kapat

20.06.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
micro
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Babalar çok etkiler
Babaların kızlarıyla olan ilişkileri onların gelecekteki hayatlarını belirleyen en önemli unsurdur.

Hiç dikkat ettiniz mi... Her yıl haziran ayı geldiğinde aynı belirsizlik yaşanır ve birçok insan birbirine aynı soruyu sorar; "Babalar Günü ne zamandı?" "Haziranın ilk pazarı mıydı, yoksa üçüncü mü?" "Yok yok, ikinci pazarı olmalı!" Nedense, Anneler Günü'yle ilgili böyle bir şüphe yaşanmaz. Bunun sebebi, kadınların özel günlere, erkeklere nazaran daha fazla önem vermesinden kaynaklanıyor olsa gerek...

Neyse, konumuz bu değil. Bugün Babalar Günü. Ve biz, yazı dizimizin ilk gününden beri söylemeye çalıştığımız gibi, tüm babaların şunu bilmesini istiyoruz: Siz bizim için çok önemlisiniz. Daha annemizin karnındayken başlıyor aramızdaki diyalog ve küçük bir çocukken de, evli-barklı kadın olduğumuzda da size olan ihtiyacımız hiç bitmiyor, bitmeyecek de...

Kişilik ve aile yapıları gereği her baba-kızın ilişkisi birbirinden farklıdır. Bu sayfada yer verdiğimiz mektuplar da, üç ayrı kadının babalarıyla olan ilişkilerini, babalarının hayatlarını nasıl etkilediğini ve onlara karşı duygularını yansıtıyor... Birçok baba ve kızın bu mektuplarda kendilerini bulacağını sanıyoruz...

"Sevgisini hiç belli etmedi"
Çok isterdim ben de, "baba" kelimesinin güzel, sıcak, sevgi dolu bir şeyleri çağrıştırmasını içimde; "Benim tatlı babam..." diye başlayan cümleler kurup; arkadaşlarımla biraraya geldiğimde onunla ilgili anlatacak güzel anılarımın olmasını...

Daha dünyaya geldiğimi farkettiğim andan itibaren, ellerini hissettim yüzümde. Okşamak için değil ama, vurmak için. Geceleri korku dolu gözlerim kapıda, kısık seslerle telefonda konuşurdum arkadaşlarımla. Ne gezilere katılabildim, ne de pantolon giyebildim. Diğer kız arkadaşlarımınki gibi bir erkek arkadaşım olsun istedim. Benim kapalı kapılar ardındaki hayatıma en fazla 1 ay katlanabildiler. Okula gönderdi ama, dersler biter bitmez evde olmam şartıyla.

Ya kızarsa, ya döverse?
Eve geleceği zaman nasıl da çarpardı yüreğim, 'acaba sinirli mi?' diye. En ufak bir şeyi bile sormak nasıl da işkence haline gelirdi her defasında. "Ya kızarsa, ya döverse"lerle geçti gençliğim.

Üniversiteyi bitirip, avukat olduğumda bile asıktı suratı, sanki yine bir suç işlemişim gibi. Oysa biliyordum, en büyük hayaliydi üniversiteyi bitirmem. Ve başka hayalleri de vardı; evlenip yuva kurmam, anne olmam, güzel bir evde oturmam gibi... Benim için hayaller kuracak kadar sevdi aslında beni, ama hiç belli etmedi.

Şimdi düşünüyorum da, belki de sevgisini belli etme korkusuyla böylesine katı, böylesine soğuktu bana karşı. Beni sevmemeliydi, evdeki otoritesini kabul ettirmek için, baba olduğunun ispatı için, erkekliğin sorumluluğunu yerine getirmesi için böyle davranması gerekiyordu. Babam bana olan sevgisini hiç belli etmedi. Aslında şimdiki mantığımla kavrayabilseydim bazı şeyleri, ondan korkup kaçmak yerine üzerine giderdim. "Ben seni seviyorum" derdim, inatla dikilip karşısında. Sevgini göstermesen de, seni seviyorum!"

"Ben ilk ondan öğrendim"
"İki kızın ardından geldim ben onun için. Biraz erkek, biraz kız, ama onun, sadece onun oldum hep. Babamın ablamlara koyduğu pek çok kural ve mesafe benim bir bakışımla, tek dokunuşumla eridi gitti zaman içinde. Hep daha yakın olduk babamla. Onlar biraz çekindiler babamdan, benim kadar yakın olmadı ilişkileri ama sevgi eşitti. Ben sevdiklerim arasında ayrım yapmamayı babamdan öğrendim ilk.

Kurallar koydu bana ama bu kuralları lehime esnetecek kurallar da oldu hep. Kendimle ilgili kararları hep kendim aldım, yol gösterdi, fikir verdi ama asla kendi doğrularında zorlamadı beni. Birbirimizin kurallarına saygılı olduk. Ve ben insanlara ve onların fikirlerine saygılı olmayı da babamdan öğrendim ilk.

Erkekler konusunda temkinliydi elbet, hatta bazen tepki gösterdi. Ama tepkisini açıkladı. Ve ben arkadaşla sevgili, iyi niyetle kötü niyet arasındaki farkı böyle öğrendim babamdan.

Gezmeyi, eğlenmeyi herkesten çok sevdi hep. En neşeli, insanları çoşturan, o oldu. Bizlerle birlikte olmaya daima zamanı vardı ama, olmasa da yarattı. Her şeyi bizlerle yapmaktan zevk aldı. Ve ben sevdiğim insanlarla birlikte bir şeyler yapmanın zevkini ilk böyle öğrendim babamdan.

Para hayatında en önemli şey olmadı hiç bir zaman. Ama hiç bir şeyimizi eksik etmedi. Parayı bir araç olarak gördü ve hep mutlu oldu. Ve ben paranın esiri olmamayı, onu bir araç olarak görmeyi babamdan öğrendim ilk.

Sevgisini bonkörce gösterdi hep. Arkamızda, önümüzde değil de hep yanımızda olduğunu hissettirdi bize. Ve ben sevgimi paylaşarak çoğaltmayı, birini sevmenin hazzını ve sevilmenin güvenini babamdan öğrendim ilk.

Hep gururlu ve onurlu oldu. Kendinden, fikirlerinden asla ödün vermedi. Ve bunun huzurunu yansıttı bize. Ve ben fikirlerime sahip çıkmayı, inandığım şeyler için savaşmayı, onurlu yaşamayı böylece babamdan öğrendim ilk.

Ve ben kadın olmanın güzel bir şey olduğunu babamdan öğrendim ilk. Bir kız çocuğu olarak dünyaya gelmemin babama verdiği mutluluktan ve her fırsatta "10" erkeğe bir kızının tırnağını bile değiştirmeyeceğini söylemesinden.

Ve ben ben olmayı babamdan öğrendim ilk. Beni ben olarak sevdiği için.

Ben de seni sen olduğun, benim babam olduğun, Karakaş'lım olduğun için seviyorum.


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır