Çankaya derken Süleyman Demirel'i kastettiğim sanılmasın, ben sadece deriniyle, sığıyla devletin simgesi olarak Çankaya'yı adres gösterdim.
Evet, bu ülkede babalar günü kutlanıyorsa, bu en başta en büyük babanın, babaların babasının hakkıdır. Bugün yurdun dört bir yanında Devlet Baba'nın Babalar Günü kutlanmalıdır.
Çünkü Devlet Baba, bu toplumun gerçek babasıdır.
Bir insan babasından ne bekler?
Siz bakmayın şimdilerde sıkça duyduğumuz "artık babalar da çocuklarıyla duygusal iletişim içine giriyor, sevgi ve dostluğa dayanan bir ilişki kuruyor" yollu sözlere... Klasik baba rolü bellidir: Babanın görevi, ailesinin maişetini temindir. Babamız bizi besler büyütür, başımızı sokacak bir ev verir, okutur, hastalandığımızda tedavi ettirir, evimizi barkımızı, işimizi aşımızı, sağlımızı hatta harçlığımızı hep o düşünür.
Biz kuşaklardır, bütün bunları devletten beklediğimize göre, gerçek babamız da odur.
Gerçi biraz otoriterdir, serttir ama bu kadar çok çocukla başetmek, bu kadar ağır bir yükü taşımak zorunda olan bir babadan bir de güleryüz ve tatlı dil beklemek zaten insafsızlık olur.
Tabii, hepimizin birer biyolojik babası var.
Ama onlar da işsiz kaldıklarında hemen köprü üstüne çıkıp "devlet baba iş-aş versin" diye bağırmaya başlamıyorlar mı? İlkokuldan üniversite sona kadar, bütün okul masraflarımızı devlet babanın sırtına yıkıp eğitim görevini toptan ona ihale etmiyorlar mı? Doğumumuzdan itibaren, aşılarımızı bile devlet babanın düşünmesini beklemiyorlar mı? Her hastalandığımızda devlet babanın şifalı elini şöyle bir üzerimizde gezdirmesi için yine onun kapısına koşmuyorlar mı? Başımızı sokacağımız bir ev yok diye, devlet babaya sitem etmiyorlar mı? Bankaya para yatırırken bile, çocuk gibi davranıp riski "babalarına" devretmiyorlar mı? Hatta hatta, Titancılar gibi bir takım adamlar tarafından aptal yerine konuldukları zaman bile, hemen devlet babalarına koşturup "Onu yakala" diye ağlaşmaya başlamıyorlar mı? Devlet baba da, biyolojik babamızı kandıran o kötü adamları yakalayıp hapse koymuyor mu? Babalarımızın hepsi de "babalarının işinde" çalışmak için can atmıyor mu? Ve bu şansa kavuşanlar, babalarının işinde çalışmanın rahatlığıyla yan gelip yatmıyor mu? Günün birinde "baba" "iş küçültmeye" ve fabrikalarından birini satmaya kalktığında; orada çalışanlar, sanki babaları onları zengine evlatlık vermiş gibi ağlaşmıyor mu?
Yangın çıksa, sel bassa, gökten kafalarına taş düşse, hemen "Kurtar bizi baba" diye bağırmaya başlamıyorlar mı?
O zaman neden hakkını yemeli?
Bütün babalar göstermelik bu ülkede.
Babalar Günü'nde el öptürmeyi hak eden bir tek baba var o da devlet baba...
O yüzden, 20 Haziran Babalar Günü'nü, bu ülkenin babalık anlayışına ve uygulamasına uygun olarak kutlamak istiyorsak, adını da kutlama şeklini de epey değiştirmeli ve "Devlet Baba'ya Şükran Günü" haline getirmeliyiz.
Her yıl 20 Haziran'da, il il, ilçe ilçe, köy köy meydanlarda toplanmalı, devlet babanın temsilcisi olarak mülki idare amirlerine sembolik hediyelerimizi sunmalı, hep bir ağızdan "Allah seni başımızdan eksik etmesin" diye dualar edip el öpme kuyrukları oluşturmalıyız.
Babalar kusura bakmasın ama, bu ülkede bu kadar büyük, bu kadar güçlü, gerçek bir baba varken, diğer babalar olsa olsa şam babası olur...