kapat

26.06.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
intermerkez
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
GÜNGÖR MENGİ(gmengi@sabah.com.tr )


Canavar tohumu

Aydınlanmasını tamamlamamış toplumların liberal devrim özentileri onları Frankeştayn'ın kaderine mahkum ediyor.

Büyüttükleri canavar onları yiyor!
Bursa'da geçen hafta, tanınmış bir işadamı olan Erhan Güven ile eşi Mine Güven'in orman kenarına terkedilen cesetleri bulundu.

Çift, vahşi bir cinayete kurban gitmişti.

Polis, Bandırmalı bir genci tutukladı. Sanık sorguda kiralık katil olduğunu itiraf etti.

İddiası korkunçtu:

"Beni bu cinayet için Güven çiftinin oğulları olan Mert Güven tuttu!"

Anlatılana göre ekonomik kriz Mert Güven'i de vurmuş, kurtuluş için aradığı parayı babasından istemiş, fakat alamamıştı.

Benzer bir vahşete İzmir de sahne oldu.

Müteahhit Mohis Sezginer, yanında çalışan Murat Geçer adlı genç tarafından öldürüldü. Katil sanığı mahkemede şöyle dedi:

"Ben Mohis Sezginer'i, oğlunun vereceği 30 milyar lira için öldürdüm!"

Çağdaş filozoflardan Prof. Kolakowski "Ahlâki geleneklerin bulunmadığı bir toplumda insan onuruna saygı göstermek için bir neden olabilir mi?" diye soruyor.

Türkiye'de üst üste yaşanan iki vahşet, bu sorunun ibretli cevabıdır.

Alın terinin, üreterek kazanmanın değil, ne yolla olursa olsun köşeyi dönmenin, zengin olmanın idealize edildiği.. Ahlâk ve kültürün intihar edip zengin olma düşünün baş tacı olduğu bir dönemi yaşıyoruz yıllardır.

Geç uyanan, ahlâki ve yasal alt yapısını iyi kuramamış bu toplum, bağrında filizlenen zehirli tohumların hasadını yapıyor şimdi:

Annesini, babasını para için yok eden çocuklar!

Aile, okul, mahalle, ibadethane.. Toplumsal ahlâk ve kültürü yaratan geleneksel kurumlar, siyasetçisi ve aydını gaflete sürüklenmiş bu ülkede savunulmamış ve çökmüştür.

Bunların yerini, başöğretmen ve tek öğretmen olarak şiddet, şehvet, entrika ve ihtiras kutusu olan televizyonlar almıştır.

Çetelerle kuşatılmış bir karanlığa kazayla düşmedik, kendi ihmallerimiz ve günahlarımızla geldik.

Ve yargıda reform yaparak kurtulacağımız noktayı yazık ki geçtik..

Ahlâkı kurumlaştıracak bir rönesansı gerçekleştiremediğimiz takdirde işimiz zordur.

Yok edici direniş

Çiller erken kongreye direniyor..
Neden?. Belli değil. Kişisel iddiasının, ne partiye, ne ülkeye hiç bir iyilik vaad etmediğini bile bile dineriyor.

İktidar olmak için doğmuş bir partiyi yok olma çizgisine getirdi. Şimdi içinde yükselen son var olma direnişini de bencil ihtirası ile kırmaya uğraşıyor.

Parti, ancak iyi bir muhalefet performansı göstererek yeniden dirilebilir.

Ama Çiller'le bunu yapamaz.
O, Kırat'ın süvarisi değil artık, sadece Kırat'ın karnındaki gaz sancısı durumundadır.

Vebalinin kefaretini sadece bir şekilde ödeyebilir: Yeni lider aramak için partiye entrikasız bir yolu açmak..

Milletin iradesine direndi.. Bari partinin içindeki değişim iradesine saygı göstersin.

Bugün değilse, bu hafta.

İstifa etsin!

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır