kapat

17.06.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
micro
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.

Zülfü Livaneli(livaneli@sabah.com.tr )


Ankara'da hâkimler var!

Aklı başında bir çocuğu karşınıza alsanız ve deseniz ki: "Bir devlet, suç işleyen memurunu cezalandırmalı mı, korumalı mı?"

Çocuk bu soruya hemen "Cezalandırmalı!" diye cevap verir ve devam eder "Cezalandırmalı ki diğer memurlar da onları örnek alıp suç işlemesin."

***

Ama çocukların bile kolayca cevaplandırabileceği bu soru konusunda, bizim yetkililerin kafaları karışıktır.

Memurla (özellikle de güvenlik kuvvetleri mensuplarıyla) devlet ilişkisini bir "vefa" konusu olarak görme eğilimindedirler.

Mantık şöyle yürür: Memur, devletini korumak için suç işler. Dolayısıyla devletin de bu suçu örtbas etmesi bir vefa borcudur.

Eğer böyle davranmaz da suçlu memuru teşhir ederse, diğer memurların "devleti koruma" konusunda cesareti kırılacak ve kötü örnek teşkil edecektir(!)

***

Burada kilit kavram "devleti koruma"dır.

Türk devleti; toplumu ve yurttaşı koruma görevini unutup, kendisini koruma eğilimini yüceltir.

Onlara göre; devlet toplum için değil, toplum devlet için vardır.

Bu yüzden yüce devletimiz, memuruyla yurttaş arasındaki çelişkilerde hep memurunun yanında saf tutar.

***

Ne yazık ki yargı da zaman zaman bu hataya düşebiliyor.

Tarafsızlık ilkesinin önüne "devleti koruma" misyonunu koyan hâkimler, adalet duygusunu zedeleyici kararlara imza atabiliyorlar.

Bunun en çarpıcı örneklerinden birisi Manisa davası.

Manisa'da mesir macunu kapışacak yaştaki çocuklara, ağır ruhi ve fiziki (hatta cinsel) işkenceler uygulandı.

Kamuoyu günlerce, televizyon ekranlarında "yavrusuna kıyılmaması için" gözyaşı döken annelerin görüntüleriyle sarsıldı.

Ne var ki mahkeme, sanık polisleri akladı.

Şimdi Yargıtay Ceza Genel Kurulu Türkiye'de "adalete, barışa, uygarlığa ve insanlık onuruna" şans tanıyan bir karara imza attı.

***

Son cümleyi bilerek yazdım.

Manisa gibi sembol davalar, yalnız tarafları değil, toplumun bütününü ilgilendiriyor.

Türkiye giderek şiddet üreten, şiddeti alkışlayan, kanı kanla yıkamak isteyen bir ülkeye dönüşüyor.

Bu eğilim bizi çürütür.

Şiddet toplumundan kurtulmanın en etkili yolu ise, etkili, vicdanlı, tarafsız, bağımsız ve güvenilir bir adalet kurumuna sahip olmaktır.

Kürt sorunundan Manisa davasına uzanan dikenli yoldaki tek kurtuluşumuz, adalettir.

Adalet bu yüzden kutsaldır.

Hâkimler bu yüzden "peygamber postu" nda otururlar.

Devleti korumak hâkimin işi değildir.

Hâkimin sorumluluğu, devletin karşısında tırnağı incinen yurttaşın hakkını teslim etmektir.

***

Yargıtay bizi umutlandırdı.

"Ankara'da hâkimler var!" deme imkanını tanıdıkları için onlara gönül dolusu teşekkürler.

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır