Onlar hayatımızın ünlü yedilileri arasında çoktan yerlerini aldı. Pamuk Prenses'in yedi cücesi, haftanın yedi günü ya da dünyanın yedi harikası gibi bir kavram artık 'McCaughey Yedizleri...' Sevimli Joel, yaramaz Kenny Jr., palyaço Kelsey, çevik Brandon, tatlı Alexis, duygusal Natalie ve kıkırdayan Nathan...
19 Kasım 1998'deki prematüre doğumlarından beri, üstlerine titrenen yedizler bir bakıma da 'tekler.' Onlar dünyanın tek hepsi yaşayan yedizleri. Bu yüzden de Allah ömür versin, yaşadıkça artık her yaş günleri bir medyatik olay olacak. Biz medya izleyicileri de, büyük ihtimalle McCaughey Yedizleri'nin büyümelerini, mezuniyetlerini, evliliklerini, ihtiyarlamalarını, kısaca bütün ömürlerini izleyebileceğiz.
Yedizler daha şimdiden medyanın her daim ilgi odağındalar. Süt içişleri reklamlara geçti. Yedizlerin emeklemeye başladığını dünyada bir çok gazete birinci sayfadan haber verdi. Şöhret basamaklarını teker teker tırmanan yedizler son olarak, Amerika'nın en ünlü talk show sunucusu Oprah Winfrey'nin programında boy gösterdiler. Winfrey'in konuğu olmak Amerika'da bir nevi halka malolmak gibi bir şey.
Bu ün, anne babalarına da sirayet ediyor. Daha önce Chevrolet'de muhasebecilik yapan baba Kenny şimdi yardım kuruluşları için fon toplamak üzere Amerika çapında seyahatlere çıkıyor. Anne Bobbi ise Newsweek'e kapak oldu; süt reklamlarına bebekleriyle çıkıp 'süt bıyığıyla' poz verdi...
Tüm bu gelişmelerden ailenin Carlisle'daki komşularını rahatsı etmiş. 'Şu reklama bak, bozuk dişlerini kapatmak için dergi ne yapacağını şaşırmış!' diye, Bobbi'nin Newsweek'teki 'rötuşlu' resmiyle alay ediyorlar. Medya ablukası altında yaşamak Carlislelılar'ın sinirini bozuyor; belki de bu yüzden McCaughey'leri, "çocuklarını malzeme yapmakla, para kazanmak için kullanmakla" suçluyorlar..
Ama tüm bunlar, McCaughey'lerin pek de umurlarında değil. Reklamlardan kazandıklarıyla çocuklarının geleceği için yatırım yapıyorlar. Bir gün tüm bu yardımların, medyatikliğin biteceğinin farkındalar. O güne kadar olacaklardan minnettar olduklarını söylüyorlar sadece.
SYGMA
Bizim harikaların sağlığı yerinde
İlk kez uygulanan bir yöntemle, 'bozuk' spermlerin genetik yoldan 'iyileştirilmesi'yle doğan Kübra, Tuğba ve Ertan beklentilerin aksine gayet sağlıklı büyüyorlar...
Jan Tesarik ve Carmen Mendoza, üreme üzerine ihtisas yapmış iki doktor. Tesarik, Çek asıllı, Fransız jinekolog. Mendoza ise, biyokimya dersleri veren bir İspanyol. Bu ikisini bir araya getiren, Uluslararası Bilim Komitesi'nin blöfünü görmeleri... Mustafa Bahçeci, Cenk Özcan ve Ermanno Greco'yla beraber yayınladıkları 'The Lancet' adlı raporda, 'Kısırlığın spermatozon teşekkülüyle tedavisi' başlığıyla, dünya çapında bir tıp mucizesine imza attılar.
Bu teknik, altı ay önce Türkiye'de sağlıklı bir şekilde doğan üçüzlerin varlığıyla kanıtlanmış oldu. Altı aylık Türk bebekler, Kübra, Tuğba ve Ertan, normal kromozomlara sahip, sağlıklı bebekler, ama babaları aslında kısır! Bilimin yeni 'mahsulleri,' Jan Tesarik tarafından geliştirilen metodun eseri; bu yöntemle hayat bulmuş Dünya'daki ilk örnekler aynı zamanda.
Türkiye yeniliğe açık
Yeni tekniğini denemek için Fransa'dan uzak bir yeri, Türkiye'yi seçen Tesarik, deneyin başarıyla sonuçlanmasıyla, bilim çevrelerini de şaşırtmıştı. Ama tartışmalar, "Gelecekte de sağlıklı olabilecek mi bu bebekler?" sorularıyla sürüyordu. İstanbul'da Cerrahpaşa Hastanesi'nde, öncesinde hiçbir hayvan üzerinde deney yapılmadan gerçekleştirilen denemenin başarısız olacağı, yaygın görüştü.
Bilim çevrelerinin yıllardır vazgeçirmeye çalıştığı Tesarik, Mendoza'yla birlikte, 1997'de Miami'de katıldıkları bir konferansta, Cerrahpaşa Hastanesi Üroloji Bölümü Başkanı Dr. Mustafa Bahçeci'yle tanışmıştı. Türkiye'de sperm bankası yasak olduğu için, pek çok hastasının, ne olursa olsun, yeni metodları denemek istediğini söyleyen Bahçeci'nin teklif ve teşvikleri üzerine, Tesarik ve Mendoza, soluğu Türkiye'de almıştı. İyi de oldu. Anlaşıldığı kadarıyla deney başarılı ve böylece dünyanın ilk kısır babası da, bir Türk!
Dünyamızın nüfusu 6 milyar
Dünya nüfusu tam 6 milyar ve önümüzdeki her 10 yılda ise dünya nüfusunun 1 milyar artması bekleniyor. Saniyede yaklaşık 3 doğum ile dünya nüfusunda her gün ortalama 220 bin kişilik artış olduğunu belirten uzmanlar, her yıl 130 milyon bebek doğduğunu ifade ediyorlar. Nüfus artışı ile birlikte enerji talebi, doğal kaynakların tüketimi, atık üretimi ve çevre kirliliğinin boyutları da yükseliyor. Önümüzdeki 10 yılda dünya nüfusunun 1 milyar artacağının tahmin edildiğini bildiren uzmanlar, buna bağlı olarak ortaya çıkan enerji talebinin de ikiye katlanacağını söylüyorlar. Dünyada 88 ülke, nüfusunu besleyecek yeterli gıdayı yetiştirme ya da satın alma gücünden yoksun. Halen yaklaşık 1.3 milyar insanın yeterli içme suyu temin etme imkanı yok.
(A.A)