Mezarda emekliliğe hayır diye slogan atanların bir iddiası var: Emeklilik yaşını yükseltmekle sistem kurtulmaz.
Doğru. Yapılması gereken çok şey var. Örneğin sağlık hizmetlerini ayırmak, sosyal güvenlik kuruluşlarını sağlık hizmeti veren değil, satın alan kuruluşlar haline getirmek gibi.
Ama sistemi ayağa kaldırmak için önce emeklilik yaşının yükseltilmesi şart. Gelin beraber basit bir hesap yapalım:
Tabloda halen emekli maaşı alan 2.8 milyon kişi, yaş gruplarına göre sıralandırılıyor. 55 yaş sınırından itibaren bir çizgi çekip üzerinde kalan grupların oranlarını toplayın. Yüzde 43.7 ediyor. 2.8 milyon kişinin yüzde 43.7'si 1 milyon 223 bin kişiyi temsil ediyor. Yani 55 yaşın altında olup da emekli olan 1 milyon 223 bin kişi var. Hesap basit olsun diye yuvarlayıp 1 milyon kişi diyelim.
Emeklilikte yaş sınırının 55 olduğunu varsayarsak, bu 1 milyon kişi çalışıyor olacaktı. Her birinin ayda 100 milyon lira maaş aldığını düşünelim. Maaş üzerindeki SSK kesintilerinin payını da yüzde 40 olarak hesaplayalım. Bu durumda adam başı 40 milyon liradan SSK'ya her ay 40 trilyon lira para yatırılması gerekecekti. SSK bu 1 milyon kişiden yılda 480 trilyon lira girdi sağlayacaktı.
Oysa bu 1 milyon kişiye şu anda 70-110 milyon lira arası emekli maaşı ödeniyor. Alt limit olan 70 milyon liradan yola çıkarsak, ayda 70 trilyon lira, yılda ise 840 trilyon liralık bir maaş yükü oluşuyor. Önceki paragraftaki 480 trilyon liralık gelir kaybıyla, bu paragraftaki 840 trilyon liralık gideri toplayınca, 1 katrilyon 320 trilyon lira gibi korkunç bir rakam çıkıyor karşımıza.
SSK'nın bu yıl 1.2-1.3 katrilyon lira açık vermesi bekleniyor. Dikkat edin, beklenen açık biraz önce bulduğumuz 1 katrilyon 320 trilyon liranın bile altında.
Bu basit, kaba hesapta ufak tefek sapmalar olabilir. Ama bu örnek, yaş sınırının ne kadar gerekli olduğunu ortaya koyuyor.