Beyler; kimseyi aptal yerine koymayın, kendinizi de fazla akıllı sanmayın. Türkiye'nin geneli, adaleti sizler gibi uygulayanlar yüzünden zaten bu durumda. Ve sizler de maalesef hala, "Biz doğruyuz" diyebiliyorsunuz. Ya Tahkim Kurulu, ya Disiplin Kurulu... Birinizden biriniz kör gözün parmağına hata yapıyorsunuz. Hem de göstere göstere...
Sergen'in cezası neden 1 maça indiriliyor? Hakem, televizyonda "Ben hata yaptım, özür dilerim. Sergen'i atmam gerekirken, bana küfür etmesine rağmen 2. sarı gösterdim" diyor. Raporu da aynen öyle. Fakat Sergen sonra aklınıza gelebilecek her türlü küfrü ederek, sahadan çıkıyor. Televizyonda hakeme diyor ki, "Yalnız bu kadar mı yazdın ağabeyciğim?" Sadık İlhan'dan "Evet" cevabı gelince de, "Teşekkür ederim" diye sözü bitiriyor.
Tahkim Kurulu'nun akıllı ve zeki üyeleri; ne zamandan beri iki sarı karttan oyun harici kalan bir futbolcu Disiplin Kurulu'na gidiyor, bana söyler misiniz? İki sarı karttan dolayı çıkan futbolcu hakkında rapor tutulmaz. O futbolcu Disiplin Kurulu'na gönderilmez. Otomatik olarak bir maç oynamaz. Sergen hakkında rapor tutulduğuna göre, ortada bir olay var. Disiplin Kurulu da bunun cezasını 2 maç olarak belirliyor.
Sadık İlhan, raporunda diyor ki, "Ben Sergen'i 2. sarı karttan dolayı attım. Sonra da bana 'maçın içine s....n' dedi" (Nasıl bir hakemse bu, kendine edilen küfrü yiyor. Hem de aslanlar gibi).
Eğer ki, gelecek yıl Türkiye liglerinde oynayan herhangi bir futbolcu, bir hakeme, "Maçın içine s....n" derse, o oyuncunun 2 maç ceza alması bu örneğe göre adaletsizlik olur. Çünkü Tahkim Kurulu'na göre bu suçun cezası bir maçtır. Hatta bunların mantığına göre, aynı karşılaşmada 2 sarı kart görmemişsen hiç cezası yoktur. Çünkü Sergen 1 maç oynanamıştır. Bu da zaten çift sarı karttan doğan otomatik cezadır.
Sonuç olarak; Tahkim Kurulu, Sergen'i aklamıştır. O halde Sadık İlhan suçlu ve yalancıdır. O zaman ona ceza vermek gerek. Hiç merak etmeyin. Seneye Sadık İlhan aslanlar gibi düdüğünü öttürecek, Sergen de kaplanlar gibi futbolunu oynayacaktır. Bizde bu Disiplin ve Tahkim kurulları olduktan sonra, ne yaparsan yap, adalet şekle göre dağıtılacaktır. Kim fazla dişini gösterirse, denge unsurları nasıl olacaksa, sonuç öyle çıkacaktır.
Yıllardır Toshack dedik, Fatih Terim dedik, Mustafa Denizli dedik, Ali Şen dedik... Bunların hepsi hikaye. Türk futbolunun esas oğlanları, özellikle gizli kahramanları Disiplin ve Tahkim Kurulları'dır. Senelerdir istedikleri gibi at koşturdular. Ama son genel seçimler gösterdi ki, millet eskisi gibi aptal ve keriz değil. Sizler hala halkı eskisi gibi zannediyorsunuz. Kendinize gelin, aynaya bakın, doğruyu bulun. Artık kimse aptal değil. Bunu da fark edin.
Önümüzdeki yıl, başka bir tehlike daha bizi bekliyor. 1.Lig'de maç idare edecek bir hakem 250 milyon alacak. 30 milyon da yevmiye. Ortalama iki yevmiyeden 320 milyon eder. 2 maç giderse 640 milyon olur. 100 milyon da maaş. 740 milyon. Bayağı iyi para. İnşallah daha da artar ileriki yıllarda. Ama küfür eden futbolcuyu sahadan atamayan, yukarıda örnekte görüldüğü gibi tüküren futbolcuya "Yarabbi şükür" diyen, kendisini iten futbolcuya arkasını dönen hakemler, böyle paraları kaçırmak istemeyip eyyamcılık sınırlarını zorlarlarsa siz o zaman festivali seyredin. Onları maçlara tayin edeçek komite üyelerini düşünemiyorum. Profesyonel hakemliğe doğru geçiş hızlandı. FIFA'nın zorlamasıyla daha da hızlanacak. Hakemliği bırakın da, bizde bunları idare edebilecek ve bu kadar mali yükün altında ezilmeyecek yöneticiler var mı? Yürekli, geçmişi temiz, dirayetli, taviz vermeyecek, kişilikli. Ne kadar çok şey istedik değil mi şu garip Türkiye'de?