kapat

29.06.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
intermerkez
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
'Türkiye başarı öyküsü'
Koç Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Dünya Bankası Başkanı'nın Kıdemli Danışmanı John McArthur, dijital devrimin iş yapma şeklini değiştirdiğini söyledi ve "Bana göre Türkiye bir başarı öyküsüdür" dedi

Şelale KADAK

Mart ayında Koç Holding Yönetim Kurulu'na girerek farklı bir bakış açısı getiren Dünya Bankası Başkanı'nın Kıdemli Danışmanı John McArthur'a göre, "Türkiye bir başarı öyküsü."

Hayat standardının her geçen gün yükseldiğini belirten McArthur, herşey mükemmel olmasa da Türkiye'nin sürekli geliştiği görüşünde. McArthur, "Eğitim seviyesi yüksek milyonlarca insan var. Eğitim alamayan kesimler elbette var ama milyonlarca insan modern hayata geçiyor. Sorunlar var tabii, ama doğduğum ülke Kanada'da da var" diye konuştu.

Rahmi Koç'u işdünyasında tanıdığı liderler arasında en mükemmellerinden biri olarak niteleyen McArthur, Koç Holding'de neler yapacağı sorusuna kaçamak cevaplar verdi ve "Şimdilik tanımaya çalışıyorum. Herşeyi anlamak zorunda değilim" demekle yetindi. McArthur, global kriz ve ekonomiyle ilgili sorularımızı yanıtladı:

Krizde masum ülkeler yandı
Sizce global krizin sonu geldi mi? Krizin tüm dünyaya yayılmasını nasıl yorumluyorsunuz?

Geçen yıla göre bu yılın çok daha iyi olduğunu söyleyebilirim. Ancak, krizin ne durumda olduğu her ülkeye göre farklılık gösteriyor. Kimilerinin durumu iyiye gidiyor. Hangi ülkenin ne durumda olduğu konusuna giremem.

Türkiye ve Brezilya gibi ekonomileri o dönemde güçlü olan bir çok ülkede bu krize yakalandı. Birşey kötüye gidince, hemen reaksiyon veririz. Ülkeler de öyle. Böyle olunca, bir çok masum ülke de kendini bu krizin tam ortasında buldu. Dünya birbiriyle o kadar hızlı haberleşiyor ki, televizyondan canlı izliyor, Internet'ten takip ediyor, dolayısıyla da dünyanın öbür ucunda dahi olsa olaylardan kolayca etkileniyor. Asya krizinin insanları daha sinirli ve tedirgin yaptığını gözlemledim. Şirketler yatırımlarını erteledi.

Krizde yapılması gerekenleri belirten koruyucu mekanizmalar yok mu?

Eğer piyasaları koruyucu mekanizmalarımız olsaydı, dünya ekonomik sistemi bugün olduğundan çok daha iyi durumda olurdu. Diyelim ki bir ülkenin tekstil sektörü zora girdi. Bir çok ülke bu durumda adres göstereceği bir kanuna sahip. Aynı şey bankacılık için de geçerli. Ancak bir global kriz sırasında gerekli olan "uluslararası kanunlar" yok.

Bankalara, üreticilere, tedarikçilere ne yapacaklarını gösterecek ne bir uluslararası bankacılık kanunu, ne bir iflas yasası ne de herhangi bir iş kötüye gittiği zaman herkesin anlayabileceği yapılması gereken kurallar var. Ancak henüz o seviyeye gelemedik. Çünkü kolay birşey değil ama bu konu üzerinde çalışılıyor. 200'den fazla çok farklı yapıdaki ülkelerin uyabileceği kanunlar dizisi yapmak kolay birşey değil. Politikacılar en büyük engel. Ayrıca, gelişmiş, gelişmemiş ya da aşırı dinci gibi ülkeler ve liderleri farklı farklı yapıda. Dünya çok çabuk değişiyor. Dünyanın herhangi bir bölgesinde olan şey, diğer bölgeleri çok çabuk etkiliyor. Internet'in hızı ortada. Ama ne yazık ki, bütün bu değişimle uğraşması gereken uluslararası mekanizmalar aynı hızda oluşturulamadı. Geride kaldılar.

Tarihin en zor 10 yılı
Şirket evlilikleri yağmur gibi geliyor. Sebebi global kriz mi?

Birleşmeler ya da satın almalar da bana göre krizin etkisi yok denecek kadar az. Belki bazı Asya ülkelerinde kötü durumdaki bazı bankalar bu yüzden birleştiler ama genelde evliliklerin sebebi yaşanan kriz değil. Her alanda bir devrim yaşanıyor. Dijital devrim dünyanın iş yapma şeklini tamamen değiştirdi.

Örneğin, müşterisine hiçbir banka geleneksel hizmet sunmak istemiyor. Şirketler, çağın gereklerine uygun hizmet sunmak içinse daha büyümek ve güçlü olmak gerektiğinin farkında. Düşünebiliyor musunuz ki, bilgisayar çiplerinin satışı her yıl yüzde 40 oranında artıyor. 10 yıl önce kim tahmin ederdi böyle şeyler yaşanacağını. Tabiki kimse edemedi. Dünya yaratıcı, enerjik girişimcilerle dolu ve bu yaşananların sadece bir başlangıç olduğunu düşünüyorum.

Tarihte böyle bir dönem yok. Mobil telefonun gelişim hızına bakın. Şimdi herkes alıştı bile. İnsanlar şehirlere akın ediyor. Yaşam şekilleri değişiyor. Çok yüksek teknoloji kullanılıyor. Aslında çok zor bir dönem ve kimse neler olduğunu tam olarak anlamadan hızla geçiyor.

Rahmi Koç olağanüstü bir lider
Rahmi Koç'un Yönetim Kurulu Üyeliği teklifini kabul etme sebebiniz nedir?

TÜRKİYE, geçmişten bugüne Ortadoğu ve Avrupa'da bir çok sorunun çözümünde anahtar ülke oldu. Bu ülkenin önemi yadsınamaz. Böyle bir ülkenin tanınmasına yardım etmek istiyorum. Bu nedenle Rahmi Koç, Koç Holding Yönetim Kurulu'na üye olmamı istediğinde kabul ettim. Daha önce de böyle bir görevi kabul edebilirdim ama kimse sormadı. Koç sordu, ben de kabul ettim ama eğer Sabah Gazetesi teklif etseydi, onu da kabul ederdim. Bana göre bu ülke çok daha iyi şeyleri hak ediyor.

Koç Holding'deki göreviniz gereği tavsiyelerde bulunmaya başladınız mı?

YÖNETİME yeni girdim. O yüzden şimdi bir yorum yapmam erken. Daha henüz Rahmi Koç'u tanıyorum. Herşeyi anlamak zorunda değilim. Yönetim Kurulu'nda herkes birbirini dinliyor. Rahmi Koç'a saygı duyuyorum. Klişeleşmiş bir sözdür, birisi için olağanüstü demek. Ama Rahmi Koç tam anlamıyla olağanüstü bir lider. Ona güveniyorum. Dünyadaki bir çok şirkete danışmanlık yaptım ve liderlerine yakın oldum ama Rahmi Koç gibisine rastlamadım.

Enflasyondan 'kim karlı' araştırın
Nobel Ekonomi Ödüllü İktisatçı Miller, "Türkiye'ye tavsiyem, enflasyondan kim kazanıyor, kim kaybediyor araştırılsın. Bence, en çok etkilenen kesim düşük gelirliler ve ellerinde nakit para olanlar" dedi

1990 Nobel Ekonomi Ödülü sahibi Prof. Dr. Merton Miller, bir enflasyon lobisinin varlığına işaret ederek, "Türkiye'ye tavsiyem, ekonomistler son derece detaylı araştırma yapmalı. Enflasyondan kim kazanıyor, kim kaybediyor, bütün sonuçlar her yerde yayınlanmalı" dedi.

Koç Üniversitesi Danışma Kurulu Toplantısı için Türkiye'ye gelen Chicago Üniversitesi İşletme Enstitüsü Robert R. McCormick Üstün Hizmet Kürsüsü Profesörü, 1990 Nobel Ekonomi Ödülü sahibi Prof. Dr. Merton Miller, Türkiye'ye 1985 yılından bu yana her yıl, bazen yılda iki kez geldiğini söyledi. Miller, bu süreçte, yeni gelişmelerin, yeni kurumların ve yeni fikirlerin ortaya çıktığına dikkati çekerek, Türkiye'nin yüksek enflasyon oranlarına rağmen gerektiği gibi gelişmeyi başarabildiğini vurguladı. "Enflasyon vergi toplamanın modern bir şeklidir" diyen Miller, enflasyondan özellikle en çok etkilenen kesimin düşük gelirliler ile ellerinde nakit para ve sabit nominal değerli araçları bulunanlar olduğunu söyledi.

İnsanlar istemese olmaz
Miller, "Türkiye'de enflasyon var, çünkü insanlar belli ki bunu istiyor. Böyle bir olay, eğer insanlar istemese, mümkün değil bu kadar devam edemez" dedi. Miller, şöyle devam etti: "Bir dakikada enflasyondan kurtulabilirim. Şu soruyu sorarak kurtulabilirim. Enflasyon devam etsin mi, yoksa çok geniş bir katmana yayılmış bir gelir vergisi mi başlatayım? İkinci seçenek olarak hükümet bütçesinin yüzde 20'sini keser atarım. Bunu nasıl yaparım, KİT'leri kapatırım, birçok kişiyi işten çıkarırım ve yine şu soruyu sorarım."

Miller, "Türkiye'nin hem bugününe, hem geleceğine inanan bir kişiyim. Kısa vadeli olarak inişler çıkışlar yaşanacaktır, ama insan sermayesi, kaynakları, stratejik pozisyonu ve en önemlisi çok başarılı girişimcileriyle Türkiye'ye çok şans tanıyorum" dedi.

(AA)


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır