kapat

26.06.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
intermerkez
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ÇETİN ALTAN(caltan@sabah.com.tr )


Avrupa, Türkiye, NATO, Kışla, Cami v.s..

Türkiye'nin yığınla sorunu varmış gibi görünür; oysa Türkiye'nin sadece bir tek sorunu vardır; o da saydamlıktır.

Saydamlaşmak, yahut saydamlaşmamak; işte sorun...

Örneğin zaman zaman ekonomi profesörlerinin de usulca üstünde durdukları gibi, Bütçe'de savunma harcamaları oldum bittim saydam değildir. Daha doğrusu içerdeki kamuoyuna karşı saydam değildir, yoksa Washington'a karşı saydamdır.

Washington'a karşı saydam olup da, Türk kamuoyuna karşı saydam olmayan konular, son dönemlerde sivil iktidarları da tam bir cendere içine almaya başladı..

Ekonominin oksijeni iyice bitti.

* * *

Washington da, İMF de biliyor ki, kamu harcamalarındaki bazı abartmalar dengeye kavuşturulduğunda, Türk ekonomisi beklenmedik bir şahlanma gösterebilir.

Ankara'daki oligarşik egemenliğin sütreli sözcüleri ise, ekonomideki sıkışıklığın nedenini, kalkınmamızı istemeyen dış düşmanlara bağlıyorlar..

"Kabuk devlet" yapılanmasından, "teknik devlet" çağdaşlığına geçememiş, saydamlık dışı bir ülkenin; her aksaklığın nedenini dış düşmanlara bağlaması da inandırıcı olmuyor pek..

Sezdiğimiz kadarıyla Washington, Türkiye'nin bu kronikleşmiş çaprazını sonunda çözümleyecektir. Ama nasıl çözümleyecektir? Bunu 2000'li yılların başlarında, yaşayanlar görecek..

* * *

Eski alışkanlıklarla koşullanmalardan kurtulamayanlar, Türkiye'nin 2000'li yıllarda da saydamlık dışı kalabileceğini ve ülkenin yine beylik demagojilerle yönetilebileceğine inanıyorlar..

Şimdiden dahi görünen o ki, bu mümkün değildir.

Neden mümkün değildir?

Çok ince ve sabırlı bir stratejiyle Türkiye önce sade Avrupa Birliği ile değil, tüm Avrupa ile karşı karşıya getirilmiştir. İçerde dozu artan şoven söylemler de, bu stratejiye yardım etmekte ve kitle duygusallığını sömürerek, Ankara ile Avrupa arasındaki buzulları yoğunlaştırmaktadır.

Herhalde pek de bilinçsiz yapılmıyor bu tür şoven söylemler..

Türkiye'in Avrupa'yla arasının açılmasından sonra uygulamaya sokulan 2. taktik; Kışla ile Cami'nin arasının açılmasıdır.

Bu da gayet başarılı gelişmekte..

* * *

Son toplamda içerdeki ekonomik ve toplumsal bunalımların faturasının dış düşmanlara çıkarılması dönemi tamamlanacak ve özellikle Kıbrıs konsunda gelişecek bir saydamlık perspektivi içinde bu faturalar -belki de- bizim Kışla'nın önüne konmaya başlanacaktır...

Böyle bir "belki" den söz açmamızın nedenleri şunlardır:

1- Yugoslavya'da salt hava harekatıyla da sonuç alınmış olması göstermiştir ki, Pentagon'un bizim vefakâr köylü taburlarına gereksinmesi kalmamıştır. Bizim Barış Birliği'nin, bir barış gücü olarak Kosova'ya alınması dahi savsaklanmada... Kaldı ki Washington'un bu yıl Ankara'ya yaptığı askeri yardım, şaka eder gibi, sadece 1 milyon 500 bin dolardır.

2- Globalleşme sürecinde Washington, bizimkine benzer ülkelerde "egemenlik harcamaları"nın azaltılmasını ve halk kitlelerinin zenginleştirilerek, tüketimlerinin geliştirilmesini yeğlemektedir.

3- Genelkurmay Başkanı Org. Kıvrıkoğlu'nun da, zaman zaman belirttiği gibi, savunma güçlerinin profesyonelleştirilmesinde büyük yararlar vardır. ABD'den sonra NATO'da en kalabalık ordu bizimki. 750 bin kişilik bir kara gücümüz var. Böyle bir kara gücüne artık NATO'nun gereksinmesi yok. NATO ülkelerinin çoğunda zorunlu askerlik bile kaldırıldı. Modern savunma stratejilerinde hem geriye düşmemek, hem de gereksiz harcamalar yapmamak gerekiyor.

4- Soğuk Savaş döneminin kolaycı sloganlarından da kendimizi arıtmamız ve hem daha saydam, hem daha tutarlı, hem "globalleşmeyle" daha ahenkli olmamız şart...

Bizim gönlümüz bunların kendi inisyativimizle gerçekleşmesini ister.. Her değişimi de Washington'un ince stratejileri sonucuna bırakmayalım, ister...

Bilmediğimiz yahut aldandığımız noktalar varsa, hoşgörüle..

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır