Gazetelerde genel bir karamsarlık havasıyla, "Türk'e Türk propagandası yapma" alışkanlığında bir avuntu arama kolaycılığı ağır basıyor.
100 yıl önce de böyleydi. Ama besbelli ki 100 yıl sonra böyle olmayacak, neden karamsar olmalı?
100 yıl sonrası beni ilgilendirmez mi diyorsunuz?
O zaman Türkiye için değil, olsa olsa kendiniz için karamsar olabilirsiniz..
Bana sorarsanız kendiniz için de karamsar olmayın. Çünkü değiştirebileceğiniz hiçbir şey yok elinizde...
Yaşı 30'dan küçük mesleksiz 40 milyon genci, meslek sahibi yapabilecek misiniz?
Hayır.
Kağıt üstündeki flu fotoğrafı dahi kaybolmuş bütçenin, 10 katrilyonu bulacağı söylenen açığını kapatabilecek misiniz?
Hayır.
Ankara'nın da imzaladığı Avrupa Konseyi İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırılığı karara bağlanmış DGM'lerde halen 7500 dava sürüyormuş ve DGM'lerden çıkacak mahkumiyet kararlarından ötürü, Türkiye'nin ödemek zorunda kalacağı tazminatın toplamı milyonlarca doları aşacakmış.
Böylesi bir sorumsuzluğu düzeltebilecek misiniz?
Hayır.
Turizm gelirlerindeki dibe vuruş, daha bir hayli süreceğe benzer.
Bunu değiştirebilecek misiniz?
Hayır.
Avrupa Birliği'ne aday olarak dahi kabul edilmeyişimize gerekçe olarak "muassır medeniyet seviyesine erişmemiş" olmamız gösteriliyor.
Demek ki bu alandaki bütün atıp tutmalara ve "Türk'e Türk propagandası" yapmalara karşın, akıntıya kürek çekilmiş.
Böylesi bir demagojik uyutmacılığı önleyememiş olmak sizin günahınız mı?
Hayır.
Öyleyse niye karamsar olacaksınız ki?..
Üstelik 100 yıl sonra bugünkü Türkiye, şimdiden öngöremiyeceğiniz kadar değişmiş olacak.
Enseyi karartmayın, kafanızı bozmayın.
Son 200 yılda askeri teknolojideki değişimler, en etkin rolü oynuyor dünyadaki değişimlerde...
Bizim kamuoyu bunun bilincine tam varamadığı için, "Türk'e Türk propagandası yapma" alışkanlığı içinde avutuyor kendisini...
Oysa bu konu SALT I. Antlaşması imzalandığı zaman, Türkiye'nin siyasal gündeminde de tartışılmaya başlanması gereken bir konuydu...
Erbil Serter'in son yayınladığı "Savaş Gemileri" kitabından yeni öğrendiğime göre, 30 Kasım 1853'de Sinop'da demirlemiş duran Kaptan-ı Derya Osman Paşa komutasındaki Osmanlı donanması neden 90 dakikada battı ve neden 2960 gemici hayatını kaybetti biliyor musunuz?
Çünkü ilk kez Rus Amirali Pavel Nakhimov, gülle yerine vurduğu yerde patlayan mermi kullanıyordu.
Askeri teknolojilerdeki değişimlerden habersiz olan Babıali basını ise, 1876-77 Osmanlı-Rus savaşı arifesinde şöyle manşetler çekiyordu:
"Bilmem hangi Şeyh Efendi rüyasını görmüş. 15 güne kadar St.Petersburg'dayız"..
Rus orduları 10 ayda Yeşilköy'e indi ve 1 günlük Vezir-i Azam Saffet Paşa, İngiltere'ye sığınmak için Kıbrıs'ı İngiltere'nin emrine verdi.
Bu tür fiyaskoların da hiç bir zaman tam analizleri ve eleştirileri yapılmadı. "Türk'e Türk propagandası" yapmayı sürdürmekle yetinildi.
Artık karamsar olmaya gerek yok... Güzel bir tad almak istiyorsanız, Muzaffer Buyrukçu'nun Kültür Bakanlığı yayınlarından çıkmış olan "İlişkiler arasında bir gezinti" yapıtını okuyun, yahut Selim İleri'nin "Yıldızlar Altında İstanbul"unu...
Türkiye'den de iyi insanlar çıkar ama; biliyorsunuz, bizde "önemliler" değerli değildir genellikle ve "değerliler" de önemli değildir...
O nedenle de şimdiye dek hep çağ dışı kaldık...
Bundan sonra değişen dünya değiştirecek Türkiye'yi de..
Karamsar olmanıza hiç gerek yok...