kapat

24.06.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
micro
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ABDURRAHMAN YILDIRIM(yildirim@sabah.com.tr )


Tıkanma noktası ve rota değişikliği

Meclis'te görüşülmekte olan 1999 Bütçesi'nde açık miktarı neredeyse bir kat daha artırıldı. Bundan altı ay önce 5.5 katrilyon lira öngörülen 1999 Bütçe açığı 8.7 katrilyon liraya yükseltildi. Diğer kamu açıklarıyla borçlanma gereği 11 katrilyon liraya varıyor. Bu da Cumhurbaşkanı Demirel'in ortaya koyduğu gibi, kamu kesimi borçlanma gereğini milli gelirin yüzde 12'sine çıkarıyor. Yüzde 8'den bir yılda yüzde 12'ye sıçramak yüzde 50 oranında bir büyümeyi ifade ediyor.

Ancak mali sektör aynı şekilde büyümüyor.

Bunun sonucunda Hazine ihalesinde 7 aya net yüzde 56 faiz veriliyor. Faizin yüksekliğinden herkes şikayetçi. Reel faizler yüzde 30-40 arasında değişiyor. Daha önceki yıllarda yüzde 25-20 arasında olan reel faizler yaklaşık bir kat artmış durumda.

3 Özel sektörün tavrı- İlginçtir dün TÜSİAD'ın Yüksek İstişare Konseyi toplantısı ile İstanbul Sanayi Odası'nın aylık olağan meclis toplantısı çakıştı. TÜSİAD'da konuşan Bülent Eczacıbaşı, enflasyonun azdırılması pahasına ekonominin canlandırılması yoluna gidilmemesi gerektiğini vurguladı ve "Artık aynı yoldan gidemeyiz; yapısal reformları gerçekleştirmeden sorunları erteleme olanağımız bile yoktur" dedi.

İSO Başkanı Kavi de "Köprüleri yakacak kararlı hükümet istiyoruz" diyerek, iş dünyasındaki rota değişikliğini ortaya koydu. Yani kârları azalan, zor duruma düşen, işçi çıkartan, hatta üretime ara veren sanayi kesimi kurtuluşu günlük çözümlerde görmüyor. Kamu kesiminin enflasyonu yükselterek bütün kesimleri rahatlatmasına kesin olarak karşı çıkıyor. Bu tavır gerçekten önemli.

3 Piyasaların tepkisi- Aslında mali piyasaların verdiği tepkiler de benzer yönde. Hükümetin kurulmasından sonra faizlerin yükselmesi ve borsanın düşmesi reform beklentisini ortaya koyuyor.

Türkiye ekonomisi geldiği aşamada sıkışmış durumda.

1989 yılından beri ekonominin çarklarını döndüren dışardan borçlanma durdu. Hem yerliler hem yabancılar, son küresel krizin etkisiyle 1989'dan berisüre gelen ve gittikçe derinleşen makro ekonomik dengesizliklerin giderilmesini, yapısal reformların yapılmasını istiyor. Siyasi iktidarlar ise bugüne kadar, yani 10 yıldan beri sürekli harcamaları artırdılar. Harcamaların GSMH'ya oranı yüzde 15'den yüzde 1999'da yüzde 34'e yükselirken, bütçe gelirleri yüzde 14'ten yüzde 23'e çıkarıldı. Açık giderek büyüdü. Bugünkü reel faizler de bu açığın büyümesine paralel yükseldi. Yani bugünkü duruma bir günde gelinmedi.

3 Çok söz az iş- Son 10 yılda ülkeyi yönetenler bu harcamaları yaparken hep reformlardan bahsettiler. Ancak şimdiye kadar reform denebilecek bir icraat ortaya çıkmadı. Bugünkü hükümete kadar, çok konuşup da iş yapılmayınca ekonomi tıkanma noktasına geldi.

Hem içerideki ekonomik kamuoyu hem yurtdışındaki ekonomik birimler yeni hükümetten reformları yapmasını bekliyor. Hükümet seçeneksiz ama şanslı.

Sonuç - "Kuş taklidi yaparak balık yakalayamazsın"

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır