Toplumumuzda birçok erkek, "iyi baba" olmayı otoriter olmakla, çocuklarına baskı uygulamakla eş anlamlı görüyor. Babaevi dizisinde, Halil Ergün'ün canlandırdığı 'Mahmut' karakteri, aslında Türk babalarının birçok ortak özelliğini yansıtan bir örnek. Çocuklarını seviyor, fakat belli edemiyor. Duygusal olmasına rağmen, bunu sert bir kişiliğin ardına gizliyor. Çocuklarının kendi "doğruları"na göre davranmasını istiyor, aksi gerçekleştiğinde çok sinirleniyor, hiçe sayıldığını düşünüyor. Çocuklarının "büyüdüğünü", onların da kendi fikirleri, istekleri olduğunu, bu hayatı doğruları-yanlışlarıyla yaşamaları gerektiğini bir türlü kabul edemiyor. İşte tüm bu özellikler, geleneksel Türk babalarını yansıttığı ve birçok ailede aynı sorunlar yaşandığı için, "Babaevi" dizisi ilgiyle izleniyor.
Aslında gençlerimiz bu isteklerini bazı biçimlerde dile getiriyor. Örneğin Cosby Ailesi, yayınlandığı yıllar boyunca gençlerin en çok izlediği tv filmi olma özelliğini korudu. Yapılan anketlere göre, Türk gençleri Bill Cosby'nin çizdiği karakterdeki gibi anlayışlı, yumuşak ve hoşgörülü bir baba özlemi içindeydi.
Şüphesiz, bizim babalarımız da çocuklarını seviyor, onları mutlu etmek ve mutlu görmek istiyor ama, Türk babalarının en büyük eksiği; bu sevgilerini gösterememeleri. Biraz da toplumsal etkilerden dolayı, çocuklarıyla ilişkilerinde hep mesafeli olmayı yeğliyorlar.
Korkulan babadan arkadaş babaya...
Geçmişin katı görünüşlü, seven ama sevdiğini belli etmeyen, otorite kurmakla yükümlü babaları da değişmeye başladı. Günümüzün babaları, kızlarını anlayıp, onlarla arkadaş ilişkileri kurmak için büyük bir çaba gösteriyorlar.
Etrafımıza şöyle bir baktığımızda, babaların üzerindeki o "sert" imajını yavaş yavaş yıktığını görüyoruz. Pek çok baba, kızlarını anlamaya, onlarla konuşmaya, dertlerine ortak olup, sorunlarını paylaşmaya çalışıyorlar. Eşlerine anlayış gösteren, evde iş bölümü gerçekleştiren, onun da kendisi gibi çalışıp yorulduğunu kabul eden erkekler, kızlarına da aynı tavrı sergiliyor. Psikolog Pınar Demir Aslan'a göre bu, günümüz babalarının geleneksel, tutucu ve ahlaki kaygılar taşıyan fikirlerden uzaklaşmaya başlamasıyla ilgili. Aslan, şimdiki babaların kızlarına müdahale edip, onları azarlamak yerine, hayatlarını anlamaya çalışıp, önyargısız yaklaştıklarını söylüyor.
Günümüzün genç kızları ise, sorunlarını anneleriyle olduğu kadar babalarıyla da konuşabiliyorlar. Hatta erkek arkadaşlarına karşı kafalarında şekillenen "Nasıl davranmalıyım?", "Ne söylemeliyim?" gibi soruların cevabını babalarının engin tecrübesi ve sıcaklığıyla çözmeye çalışıyorlar. Bu sayede kendini daha iyi ifade edebiliyor, yaşadıklarını ailesiyle konuşup, doğru kararlar verebilmek için onların desteğini alıyorlar.
Aslında bu, kadının toplum içindeki yerini değiştirmesinin, kendini ispat etmesinin doğal bir sonucu. Kadının kendi hayatını devam ettirebilme gücüne sahip olması, erkeğin kadına yaklaşımını ve doğal olarak aralarındaki ilişkiyi de etkiliyor.
Psikologlara göre, erkekler kadının sosyal hayattaki aktifliğinin artmasıyla, üzerlerindeki 'evin direği' yükümlülüğünden yavaş yavaş kurtuluyorlar. Bu rahatlama tüm tavırlarına yansıyor ve ilişkilerinde daha esnek, daha sıcak ve içinden geldiği gibi davranmasını sağlıyor. Böylece günümüzün babaları kızının karşısında 'dediğim dedik baba' şeklinde durmak yerine, arkadaş, dost, tatlı baba olarak elini tutmayı tercih ediyor.
Neslihan DEMİR