içinde, bir "kadın fikir adamı" olarak, böylesi durumlarla karşılaşmışsınızdır. Geliştirdiğiniz bir savunma mekanizmanız var mı?

Valla benim tek savunmam, içten olmak. Kızgınsam, kızgınlığımı belli ediyorum. Tek silahım da bilgi... Toplum size; "Birey olmayacaksın. Küstah kadın, burnunu sürteceğiz..." diyor. Benim burnum öyle kolay kolay sürtünmez.

Siz kadınlardan da eleştiri alıyorsunuz. Kadın dayanışmasının erkeklerinkine nazaran daha zayıf olduğunu düşünüyor musunuz?

Kesinlikle. Erkekler, sırf erkek oldukları için, birbirlerinin fikirlerine katılmadıkları durumlarda bile birbirlerine omuz verirler. Ben bu durumun adını koydum: "Kadını sevmeyen kadın aydın kadın değildir," diyorum. Bana yöneltilen saldırılar yüzünden pek çok yere telefon açtım. Yalnızca Gülay Göktürk aydın olmanın namusunu korudu. Bu hakareti hazmetmeyerek, kendi namusunu da korudu bence. İlk önce Can (Dündar) yazmıştı. Şahin Alpay yazdı... "Beni savunmak yine bir erkeğe düştü," diye düşünüyordum. Perihan Mağden, resmen nefret kusmuş... Her şeyimi aşağılamış... Hiçbir şeyin önemi yok. Ne kitaplarımın, ne okuduğum okulların... Çok ciddi bir çifte standart uygulanıyor bence. Erkek yardakçısı kadınlar var... Dayanışma ruhu göstermiyorlar.

Kadının "zayıf" yönü...
İşin eğlenceli tarafı, hem kadın, hem erkek, her iki tarafın da bunu yapması. Erkeklerin, ama beyin yapılarından, ama kültürel yapılarından olsun, mantık silsilesi, kadınlara göre daha güçlüdür. Laf yetiştiremediklerinde, fikren zayıf kaldıklarında, bu durum, erkeklerin egosunu yaralayan bir şey oluyor. Mantık silsileleri daha güçlüdür ama bu öyle konuşacaklar ve öyle davranacaklar anlamına gelmiyor! Dolayısıyla, dünya görüşleri, estetik ve ahlâk yönleri zayıf kaldığında, kadınların zayıf olan yönlerine vurmaya başlıyorlar. Bu zayıf yönler de nedir? Bir, cinsellik; iki, güzellik... Çirkin feminist diye bir laf vardır, düşünsenize... İşin komiği bu laf doğrudur da; güzel feminist çok azdır. Adamlar fikir münazaralarında geri kalmaya başladıklarında, kadının cinselliğine vurmaya başlıyor. Bu vuruş da, ya kadının frijit ya da orospu olduğu yönünde kendisini gösteriyor. Kadınlar için ikisinin arasında bir yer olamazmış gibi. Kadınlar da, bir şekilde zayıf kaldıklarını hissettiklerinde, benzeri türde bir saldırıyı erkeklere uyguluyorlar. Erkeği başka erkeklerle kıyaslayıp, diğerlerinin daha yakışıklı, daha iktidarlı, güç sahibi ya da daha paralı olduğunu söylüyor. Nevval Sevindi, bu programda, görüntü olarak iki kere "haksız" konuma düştü. Programda, ilk hakarete uğrayan Nevval aslında ama dolaylı yoldan... Nevval, bunun karşılığını birebir vererek ("Sensin köpek!") televizyon mantığına göre direkt saldırdığı için kötü oluyor. Hem bu yüzden, hem de dolaylı yollara sapmadığı ve daha "erkeksi" bir tavır sergilediği için kötü oluyor...

Kadın olmak...
"Erkeklerin en güçlü silahları, hafifmeşreplik imâlarıdır. Sürekli açığınızı kollar, en küçük bir fırsat yakaladılar mı saldırırlar. Düşünün ki, bazen elinizdeki bir içki kadehi, ya da bi tef bile, yıllarca aleyhinize delil olarak kullanılabilir. Bu imalardan korunmak için, bir erkekten on kat daha "mazbut" olmanız, hiçbir açık vermemeniz gerekir. Ama bu da kâr etmez. Bu defa da namus kumkuması diye dalga geçerler. Cinsiyetinizi sakınmadan ortaya koyarsanız, kışkırtıcı olmakla eleştirilirsiniz, kadınlığınızı fazla gizlerseniz, bu defa da erkeksiliğinizle alay edilir. Genç ve bekârsanız, koca bulmaya uğraştığınızı imâ ederler. Genç değilseniz, bu defa da evde kaldığınız için hırçınlaştığınızı söylerler. Sizi en fazla incitecek şeyin çirkinlikleriniz olduğu düşüncesiyle bedeninize karşı saldırıya geçerler."

Tipik medya...
Ben, bunu medyanın genel tavrı olarak algılıyorum ve kadın-erkek olarak ayırmanın çok da doğru olduğunu düşünmüyorum. Askerliğini bir süre erteledi diye Tarkan'ın bütün "kirli" çamaşırlarını ortaya döken, ya da kitabı çok sattı diye Orhan Pamuk'un "zaten vatan haini" olduğuna hükmeden medyanın tutumuyla, Nevval Sevindi'yi açık pozlar verdi diye topa tutan medyanın tutumu arasında bir fark göremiyorum. Medyanın genel tavrı, bu gibi olayları malzeme etmek yönelimindedir. Bunu da eleştirmek için değil, yalnızca bir tespit olarak dile getiriyorum.

Belden aşağı...
"Sizce bu kadar hassas bir tartışmayı, biraz daha itinayla ve "bel altı vurmadan sürdürmemiz gerekmiyor mu? Son bir hafta içinde Türkiye'yi kutuplaştıran Fethullah Hoca mevzuunda madalyonun iki yanında yer alanlar, her ne kadar taban tabana zıt görüşler savunsalar da, çoğunlukla aynı üslubu ve taktikleri paylaşıyorlar."

Ayda bir aşık olur...
Hikmet Çetinkaya (Cumhuriyet Gazetesi Yazarı):

"İddiaya göre Nevval Sevindi, Van'a Özel Serhat Lisesi'ni gezmeye gider birkaç yıl önce... Fethullahçı lisede yakışıklı bir Nurcu öğretmen Nevval Hanım'a eşlik eder. Ayda bir aşık olmakla ünlü Nevval Hanım, Nurcu öğretmenle tanıştıktan sonra Fethullahçı olur."


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır