Nadin TAŞCIOĞLU
Bankalar ve şirketler açısından önemli bir tarih yaklaşıyor: 30 Haziran. Bu tarih, kredi faizlerinin ödenme günü. Çok dillenmese de ekonomi canlanmadığı ve satışlar artmadığı için piyasalarda ciddi bir 30 Haziran tedirginliği yaşanıyor. Bu tedirginliğin nedeni de rakamlara bakıldığında ortaya çıkıyor:
Bankaların şirketlere kullandırdıkları TL kredi tutarı 4.7 katrilyon lira. Bunun bir kısmı spot denilen, kısa vadeli kredilerden oluşuyor. Daha büyük kısmı ise genellikle faizi üç ayda bir alınan rotatif kredilerden oluşuyor. Bankacılara göre bu kredilerin toplama oranı yüzde 60'ın üzerinde.
Diğer yanda miktarı 13 milyar dolar civarında seyreden döviz kredileri var. Döviz kredileri genelde TL'deki gibi aynı tarihe yığılmıyor. Yine de bunların yüzde 25'inin faiz ödemesinin bu tarihe geldiği tahmini yapılıyor. Yüzde 18 civarındaki faiz ödemesiyle 30 Haziran'a gelecek yük 150 milyon dolar civarında. TL karşılığı yaklaşık 65 trilyon. Bu da faiz yükünü 665 trilyona artırıyor.
Kritik soru ise şu: Sanayi kesiminin ekonomik aktivitesi bu faizi ödeyebilecek kadar artabildi mi?
Daralmanın dibe vurduğu yönünde işaret alınsa da, en azından tüm sektörler için canlanmanın başladığını söylemek mümkün değil. Bu nedenle hem bankacılık kesiminde, hem de şirketler cephesinde tedirginlik yaşanıyor.
Bankacılar, Haziran sonu faiz ödemeleri konusunda henüz şirketlerden kredi talebi gelmediğini belirtiyorlar. Ancak 'olay anına' kadar da çok emin olunmayacağını sözlerine ekliyorlar.
Bankaların kullandırdıkları kredi miktarları Mart, Haziran, Eylül ve Aralık sonunda, diğer ara dönemlere oranla önemli miktarda yükselir. Bu, anaparanın faiziyle birlikte yeniden uzatılması veya faiz ödemesi için başka bankalardan kredi kullanılmasıyla ortaya çıkar. Bu kez ise 'artışın' normalin üzerinde olma tehlikesi var.