kapat

17.06.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
micro
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
COŞKUN KIRCA(ckirca@sabah.com.tr )


Kosova'dan dersler

Yugoslavya, NATO'nun şiddetli hava bombardımanları karşısında askeri birliklerini, polisini ve yarı-askeri birliklerini Kosova'dan kademeli şekilde toplam 11 gün içinde çekmeyi kabul etti. Böylece NATO, önemli bir askeri zafer kazanmış oldu. Bu savaştan çıkması gereken ilk ders, kara kuvvetleri kullanılmadan veya inandırıcı tarzda kullanılacağı tehdidinde bulunulmadan benzer bir direnişin kırılamayacağının ispatlanmış olmasıdır. Gerçekten Başkan Clinton'un daha önceki pek hatalı beyanlarının aksine nihayet kara kuvvetlerinin kullanılacağını inandırıcı bir üslupla söylemesi Yugoslavya'yı anlaşmaya zorlayan başlıca unsur olmuştur. Fakat, Batılı ülkelerin zaiattan korkma huyu ortadan kalkmış değildir. Böyle olunca NATO'nun milletlerarası jandarmalık görevindeki kararlılık ölçüsünün tartışılması bundan sonra da devam edecektir.

Sırplar kaçıyor!
Şimdi Kosova'nın kuzey bölgelerinde yaşayan Sırplar, geri dönecek olan Arnavutlar'ın intikam saldırılarından korktukları için Yugoslavya'ya göç ediyorlar. Bununla beraber, NATO birliklerinin işini güçleştirmek için sivil kıyafette bazı silahlı Sırp unsurlarının orada kalarak rahatsızlık çıkarma taktikleri uygulamaları kuvvetli bir ihtimaldir. Kosova NATO birlikleri için bir gezinti yeri olmayacaktır.

İlk yapılması gereken tespit Sırplar'ın ruhi durumuyla ilgilidir. Sırplar samimiyetle NATO'ya karşı bir askeri zafer kazandıkları inancındadırlar. Bu tespit, Sırp milliyetçiliği denilen insan haklarını tanımayan sin farklılığına dayanan doktrinin sağduyulu düşünceyi tamamiyle yok ettiğini gösteriyor. Bu yüzdendir ki Miloseviç, sanırım ki hâlâ Sırp vatandaşlarının büyük çoğunluğunun desteğine sahiptir.

Avrupa nerede?
Yugoslavya'ya kaçan Kosovalı Sırplar, 1974 Ağustos'unda Kuzey Kıbrıs'tan Güneye kaçan Rumlar nasıl Türk birliklerinin baskısından ötürü değil, Türk ordusunu kendi çetelerine benzer sandıklarından suçluların telaşı içinde yollara dökülmüşlerse, şimdi de Kosovalı Sırplar Arnavutlar'ın intikamından ödleri patladığından memleketlerini kendiliklerinden terkediyorlar. Bu olgu gösteriyor ki milletleşmiş iki toplumun uzantılarını bunca zulme katlandıktan sonra Kıbrıs'ta beraberce yaşatmak nasıl mümkün değilse, Kosova'da da mümkün değildir. Bu olgu Batı Avrupa'nın olgusu değildir; ama Balkanlar'ın ve Doğu Akdeniz'in olgusudur. Bu sebeple, NATO'nun da, Avrupa Birliği'nin de, Kosova'daki yeni siyasi örgütlenişin modelini kendi değer yargılarına göre şekillendirmeye kalkışmalarıyla meselenin çözülmüş olmayacağını; sadece geçici olarak pamuk ipliğine bağlanmış olacağını anlamaları lâzımdır. Ama bellidir ki gelecekte yeni dersler almadan Amerika ile Batı Avrupa bu gerçeği göremeyeceklerdir.

Rusya süper güç değil!
Kosova seferi sonucunda ortaya bir kez daha çıkan bir başka gerçek de, Rusya'nın Amerika ve NATO karşısında bir süper güç olmaktan uzunca bir süre için çıkmış olduğudur. Her nekadar Rusya'nın elinde hâlâ büyük bir taktik ve stratejik çekirdeksel güç bulunsa bile, bu ülke, bu gücüne sırf taktik planda dahi inandırıcılık ve caydırıcılık veremez haldedir. Rusya, iflâs halinden kurtulabilmek, ahalisinin en basit ihtiyaçlarını karşılayabilmek ve iyi işleyen bir piyasa ekonomisini yerleştirebilmek için Batı'nın çok önemli ölçüde yardımına muhtaçtır. Böyle bir Rusya'nın dünya politikasında, hatta Balkan politikasında kayda değer bir rol oynayabilmesi mümkün değildir. Sırp halkı hâlâ Rusya'nın himayesinde olduğunu sanıyor; kendisine özgü kendinden geçmişliğin ektisinde uzun bir süre için böyle olacağını sanmaya da devam edecektir. Hatta Priştina Havaalanı'na, kaşla göz arasında mal götüren korsan misâli, yerleşme hınzırlığının sonucu da o 150-200 kişilik birliğin benzinsiz, yedek parçasız ve yiyeceksiz kalarak NATO birliklerinin merhametine muhtaç hale geleceği gerçeği ortaya çıkınca bile Sırp halkı hâlâ hayal görmeye devam edecektir.

Avrupa ve jandarmalık
Kosova seferinden alınması gerekli derslerden biri de, AB'nin Avrupa jandarmalığı heveslerinin şu sırada görülebilir hiçbir gerçekleşme imkânına sahip olmadığıdır. Sırf barışı korumak işleviyle Kosova'ya 35-40 bin civarında meslekten asker göndermek hayli kolay bir iştir; ciddiyetle savaşmak başka iştir. Kosova'da Amerika'nın AB'nin asla erişemeyeceği katkısı olmasaydı Avrupa hareketsiz kalmaya mahkumdu. Bu gerçeğin bugünden yarına değişmesini beklemek için görünürde hiçbir sebep yoktur.

Ortodoks ittifakı
Türkiye için en önemli sonuçlardan biri, Atina'nın Balkanlar'da Rus desteğiyle gerçekleştirmeye çalıştığı Ortodoks ittifakının kesinlikle suya düşmüş olmasıdır. Balkanlar'da Atina'nın yanında sadece dünyadan kendisini tecrit etmiş harap bir Yugoslavya kalmıştır. Sadece Macaristan'ın değil, halklarının çoğunluğu Ortodoks olan Romanya ile Bulgaristan'ın da Priştina'ya takviye taşıyacak Rus uçaklarına hava sahalarını kapatmaları bu açıdan çok anlamlıdır. Bükreş ve Sofya artık Moskova'ya değil, Brüksel'e bakıyorlar.

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır