kapat

09.06.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
micro
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
SELAHATTİN DUMAN(sduman@sabah.com.tr )


Sporcu içsin, güzelleşsin..

Bayram Arslan turnuvası bitti.. Bugün de final var.. Polisgücü ile Fenerbahçe finali oynayacak.. Bize de "en centilmen takım" şildi verecekler..

Yukarıda Allah var. Bu şildi çoktan hakettik.. Kolay mı? Her maçta ondan aşağı gol yeme, kalen delik deşik olsun, sinirlerin hâlâ bozulmasın!

Terbiyemizi hiç bozmadan "Bu adamların gol atacağı başka kale mi yok?" diye sormadan bitirdik maçları..

Hapisanenin adembaba koğuşunda bit kırar gibi ezdiler, bizi.. Çıtımız çıkmadı.. Bu sonuçlarla "Türkiye'nin en güzel yenilen gayri federe takımı" olduğumuzu ispat ettik..

Hem de sadece Zafer Beygo'dan destek alarak..

ooo

Zafer Beygo İstanbul'un köklü takımlarından Beykoz'un teknik sorumlusu.. Kendisi de eski bir futbolcu ve yıllarca Tuborg biralarının yöneticiliğini yapmış..

Şimdi de Alman König birasının temsilcisi.. Şu sıralarda Alman König birasını Türkiye'de tanıtmaya çalışıyorlar.. Zafer de turnuvaya kendi takımıyla katılacak..

Bir güzelik düşünmüş.. "Alkollü içki ile sporun yan yana gelmesinden" büyük sosyal faydalar çıkacağına hükmetmiş..

Biz neden yenildik?

Hani Yeşilay'ın "İçki öldürür, spor güldürür.." diye ünlü bir sloganı vardır.. İşte bu sloganı battal etmek için harekete geçip, tekerlekli bir bira arabasını sahanın kenarına konuşlandırmış..

Piyasaya yeni giren König birasını da kasa kasa koymuş yanına.. Seyircilerden istiyen arabanın yanına gidip bedava birasını alıyor..

Sahaya çıkan takımlar ise mecburen önce bu arabanın önünden geçiyor.. Zafer'in adamları da bira maşrapalarını ağızlarına dayıyor..

Tabii eski futbolcuların çoğu uzatılan biralara itibar etmeyip sahaya çıkar çıkmaz ısınma hareketlerine başlıyorlardı.. Bizim takım ise ellerinde bira bardakları ile sahanın içinde dolanıyordu..

Kimi ısınanları seyrediyor, kimi çevredeki ağaçlara bakıp "Acaba hangisine bir salıncak kursak da sallansak.." hesabı yapıyor.. Sanki iddialı bir turnuvaya gelmemişiz de piknik yapıyoruz..

Rahmetli Gazi Paşa'nın "Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını" severim lafını akıl edip "Ben sporcunun çakırkeyif olanını severim.." diye tersyüz etseler iş tamam olacak..

ooo

Takım kaptanı olarak tedbir almaya çalıştım..

Maçtan önce arkadaşların çoğu birer maşrapa bira içerken ben iki tane içtim.. Böylece alkolün futbolcunun sağlığına ne kadar zararlı olduğunu bizzat göstermeye çalıştım..

Bütün futbolculara aynı şeyi tavsiye ederim.. Hafif alkol alındıktan sonra yapılan bir maçın zevkine doyum olmuyor.. Bir kere galip misiniz, mağlup musunuz hiç anlamıyorsunuz..

Sizin kalenize gol atan karşı takım oyuncuları birbirlerini kutlarken, siz de aynı derece seviniyor, hatta onların arasına katılıp el çırpıyorsunuz.. Gerçi seyirciler arasında bazı yüreği fesat olanlar bu durumu yadırgıyor:

- "Bunlar geri zekâlı mı?" diye söyleniyor ama olsun!

Önemli olan olayı sportmence karşılayıp havayı germemek, sporun bütün güzelliklerini paylaşmak..

Seyirci de sebeplendi..

Zafer Beygo'nun taşıdığı biraların oyun içinde bir faydasını daha gördüm..

Topla acaip hareketler yapıyorsunuz.. Düşük miktardaki alkol kana çabuk karışıp, yandığından geçici olarak bir enerji veriyor.. Onun coşkusu ile ayağınıza hakim olamıyorsunuz..

Bir ara top önüme düşmüştü.. Karşı takım ikili sıkıştırma yaptı.. Sıkıştıranlardan biri de Galatasaray'ın eski milli beklerinden İsmail.. Benim kafa da hafiften kaymış..

İçimden "şu topu hakkıyla bir tepeyim de başımdan çekip gitsin.." diye geçirdim..

Sonra fikir değiştirip topu iki rakibin arasından arkaya atmayı planladım.. O niyetle vurduğum top havalandı.. İsmail'in yüzüne doğru giderken (ister inanın ister inanmayın.. Ama ben inanıyorum..) birden havada bir (S) çizdi ve 45 derecelik açıyla tamamen yön değiştirip alâkasız bir yere gitti..

Topun nereye gittiği önemli değildi ama İsmail'in ağzı açık kaldı.. "Bu ne biçim vuruş.. Böyle şey görmedim.." dedi..

Ben de görmemiştim..

ooo

Bu turnuva sırasında seyirciyi de gözleme imkanım oldu.. Daha doğrusu bizim taraftarımız olarak maçları izlemeye gelen yakın silah arkadaşım Kemal Yıldırım'ın üzerindeki etkilerini izledim..

Sağolsun Kemal, bedava diye arka arkaya beş maşrapa bira içti..

Bunun sonucu olarak da yediğimiz her golden sonra sahaya girip rakip topçuları öperek kutlamaya çalıştı.. İlk maçta Fener'e karşı 9-1 mağlubuz.. Oyunun da sonuna gelmişiz.. Kemal hâlâ kenardan:

- "Dayanın arkadaşlar, rakip takım dağıldı.." diye bağırıyordu.. Belli ki bizimkileri rakip takım zannediyordu..

İşte buradan anladım ki Türk futbolunun başına bela olan holiganlıktan alkollü içki aracılığı ile kurtulabiliriz.. Maçlardan önce tribünlere bedava bira dağıtmak tek çaredir..

Seyirci mayışır, aklı karışır.. Kime kızacağını bilemez.. Yenik durumdayken bile kendi takımını galip zanneder, maçtan sonra da evine neş'e içinde gider..

"Dere kenarında kayık değilim, içmişim badeyi ayık değilim.." diye türkü dahi söyler..

Bir pratik faydası daha var..

Bütün bu tedbirlere rağmen olay çıktığında, alınan alkol hafifletici sebep olur.. Karakolda "İçkiliydim, olanları hatırlamıyorum.." şeklinde ifade verme fırsatı doğar..

Bir turnuvanın bende bıraktığı izlenimler adına teklifim budur.. Türk sporu için üç defa:

- "Şerefe! Şerefe! Şerefe!"

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır