kapat

24.06.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
micro
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ATİLLA DORSAY(adorsay@sabah.com.tr )


Rahatça ağlayın

Her an vıcık vıcık bir melodrama kayabilecek bir öykü, sâkin ekonomik, tutarlı bir biçimde anlatılmış. Michelle Pfeiffer, Treat Williams, Whoopi Goldberg harika, ama filmin en büyük kozu büyük rahatlıkla oynayan ve çağdaş oyunculuk dersi veren çocuklar

Okyanus kadar derin" olan nedir? Bir annenin çocuğuna sevgisi mi? Aile denen o garip, karmaşık ve tartışmalı kurumun bireyleri arasındaki ilişkilerin boyutu mu? Yoksa, birden ortalardan kaybolan ve bir türlü bulunamayan bir küçük çocuğun yaralı bir ana-babada yarattığı bunalımın, neden olduğu çöküntünün şiirsel bir betimlemesi mi? Annenin fotoğrafçı, babanın İtalyan kökenli bir restoran işletmecisi olduğu sıradan ve tipik Amerikan ailesi Cappadora'lar, ortanca çocukları, ailenin gözbebeği Ben'in birden ortadan kaybolmasıyla şaşkına dönerler... Anne Beth, eski okulunun toplantısı için geldiği otelin salonunda Ben'i bir an için de olsa ağabeyi Vincent'e emanet ederek bıraktığı için kendini bağışlamaz.

Geçen aylarla birlikte ailenin tüm ilişkileri yozlaşır, mutluluğu gölgelenir. Ama, hep dendiği gibi, zaman en iyi doktordur. Ve herşey, en azından görünürde dengesini bulduğunda, yani tam dokuz yıl sonra Ben çıkagelir. Aile bayram yapar. Ama Ben'in babası diye bellediği bir başka adam vardır. Tüm büyüme çağı, başka insanlarla geçmiştir. Yeniden asıl ailesine ait olması ve mutluluğun hiçbir şey olmamışçasına yakalanması mümkün müdür?

Sakin anlatım
Çok-satan bir kitaptan uyarlanmış bu güzel film, sâkin ve sıradan gözüken (özellikle ABD'de yılda kimbilir kaç bin çocuk kayboluyor!) bir olayı, yine son derece sâkin, ekonomik ve tutarlı bir biçimde anlatıyor. Vıcık vıcık bir melodrama kayabilecek öyküyü, çok az film çevirmesiyle tanınan tiyatro adamı Ulu Grosbard her an denetiminde tutuyor. Bize, gözyaşı bezlerimizi gıdıklamadan, bu garip öykünün tüm tadını çıkarmak, sırası geldiğinde rahatça ağlamak fırsatını veriyor.

Michelle Pfeiffer, Treat Williams ve "hem zenci, hem lezbiyen, hem de polis" rolünde Whoopi Goldberg harika. Ama filmin belki en büyük kozu, büyük bir rahatlıkla oynayan ve küçük birer çağdaş oyunculuk dersi veren çocuklar... Filmi izlerken nedense Türkan Şoray'ı andım. Belki "Körebe"yi anımsattığı için... Sahi, Türkan bu rolü de ne iyi oynardı!...

Gel bana sahici, sahici
Metallica konserinde seyirciden bir dayak yemedikleri kaldı, içimiz acıdı. 'Şıkıdım'ın hardcore yorumuyla Türkiye'den ekmek çıkarmaya çalışan Megalomaniax, bu akşam Rock House'ta

Ayşe Deniz POYRAZ

İKİ hafta önceki Metallica konserinin yankıları hala sürüyor. Öngrupların 'hoyrat' Metallica seyircisi tarafından yuhalanması, hatta bozuk para, vs. yağmuruna tutulması, herhalde Türk Stadyum Konserleri Tarihi'ne geçmiştir... İşte o 'gazilerden,' seyircinin daha anlayıp dinlemeden 'madara' ettiği Megalomaniax, her şeye rağmen Türkiye'de tutunmaya kararlı. Dört Alman ve iki Türk'ten oluşan grup, bu akşam Ortaköy Rock House'da yeni projeleri 'Hepsi Senin Mi'yi çalacak. Girişin ücretsiz olduğu tanıtım partisinde, seyircilerin bu kez "beğendikleri için gaza gelmelerini" uman grup üyeleriyle, bu 'sınav öncesinde' bir akşamüzeri buluşuyoruz.

Tarkan'ın bildik şarkısının hardcore versiyonunu TV'de ilk gördüğümde, "Vay be, kim yapmış bunu" demiştim. Megalomaniax'ın her haliyle 'cool,' ama aklı başında, tahsilli, Frankfurt'lu Türk solisti Kader'in aklına gelmiş bunu yapmak. Meğer Kader, iki sene önce Marmaris'te dalgıçlık öğretirken, turistler ona musallat oluyormuş; "Bu şarkı ne anlatıyor, pek güzel" diye. Gerisi, tam bir 'dumur hikayesi:' "Nereye gitsem o çalıyor, peşimde. Almanya'ya döndüm, radyoyu açtım, yine o! 'Oynama şıkıdım şıkıdım!..' Tamam dedim, ben bunu kendi bildiğim gibi söyleyeceğim, belki o zaman sıkıntım geçer."

Kader, Tarkan'ın da beğendiğini söylüyor. Şimdi iş Sezen Aksu'ya kaldı; beraber haber bültenine çıkma ihtimalleri var. Sezen de OK verirse, tamam; Türk seyircisi Megalomaniax'ı bağrına basabilir artık... Sahi, Türk metalcilerinin sizi yuhalamasının sebebi Şıkıdım mıydı acaba, diye soracak oluyoruz... Bir anda yüzleri değişiyor, süzülüyorlar sanki.

'Biz bir tür yarattık'
"Biz buraya gelmek için 2.5 sene çalıştık, bakın n'oldu... Ben ülkemi tanıyamadım doğrusu. Yaptığımız müzik, sert ve gürültülü; değişik bir tür deniyoruz, hardcoriental, bu türü biz yarattık ve Türk seyircisinin de buna aç olduğunu düşünüyorduk. Ama binlerce kişiye, Metallica'nın önünde çalmak belki de dezavantajdı. Gerçi, baktığımız zaman, seyircinin tempo tutarak yuhaladığını şaşırarak gördük. Sahneden inince de, bize sarılanlar, 'Çok iyiydiniz abi!' diyenler oldu. Tepki tepkidir sonuçta. Sessiz kalmalarından iyidir. Bizi ya sevsinler ya da nefret etsinler."

Anladık ki, yara derin. Ama hüsran baki olmasa bari... Neyse dışarı çıkınca dediklerinin doğru olduğu tescillendi; Almanya'dan taze gelmişler ya, şöyle bir 'İstanbul by night turu' yapalım dedik arkadaşlara. Bir de ne görelim, ünleri çoktan yürümüş bile; Kemancı'da, Mojo'da rapçilerin 'Respect' işaretleriyle karşılanıyorlar. Avrupa'da yıllar önce kendilerini kanıtlamış, Faith No More'dan Billy Gould'un Amerika turnelerini ayarladığı, Almanya'daki hardcore çevrelerinden tam destekli; Biohazard, Cypress Hill, Suicidial Tendencies gibi gruplarla "kanka" olduklarını söyleyen bu 'megalomanyaklıktan çok uzak' çocukları, Türk müzikseveri eminiz hakir görmeyecektir.

Hardcoriental ne ki?
MEGALOMANIAX 1989'da, gruplarından sıkılmış, eğlence peşindeki dört Alman tarafından kurulmuş. 1992'de 'Information Overload', 1993'te 'Dreamland', 1994'te 'Megavier' ve 1996'da 'Hardcoriental' albümleri yayınlanan grup, şimdi de 'Hepsi Senin Mi' ile Türk piyasasına girmeye hazırlanıyor. Grup, dört yıl önce Kader K. ile tanışmış. Kader solistin 'rolünü çalmış' ve grubu çarpıcı bir biçimde değiştirmiş. Rap ve hard rock karışımı, 'crossover' türündeki müziklerine, hip hop ve oriental sample'lar da eklenince, bir de üstüne Türkçe sözler gelince; ortaya 'hardcoriental' diye adlandırdıkları kendi müzikleri çıkmış. Tarzları için şunları söylüyorlar: "Almanya'da genç olmak duygusunu işliyoruz. Türk ve Alman kaynaşmasından yanayız. Almanya'da da Türkçe sözlü çıktı albüm ve içinde sadece şöyle bir not vardı: Eğer sözleri anlamadıysan, komşuna sormayı dene..."

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır