


Bu son olsun
Sadettin Tantan... 1964 yılında, henüz 23 yaşındayken "mesleğe" girdi... Bıkmadı, usanmadı, yıllarca çalıştı.
Sonunda "tepeye kadar" çıktı.
Çıktığı gün ise "cami avlusuna bırakılan bebek misali..."
"Telefon dinleme skandalını" kucağında buldu.
Dün "bu konuyu" konuştuk.
"Üç şey" söyledi:
Bir:
- Kimse hukukun dışına çıkamaz.
İki:
- Dinleme işinde mutlaka "ülke yararı" aranır.
Üç:
- Gelişmiş ülkelerde "bu iş" nasıl oluyorsa, Türkiye'de de öyle olacaktır.
***
Birkaç gün öncesine dönelim...
Emniyet Genel Müdürü Necati Bilican "telefon dinleyeni" çağırıyor:
- Neden yaptınız?
- Yapmadık efendim.
- Nasıl yapmadınız?.. Bal gibi yapmışsınız..
- Efendim... Takip edilen telefonlar vardı... Onları izlerken... "Başka numaralar" düşmüş.
- Nasıl düşüyor?
- .........
Sahi "nasıl düşüyor?"
Polis "çeteyi... Mafyayı" izliyor.
Ama izleme sırasında "gazetecinin... Siyasetçinin" telefonu düşüyor.
Ve dinleyen de buna "genel müdürün inanmasını" bekliyor.
Tam bir rezillik...
***
Genel Müdür dedi ki "teknoloji sürekli gelişiyor... Yasal hükümleri aşıyor."
Bu doğru...
"Yapılacak iş" ise belli.
"Yeni düzenlemeye" gitmek.
Necati Bilican:
- Bu konuda çalışma yapıyoruz.
Çalışma "uzamamalı... Aylar sürmemeli..."
Aksi halde...
Her gün yeni bir "telekulak" çetesi türer.
Kimi "kayınpederini" dinletir, kimi "savcıyı".
***
Batı'da da telefon dinleniyor.
Üstelik Batı, son yıllarda, "dinlemeyi kolaylaştıran" yasalar çıkarıyor.
Almanya, daha geçenlerde çıkardı.
"Çete... Mafya... Organize suç" konularında, polisin önünü açtı.
Ama "ne yapılacaksa" yasal çerçeve içinde yapılacak.
Bu yapılırken de "gazeteci... Siyasetçi... Sanayici" dinlenmeyecek.
Böyle bir düzenlemeyi "bizim de" yapmamız gerekiyordu.
Yapmadık.
* * *
İçişleri Bakanı Tantan "iddialı" konuştu:
- Yapacağız.
Ve "ölçüyü" de söyledi:
- Avrupa Birliği ülkelerindeki uygulama neyse, onu yapacağız.
Bunun için "yasa" lazım.
Bakan:
- Çıkaracağız.
- Ama hazırlanan "öncelikle Meclis'ten geçirilecek yasa tasarıları" arasında bu konu yok.
- Evet... Maalesef... Hemen çalışmayı başlatacağız.
Dileğimiz o ki...
"Meclis tatile girmeden" yasa çıkarılsın.
"Çetelerin... Mafyanın" üzerine gidilsin.
Bakan'ın ifadesiyle "ülkenin menfaati kimin dinlenmesini gerektiriyorsa... O dinlensin."
***
Yasadışı telefon dinlenmesi ancak "Afrika ülkelerinde" olur.
Modern Türkiye'yi "o duruma düşürmeye" kimsenin hakkı olmasa gerek.
Birkaç "meraklı... İşgüzar... Disiplinsiz" kamu görevlisi hem "kurumlarının" yükselen imajını bozdular ve hem de Türkiye'ye zarar verdiler.
Dileriz "bu son olsun."