Diyelim böyle bir vatandaşın tesaadüfen tayini çıktı. Bu vatandaş hemen politikacı veya particinin kapısını tıklatır, işini halleder. Bunu bazıları öyle güzel yapar ki, şaşar kalırsınız valla.... Mesela; bir bölüm vardır, her devrin adamıdır. Hangi iktidar gelirse gelsin, yerinden kıpırdatamaz. Bir bölüm ise kendi görüşüne yakın iktidar geldiğinde yapar bu işi...
Tabii bu söylediklerimin sayısı azdır. Azdır ama teşkilat içinde uyumsuzluğu bunlar yaratır. Çünkü garibanlar "Alavere-dalavere, Kürt Mehmet nöbete..." misali, tur atıp dururlar Anadolu'nun ücra köşelerinde...
Emniyet Teşkilatı'nda bir başka garip uygulama daha vardır. Mesleğin içine eden bu uygulamaya göre, dört yıldızlı bir müdür, iki yıldızlı ve torpilli bir müdürün emrine verilebilir. Yani kuzuyu kurda değil de, kurdu kuzuya yedirme gibi... İşte düzeni kafadan bozan bu uygulama, alt kademede menfaat hesapları başlatır. Bunun ucu da vatandaşa dokunur. İşte size iki silahlı güç arasındaki fark...
Oysa, Emniyet Teşkilatı ülke için çok önemli bir teşkilattır. Politik bir takım nedenlerle yıpratılmamalı ve particilerin teşkilattan ellerini çekmesi sağlanmalıdır. Bunlar sağlanmadığı takdirde, ne teşkilatta huzur kalır, ne çalışma ne de düzen...
Bu yazı adım gibi eminim, bazılarını fena kızdıracak, gocunduracak. Ama onlar hiç kızmasınlar. Çünkü buna hakları yok... Ama ben bir kızarsam, yıllardır aynı yere çöreklenen, politikacıların dizlerinin dibinden ayrılmayan, sürekli kaymak yiyenlerin adlarını tek tek açıklar, rezil kepaze ederim. Bir elin parmakları kadar az olan bu işini bilenler yüzünden, bütün teşkilat sancı çekiyor.
Görüldüğü gibi geçen gün İçişleri Bakanı'nın Bütçe Komisyonunda sarfettiği sözleri duyunca bu yazım aklıma geldi. Yıl 1994... Yani ben bu konudaki görüşlerimi daha o zamandan belirtmiş, köşemde yazmış ve "Siyasiler bu teşkilattan ellerini çeksinler" demişim. Nihayet beni haklı çıkaran bir Bakan geldi, çattı. Daha doğrusu gerçekleri, doğruları teşhis ve tespit edebilen bir insan çıktı ortaya. Bu da hepimizin yakından tanıdığı Saadettin Tantan...
Daha İçişleri Bakanlığı'na geldiğinin haftası olmadan teşhisi koydu ve gazetelerde okuduğumuz o sözü söyledi; "Siyasetçiler bu teşkilattan elini çekmediği için iş bu noktalara kadar geldi..." Evet gerçekten de ülkenin temel direği olan bir teşkilatı siyasetçilerin ne hale getirdiğini herkes görüyor. Şu anda olaya doğru teşhis konuldu. Sıra tedaviye geldi.
Bu tedaviyi de "çatlak sesler", "politik müdahaleler", "adam kayırmacılar", ve "bazı güç odaklarının çomaklamalarına" direnebilir ve bunu başarabilirse İçişleri Bakanımız Saadettin Tantan yapacaktır. Nitekim ilk yazımda da kendisine başarılar dilemiş, gittiği doğru yolda karşısına çıkan engelleri aşacağına inandığımı belirtmiştim. Çünkü görünen köy kılavuz istemiyor. İşte Bakan, işte Teşkilat... Apaçık ve dürüstçe yapılacak bir operasyonla herşey düzlüğe çıkabilir.