kapat

24.06.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
micro
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
GÜLAY GÖKTÜRK(gokturk@turk.net )


Devleti ele geçirememek

Şu "devleti ele geçirmek" suçlamasının, bu kadar sık ve bu kadar yoğun gündeme gelmesi bir şeyleri kanıtlamıyor mu sizce?

Malum, kendinize ait olan bir şeyi ele geçiremezsiniz; ancak sizin olmayan bir şeyi ele geçirebilirsiniz.

Demek ki, toplumun o kadar geniş bir kesimi devleti "kendisinin" olarak görmüyor ki, ele geçirmek için sürekli faaliyet halinde. Demek ki bizim devlet, o kadar geniş bir kitleyi dışlamış; üstünde yükseldiği toplumdan o kadar kopmuş ki, gün aşırı "ele geçirilme" tehlikesi atlatıyor!

Bunda bir gariplik yok mu?
Elbette var ve bu gariplik, bugün Fethullah Gülen kasedi dolayısıyla yine gündemde olan şu "devleti ele geçirme" kavramı üzerinde biraz düşünmeyi gerektiriyor.

Bana kalırsa Türkiye'nin sorunu, devletin ele geçirilmesi değil, ele geçirilememesidir. Bir zamanlar devleti ele geçiren bir zümrenin, bunu ilelebet sürecek bir imtiyaz olarak görmesi, bu imtiyazı kimseyle paylaşmaya razı olmamasıdır. Sorun, toplumda varolan değişik eğilimlerin, toplumsal güçlerin, hatta sandıktan çıkan hükümetlerin bile, bir türlü devleti ele geçirmeyi başaramamasıdır.

***

Aslında devleti ele geçirmeye çalışmayı suçların en büyüğü olarak ortaya koyanlar, her şeçimin devletin büyük oranda el değiştirmesi için yapıldığını da unutmuş görünüyorlar. Unutmakta da haklılar, çünkü Türkiye'de böyle bir şey olmuyor. Meclis el değiştiriyor, hükümet el değiştiriyor, yani milli irade değişiyor ama, devlet aynı zümrenin elinde kalıyor ve bütün temel meselelerde milli irade ne derse desin o zümre bildiğini okumaya devam ediyor.

Oysa, demokratik devletlerde, sivil toplum içinde varolan her türlü gücün, politik toplumda yansımasını bulması doğaldır. Devlet, toplumdan ve toplum içindeki güçlerden bağımsız, tepelerde bir yerlerde konuşlanmış bir varlık değil, o toplum üstünde yükselen bir organizmadır. Sivil toplum içindeki her güç, her eğilim, beğenelim ya da beğenmeyelim, politik toplumda da yansımasını bulabilmelidir. Zaten, politik toplumla sivil toplumun ayrılmazlığı da buradadır. Devlet ancak toplumla kurduğu bu organik bağlar sayesinde canlılık ve dinamizm kazanır. Dini örgütlenmeler, cemaatler ve tarikatlar da sivil toplumun bir parçasıdır ve onların da, kendi Türkiye projelerini hukuk düzeni içinde ve yasal sınırlar dahilinde, devlet katlarına taşıma hakları vardır.

Peki bunu gizli kapaklı bir biçimde yapabilirler mi?
Gülen Cemaati'nin devlet içindeki kadrolaşma faaliyetinin gizli kapaklı bir biçimde yürütmesini ihanet olarak görenlerin, önce şu soruya cevap vermesi gerekir: Türkiye'de bir yargıç, bir vali ya da bir general, göğsünü gere gere Fethullah Gülen Cemaatine mensup olduğunu deklare etme özgürlüğüne sahip mi? Bunu deklare ederek devlet içindeki görevini sürdürebiliyor mu?

Bu soruya olumlu cevap vermek mümkün olmadıkça, bir Fethullahçıyı, Fethullahçı olduğunu gizlerek devlet içinde yükselmeye kalktı diye suçlamaya hakkımız olamaz.

Kaldı ki, bir cemaat mensubunun aidiyetini deklare etme özgürlüğünün olmaması, sadece kişisel bir özgürlük kısıtlaması değil, toplumu da ilgilendiren bir kısıtlamadır. Çünkü bu durum, toplumun o aidiyetle o makamın bağdaşıp bağdaşmadığı konusunda fikir beyan etme hakkını da ortadan kaldırır.

Bütün bu değerlendirmelerden sonra özetle söylemek gerekirse, suç olan, devleti ele geçirme çabası değil, bunu silahlı bir ayaklanmayla, bir darbeyle, yani şiddet yöntemiyle, zora dayanarak gerçekleştirmeye çalışmaktır. Bu suçun unsurları oluştuysa, Fethullah Gülen Cemaati de yargılanır ve cezalandırılır. Ama suçun unsurları oluşmadıysa, yani şiddet yoluyla bir iktidar değişikliğinin delilleri ortada yoksa, böyle bir faaliyetin bizim hoşumuza gitmemesi, onun suç olduğunu göstermez.

Bundan gerisi politik ve ideolojik bir mücadele konusudur.

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır