


Yeryüzünde ilk kimin fotoğrafı çekildi?
Türkiye, "Cumhurbaşkanlığı seçimlerine" kilitlenmiş olanların yarattığı yapay depremleri yaşamaya devam ediyor. Amerikalılar ise çok farklı ve şüphesiz çok daha keyifli bir tartışmanın içindeler.
Fotoğrafın tarihini tartışıyorlar.
Fotoğrafın ortaya çıkışında, o sıralarda çok genç bir ülke olan Amerika'nın bir dahli yok ama "fotoğraf tarihi" ile Amerika kadar ilgili belki bir ikinci ülke de yok.
Amerika "yaşayamadıklarının" tarihi ile derinlemesine uğraşmakta. Uğraştığı konuların tarihindeki mini depremler de Amerika'yı zevkli tartışmalara sokmakta.
* * *
Marc Pagneux on yıl önce, Paris kıyı mahallelerinden Vanves'in "bit pazarından" bin franka aldığı portreyi tek başına seyretme keyfini sürdürseydi sorun çıkmayacaktı.
Fotoğraf tarihi, "ne bu ilk portreden" haberdar olacaktı, ne de bugüne kadar ki "tarihsel bilgilerin" doğru olmadığından.
Amerikalılar'ın da huzuru kaçmayacaktı.
Amerikalı tarihçiler son on beş yıldır, ilk "portrenin" 1839 yılında çekildiğine dair ısrarlı tartışmalar yaparken, "bit pazarından" alınan ve ilk çekilen portre olduğu kesinleşen resmin tarihi 1837 çıktı.
Tarihçiler için daha da sarsıcı olan iki yılık bir farklılık.
* * *
Redingotu, derin çizgileri, sert yüz ifadesi, rüzgarda uçuşan saçları ile "ölümsüzlüğünü" bu fotoğrafa borçlu olan insana uzun uzun baktım.
Fransa'da çekilen ama şimdi Teksas Üniversitesi'nde bulunan "ilk fotoğrafa" da öyle bakmıştım. O da 1826'da çekilmiş bir manzara resmiydi. Bakmakta olduğum ise ilk "portre" idi. İlk "fotoğraf" ile ilk "insan resmi" arasında onbir yıllık bir süre vardı.
* * *
Fotoğrafın tarihi doğrudan bilim tarihi ile ilgili. Cisimlerin görüntüsü kaydedebilmek ancak "ışığın" kullanılabilecek kadar keşfedilmesi ile mümkün.
Bir poz resmin çekiminin ardında koca bir "insanlık birikimi" var.
İlk tuğlayı koyan da, İngiltere'deki ünlü Oxford Üniversitesi'nin 1215 ile 1221 tarihleri arasında rektörlüğünü yapan Robert Grosseteste olmuş. Grosseteste, Ortaçağ'da doğa felsefesini "matematiğe ve deneye" dayandıran ilk bilimci.
İlk insan fotoğrafına altı-yedi asırda ulaşılmış kısacası.
* * *
Tarih bilinci olmayan toplumlarda genel davranış biçimi, herkesin kendi doğumunu "milad" kabul edip, daha öncesine de külliyen boşvermesidir. Böyle bir iklimde, "ilk fotoğraf" da hiçbir zaman bir konuşma lezzetinin parçası olmaz.
Halbuki, bir anlamda "insan beyinselliğinin tarihi" sayılan bilimin geçmişindeki patikalarda dolanmaya koyulunca, "ilk insan resminin" önemini de görüyorsunuz.
* * *
Fotoğraf tarihi konusunda, Amerikalılar ile Fransızlar arasında rekabet sınırlarını aşmaya aday ciddi bir çekişme var. Bu da tarihten geliyor.
Fotoğrafçılık 19. yüzyıl başlarında Nicephore Niepce ve Louis-Jacques-Mande Daguerre ile başlıyor. Nitekim ilk manzara resmini Niepce, ilk insan resmini de Daguerre çekiyor.
Taş baskıya merak sarmış olan Niepce ışığa bağlı olarak değişen kimyasal maddelerden yararlandı. İlk resmi de 1826 yılında evinin avlusundan çekti. Çekmek için de saatlerce "poz" verdi. Uzun beklemenin sonucu gölgeler hareketlendi ve görüntü pek mükemmel olmadı. Ama çektiği, yaşadığımız dünyanın ilk fotoğrafı oldu.
* * *
Daguerre ise uzun uzun beklemek yerine "ışığın anında etkimesini" sağlayacak farklı bir yöntem peşindeydi. Sonunda, gümüş iyodürle sıvanmış bakır bir levhanın üzerine ışık marifetiyle verilen pozun cıva buharına tutulmasından sonra tuz eriğinde sabitlenmesi durumunda, plaka üzerinde kalıcı bir görüntü oluştuğunu buldu. Bunlar, oyma klişeler üzerine basıldı ve "Daguerreotype" olarak ünlendi.
1837 yılında çekilen resmi de Daguerre, bulduğu bu yöntemle gerçekleştirdi.
Niepce'nin fotoğraflarının çekimi için sekiz saatlik bir süreye ihtiyaç varken, Daguerre, buluşu ile bu süreyi 20 ile 30 dakikaya indirmeyi başardı. Resmine uzun uzun baktığım ilk resmi çekilen insan da böyle bir süre boyunca poz veren ilk kişiydi. Bir iki yıl içinde güneşli bir ortamda kımıldamadan onbeş dakika poz vermek resmin çekilmesi için yeterli olmaya başlamıştı.
Daguerre yöntemi ABD'de hızla bir sanayiye dönüştü. Yöntemi Fransa'nın bulmasına rağmen, 1840'larda Amerika'nın neredeyse her kentinde bir "daguerreotype sanatçısı" vardı.
Kısacası Fransa icat etmiş, Amerika hızla yaşama geçirip yaygınlaştırarak sahiplenmişti. Fotoğraf tarihi konusundaki hassasiyet de buradan kaynaklanmaktaydı.
* * *
İki ülke arasındaki rekabet, Niepce ile Daguerre arasındaki şimdi haksızlık sayılabilecek farklı değerlendirmeleri gidermedi.
Niepce öne çıkarken Daguerre gölgede kaldı. Niepce yüceltilirken, Daguerre tacize uğradı."Sempatik olmayan, rate ressam ve yarım bilgin" olarak nitelendi.
İnsanlığa yaptığı hizmet, "olayı ticarileştirmek" gibi diğerlendirildi. Bugün de Fransa'da Niepce Müzesi varken, Daguerre'nin yok. Buna karşılık Amerika'da "Daguerre Derneği" var. Zaten ilk portrenin, fotoğraf tarihini alt üst eder bir biçimde ortaya Fransa'da çıkması da Fransızlar'ı bu nedenle sevindirdi.
Ancak, ilk portre fotoğrafının ortaya çıkışı ile geçmişteki bu yorumların haklılığı yeniden tartışılmaya başlandı.
* * *
Şimdi fotoğraf tarihi yeniden kaleme alınacak. "Bit pazarındaki" tarih ve imza atılmış bir portre resmi her şeyi değiştirdi.
Her deklanşöre basıldığında, onun ardında 13. asırdaki Grossetesse'den hakkı yenmiş bir Fransız fizikçi olan Daguerre'e ve daha nicelerine uzayan koca bir insanlık geçmişi var.
Bu, Türkiye'yi ne kadar ilgilendirir bilinmez.
Ama, Türkiye'yi Ankara'daki "rant kavgalarından" başka ne ilgilendiriyor ki zaten.