|
|
  
Aliye kıskanıyor mu?
Kıskançlık... En çok karşılaştığım soru... Aliye Mehmet'i kıskanıyor mu? Doğduğunda kıskanmadı. Hatta Mehmet'in doğduğu dönem, Aliye'nin en sevimli davranışlarının başladığı dönemdi.
Kelime ve cümle kurmalara başlamıştı. Yarım gün okula gidiyordu. Resim yapmasını, hamurla oynamasını çok seviyor, puzzle oynuyor, arkadaşları ile vakit geçiriyordu. Hatta gezmeye bile hep Aliye ile gidiyorduk. Mehmet evde kalıyordu... Düzen böyle sürerken, Mehmet de ayağa kalkmaya, etrafa gülücükler saçmaya başladı.
Mehmet'in evin içinde konumu değiştikçe Aliye de yaşadığı hayatı Mehmet ile paylaşmaya başladı... En başta da oyuncaklarını... Paylaşmak çok zor oldu Aliye için... Ama kıskançlık nedeniyle değil, yaş dönemi nedeniyle paylaşamadı oyuncaklarını (bana göre). Yemek saatlerinde birlikte oldular, uykuya aynı zamanda gitmeye başladılar. Dolayısıyla, bizimle paylaştıkları zaman da aynı oldu.
Aliye'nin değişimi...
Aliye o geçiş devresinde de kıskanmadı Mehmet'i... Ama Mehmet ne zaman yürüme denemelerine girişti, işte o zaman Aliye'de bir değişim oldu.. Mehmet'in attığı 2-3 adım, çevremiz ve bizler tarafından coşkuyla karşılandı... Teşvik edici alkışlar ve aferinler aldı Mehmet... (Nasıl almasın, 16 aylıkken yürüdü) İşte bu ilgi Aliye'nin dikkatini çekti. Belki Mehmet'i kendine rakip görmeye başladı, bilemiyorum... Mehmet'i alkışlamayacak mıyız, elbette alkışlayacağız. Aliye kıskanmasın diye övmeyecek, sevmeyecek miyiz, elbette seveceğiz... Onun da sevgiye, ilgiye, takdire ihtiyacı var... Aliye'nin bu kıskançlıkları kırıntı olarak kaldı, sanıyordum... Ama biz başka bir hata yaptık. Mehmet ve Aliye'nin yaptıklarına karşı, farklı tepkiler verdik. Diyelim, Mehmet bardağındaki suyu yere döktü... Tepkimiz, birazcık kızgın "oğlum yapma" gibiydi. Aliye aynısını yapacak olsa tepkimiz çok farklıydı. "Ne yapıyorsun SEN?.. Bebek misin?!. Koca çocuk oldun..." Oysa o koca çocuk henüz üç yaşındaydı. Sanıyorum bu tarz ikili tepkimiz bir hafta gibi sürdü... Belki bir-iki gün daha fazla da olabilir.
Hatamızı fark ettik!
O yedi-sekiz günün sonunda hatamızı Aliye farkettirdi. Ona ne zaman kızsak, Aliye farklı bir duruş takındı. Bir eli ile diğer kolunun dirseğini tutuyor, diğer eli de burnunu, ağzını tutuyor ya da gözlerini kapatıyor ve ağlıyor... Kafası öne düşüyor, kamburlaşıyor. Önemsemedik, herhalde birisini taklit ediyor dedik. Ama rahatsız ediciydi. Güvensiz, sıkıntılı bir duruştu. Özgür değil, içine dönük bir duruş biçimi...
Huzursuz olduk. İşte o zaman kendimizi de izlemeye başlayınca tepkimizdeki farklılığı gördük. Üstelik Aliye tepkimize karşı bir savunmaya da geçmişti. Hiç farkına varmamışız... Diyelim, Mehmet suyu yere döktü... Aliye hemen "ben yapmadım, Mehmet yaptı" diyordu ki bu hiç onun tarzı değildi...
O zaman biz de tepkilerimizi frenledik, aynı ayara getirdik... Artı, Aliye'nin "Mehmet yaptı" şikayetlerini "Evet, kızım biliyorum... Gördüm. Ondan dolayı kızdım zaten," gibilerinden karşıladık... Bu olayın üzerinden iki ay geçti... Aliye artık; "Mehmet yaptı," demiyor... Çok nadir olarak kollarını öyle kavuşturuyor. Biz de o zamanlarda, ne yaptık acaba diye düşünüyoruz.
Bugün evimize gelenler Aliye bozulmasın diye Mehmet ile ilgilenmediklerinde, Aliye hemen karşılarına geçiyor, Mehmet'i gösteriyor; "Bu da benim kardeşim Mehmet," diyor. "Bu evde o da yaşıyor, ona da merhaba deyin," der gibi... Yolda Mehmet'i severseniz, hemen müdahale ediyor, "Dokunma!" Belki bir şey yaparsınız... Arabadan önce Aliye'yi indiriyorum, kapıları kapatıyorum, "Mehmet'i unutma," diye uyarıyor. Oyun parkına gittiğimizde, orada neye binerse Mehmet ile biniyor, evde onunla çok güzel oynuyor. Tüm bunlara rağmen çevremizdekiler, Aliye'nin Mehmet'i kıskandığını söylüyor. Eğer bizim davranış bozukluğumuz yoksa, korkulacak bir kıskançlık da yoktur, bence...
|
Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|