kapat

20.06.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
micro
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
SELAHATTİN DUMAN(sduman@sabah.com.tr )


Bu medyaya türkü de lazım..

Bizim pop müziği, popüler olanı izler.. Şimdi beklemedeyim.. Bakalım Unkapanı'ndan hangi uyanık firma basının hallerine bakıp "Bu mesleğin etiğine kuzu yayarım kuzu.. Kuzu yayarım kuzu.." diye kaset yaptırıp tirajları yerinden oynatacak..

Gazeteci esnafı arada bir durup, kendi kendini övmeye bayılır..

Eeee! Övünme krizi geldiği zaman da oturup "Arkadaş ben bir teke zortlatması oynarım.. Benim diyen zeybek ayak uyduramaz.." diyecek değil ya! Lafı oradan döndürür, buradan aşırır "kendinin ne kadar erdemli" olduğuna getirir..

Eğer erdemi az buçuk erezyona uğramışsa bu kez "aklını, ferasetini" övmeye başlar.. Bunu, yazısındaki paragrafların arasına serpiştirilen "Ben yazmıştım, ben söylemiştim.." nakaratlarından anlarız..

ooo

Bizim oynadığımız reklam filmi de vesile oldu, medya leşkerleri arasında kimlere reklam filmi teklif edildiğini, kimlerin bu teklifleri kabul etmediğini öğrenmiş olduk..

Mesala sevgili Meral kardeşime bir tarihlerde astronomik paralar karşılığı reklamda oynamasını teklif etmişler.. "Gazetecilik mesleğinin etiğine su kaçırır" diye kabul etmemiş..

Hangi deterjan daha iyi?
Ben sallamıyorum bunu.. Kendisi köşesinde yazıyor.. Ama ne reklamı olduğunu söylemiyor..

Meral teninin rengi yüzünden doğuştan şanslı bir kadındır.. Yaz mevsimi geldiğinde diğer kadınlar güneşte yanacağım diye kendini damlara, balkonlara yayarlar..

"Aman biraz daha koyulaşayım" diye lop etlerine sürülmedik katkı maddesi bırakmazlar.. Ona rağmen kimilerinin derisi yanmaya değil sadece kızarmaya müsaittir.. Istakoz gibi kızarıp, tel tel derilerini dökerler.. Yine de bir astarlık fark çıkmaz..

Meral ise Erzurum'da damdan dama atlayan kedinin havada donduğu kara kışta bile yanık bir tenle dolaşır.. Teninin yanıklığı ona yurtdışı gezilerinde de avantaj sağlar..

Söz temsili, Amerika'ya vizesiz gitmeye kalkışsa bile pasaport işlemi yapılırken sorun çıkmaz.. Hiçbir beyaz pasaport görevlisi Meral'e "Vizeniz yok.." demeye cesaret edemez..

Çünkü böyle bir hareketin Amerika'da durduk yerde siyah-beyaz kavgasını yeniden hortlatacağından korkarlar.. Böyle bir avantajı olan gazeteciye de reklam teklifi gelse gelse deterjan firmalarından gelmiştir..

Belki de "Bakalım kim daha çok beyazlatıyor.." diye aralarında inatlaştılar, teklif üzerine teklif yağdırdılar.. Ancak Meral'in mesleki etiği su geçirmez cinsten olduğundan kabul ettirememişler..

Yazık oldu.. Bu sayede deterjanları test etmek imkânını kaçırdık..

ooo

Deterjan firmalarının kafayı taktığı bir başka gazeteci de Duygu Asena.. Benim yakın silah arkadaşıma Gelişim Yayınları'nda çalışırken bir firma reklam teklifi yapmış..

Ben de nereden öğrendim..
Bizim Meral kafayı bu reklam meselesine taktırmış ya! Kendi tüketici köşesinde kendisini tükettiği yetmiyormuş gibi çıkan yazılardan birer dosya yaptırmış.. Çiftetelli'de eli ne kadar kalem tutan gazeteci varsa götürüp masalarına bırakıyor..

- "Siz de bir şey yazın.." diye talimat veriyormuş..

Duygu'ya da böyle bir dosya bırakmış.. Duygu da o sırada bir şirket gezisine katılacak.. Yazıya sıkışmış.. "Şu dosyadan bir şeyler çiziktirip fikir makalemi aradan çıkarayım.." diye düşündüğünden konuya yandan giriş yapmış..

Oturup kendisine Gelişim'de çalışırken yapılan reklam teklifini elinin tersiyle nasıl ittiğini anlatmış.. "Öyle bir para teklif etmişlerdi ki kabul etmediğim için arkadaşlar şaşıp kalmıştı.." diyor..

Lafı da fazla uzatmayıp yazısını "Karanfilim biberim, hepinizden dilberim.." diye bitiriyor..

Olay, tarihi sır oldu..

Duygu'nun Gelişim'de çalıştığı yıllarda reklam teklifi alıp almadığını bilemiyorum.. Ben o zaman çok küçüktüm.. İsmet Paşa rahmetli de sağdı..

O vakitler Gelişim'in dolayısıyla Duygu'nun da patronu olan Ercan Arıklı'ya sordum bu reklam işini.. "Ne bileyim?" dedi..

- "Otuz yıl geçmiş aradan.. Hatırlamam mümkün değil.."

Sonra gözlerini duvarda asılı duran Bedri Baykam tablosuna daldırdı.. Yıllardır bakıp bakıp bir mana veremediği bu tabloyu sanki bu sefer söktürecekmiş gibi oldu..

Ben tabloya dair bir şey söyleyecek sandım.. O başka şey söyledi:

- "O zaman bizde çalışan çocuklardan iyi bir teklif alıp da reddedecek birini tanımıyorum.. Mutlaka komik bir şey teklif etmişlerdir.." dedi..

ooo

"Derdini anlatmayana derman mı olur" demiş Aşık Deli Boran.. Yani önce kendine dert icat edecek, sonra çare arayacaksın.. Böyle böyle iyi vakit peyda edeceksin, demeye getirmiş..

Bizim gazeteci esnafının da arada bir çıkardığı çıngarın meali bu..

"Biz iyiyiz, siz kötüsünüz.." demeye getirip sırça köşkün balkonundan sağa sola taş atıyorlar..

Bu meslekte uzun kalanlar çok kavga seyretmiştir..

Bir ağabeyimiz vardı.. Bizde çalışırken karşı tarafından patronlarına sövüp saydı.. Sonra Allah'ın bir hikmeti işte.. Bizden ayrılıp karşıya geçti.. Bu kez bizim patrona küfür yağdırdı..

Sonra yeniden bize dönüp, bir önceki patronuna sövüp saydı.. Bu anlattığım roman gibi gelecek ama bir kez daha gazete değiştirip üçüncü bir patrona gitti.. Oradan da iki eski patronuna birden sıvama yaptı..

Benim anladığım kadarıyla patronlarının hiçbiri hakında kötü niyet taşımıyordu.. Onun derdi küfür edip kavga çıkarmak, kendini her daim formda tutmaktı..

Şimdi haklı olarak "Maksat küfürse oturup hükümete etseydi ya! Ne diye kendini yırmış?" diyeceksiniz..

Lakin bu ağabeyimiz; hükümetlerin her türlü küfüre idmanlı olduğunu, o yüzden ağzından çıkan lafın kuru ayazda ıslık yerine geçeceğini bildiğinden yönünü bize çevirmişti..

Şimdi medyada topluca yapılan "gazetecinin etiği, tüfeğimin tetiği" konulu gülbank duasına bakıp bakıp;

- "Kulpu kendinden büyük testi, şiş göbeğini kim kesti?" diye sormak zorunda kalışım bundandır..

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır