Kalem kırılsın
Savcı kararı okudu, Apo dinledi... "Suçu sabit. Sanığın TCK'nın 125. maddesi gereğince cezalandırılmasına..." Yani idamına...
Ankara DGM Başkanı M. Turgut Okyay'ın başkanlığında İmralı Adası'nda görülmekte olan davanın dünkü duruşmasında, DGM Cumhuriyet Başsavcısı Cevdet Volkan ve Cumhuriyet Savcısı Talat Şalk tarafından hazırlanan esas hakkındaki mütalaa, Cevdet Volkan tarafından okunuyor. 13 sayfadan oluşan mütalaanın okunmasına saat 10.15'te başlıyor, saat 11.25'te tamamlıyor.
Ve... Suçu sabit görüldüğü gerekçesiyle, sanık Öcalan'ın, Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesine göre idamı isteniyor.
Peki, ne diyor TCK'nın 125. maddesi: "Devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin hakimiyeti altına koymağa veya devletin istiklalini tenkise veya birliğini bozmağa veya devletin hakimiyeti altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmağa matuf bir fiil işleyen kimse, ölüm cezasıyla cezalandırılır."
Mütalaanın tamamlanmasının ardından Ankara 2 Nolu DGM, Abdullah Öcalan ve avukatlarının esas hakkındaki savunmalarını hazırlamaları için DGM Yasası'nın öngördüğü 15 günlük azami süreyi verdi. Bu nedenle duruşma, 23 Haziran 1999 Çarşama günü saat 10.00'a ertelendi.
Mütalaada neler var?
Mütalaada, savcılar Öcalan'ın yaptığı savunmasında samimi olmadığını dile getirerek terör örgütü PKK'nın kuruluş amacı olan "Müstakil Kürdistan'ı kurma" emelinden vazgeçmediğini belirttiler.
Başsavcı Cevdet Volkan tarafından okunan esas hakkındaki mütalaada, Öcalan'ın çeşitli ifadelerinden ve savunmasından alıntılar yapıldı. Sanık Öcalan'ın, ifadelerinde, PKK'nın kurucusu olduğunu kabul ettiğini ve başlangıçta "Kürdistan Devleti" kurmak istediklerini ikrar ettiği belirtilen mütalaada, daha sonra "özgür birlik propagandası" adı altında yeni bir hedeften söz edildiği kaydedildi. Öcalan'ın, savunmasında "samimi olmadığı", örgütün müstakil Kürdistan'ı kurma amacından vazgeçilmediği ifade edilen mütalaada, Öcalan'ın "tek taraflı ateşkes ilan etmesinin, örgütün biraz daha iyi hazırlanması ve diplomatik hamle imkanı için olduğu" vurgulandı.
Kürt asıllı vatandaşlar
Müdahillerin duruşmadaki sözlerinden de alıntılar yapılan mütalaada, şöyle denildi: "PKK çetelerine karşı savaşırken, şehit düşen Kürt asıllı vatandaşların sayısı, bu duruşmada konuşanlarla sınırlı değildir. Müdahil olup da duruşmada konuşmayan çok sayıda Kürt asıllı Türk vatandaşının çocukları, PKK çetelerince şehit edilmişlerdir.
Halen de PKK çetelerine karşı güvenlik kuvvetleri içinde mücadele eden çok sayıda Kürt asıllı Türk vatandaşı vardır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde Kürtler'e yapılmış ne bir baskı, ne de Kürtler'in inkarı vardır." Bağımsızlık mücadelesi değil
PKK tarafından girişilen eylemlerin bir "bağımsızlık hareketi" olarak kabul edilemeyeceği belirtilen mütalaada, PKK'nın yasadışı olduğu, gerçekleştirdiği tüm terör hareketlerinin hukuk dışı ve insanlıkla bağdaşmayan, yasalara göre herbiri ayrı suç teşkil eden eylemler olduğu bildirildi. Ve eklendi, "Bunların hedefi, devlet düzenine karşı gelmektir."
Mütalaada, şöyle devam edildi: "Bu hedefin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ülkesi ve milletinin bütünlüğü, devletin siyasi yapısıyla, korumakla görevli olduğu kişi güvenliği ve özgürlüklerin korunması, sosyal refahın sağlanması, ülkenin kalkınması ve büyümesinin önlenmesine yönelik olduğu çok açıktır."
Uluslarararası hukukun, terörizmi her koşulda yasakladığı ve ciddi bir insan hakları ihlali olarak kabul ettiği vurgulanan mütalaada, şunlar, kaydedildi: "Çok sayıda yasadışı silahlı terör eylemini yaygın şekilde gerçekleştiren, gerek iç ve gerekse dış hukuk açısından terör örgütü olduğu konusunda hiçbir tereddüt bulunmayan, eylem ve faaliyetleri nedeniyle Avupa ülkelerince de terör örgütü ve terörist sayılan PKK'ya ve elebaşı Abdullah Öcalan'a, uluslararası hukuk açısından ve yargılama yönünden ayrıcalık tanınması, siyasi kişilik tanınarak statü kazandırılması hukuk dışıdır. Tutuklu sanık Öcalan, yasalar karşısında bir terör suçu sanığıdır. İnsan hakları ve usul yargılaması hükümleri dışında, kendisine bir ayrıcalık da tanınamaz."
Mütalaada, sanığın kullandığı "özgür birliktelik" kavramının da "demokratik birlik" kavramıyla hiçbir ilgisinin olmadığı belirtildi. Ve mütalaanın sonuç bölümünde, sanığın suçu sabit görüldüğünden, TCK'nın 125. maddesi gereğince cezalandırılmasına, tutukluluk halinin devamına, emanete kayıtlı olan ve örgüte ait olduğu anlaşılan eşya ve paranın müsaderesine karar verilmesi talep edildi.
47 Apo'nun uğursuz rakamı
DURUŞMA sona eriyor... Mudanya'dan sabah yola çıkanlar aynı sayıda ve gittikleri araçla geri dönüyorlar. Artık söz savunmanın...
Mudanya'ya dönen müdahil avukatlar davanın 10'da 8'inin tamamlandığını ve mahkeme heyetinin süre almaması halinde bir sonraki duruşmada karar çıkması olasılığının bulunduğunu belirterek bir son durumu değerlendirmesi yapıyorlar.
İlk sözü alan avukat Necdet Küçüktaşkıner, savcının mütalaasında indirim talebine yer vermediğine dikkat çekerken, avukat Şevket Can Özbay TCK'nın 125. maddesi ile tanımlanan suçun, tehlikeli bir suç olduğunu ve suçun tamamlandığını söyledi.
47 yaramıyor
Müdahil avukatlardan Cahit Torun ise kısa ama tuhaf bir hesaplama yaptı ve Apo'nun uğursuz rakamının 47 olduğunu söyledi. Avukat Torun, 47 rakamına nasıl ulaştığını ise şöyle anlattı: "Şeyh Sait, 1925'te 46 arkadaşı ile beraber asılmıştı. Apo'nun davalarıyla ilgili halen idam bekleyen 46 PKK yandaşı var. Garip bir tesadüf Apo'nun suç tarihi 3 Kasım 1996. O tarihte 46 bitmiş, 47'yi doldurmuştu. 47 rakamı, Apo için uğursuz bir rakam."
Hepsini asalım
Duruşmaya katılan avukat Cengiz Erkoyuncu ise "Beklediğimiz kararın bir an önce onanmasıdır. Türkiye'nin bundan sonra böyle bir dava görmek zorunda kalmaması için halen TBMM'de onay bekleyen 46 idam kararının infaz edilmesini şahsım adına istiyorum" diye konuştu.
Avukat Mehdi Keskin ise idama karşı olduğunu açıklayan bir DYP milletvekili bulunduğunu da hatırlatarak "Onu protesto ediyorum. Ülkenin her yanından telefonlar alıyorum. 'Apo'dan önce o milletvekilini asalım' diyorlar. Şehitlerin ruhları İmralı semalarında adalet bekliyor" diye konuştu.
ERSİN BAL - CELAL YILDIZ - BÜLENT TAVLI
Yanlış hesap savcıdan döndü
Ersin BAL
MUDANYA- Abdullah Öcalan'ın İmralı Adası'nda devam eden yargılamasında sıra artık savunmaya geldi. Öcalan ve avukatları, önümüzdeki günlerde savunma hazırlayıp 23 Haziran 1999 Çarşamba günü idam cezasından kurtulmanın yollarını arayacaklar.
Geride bıraktığımız 6 duruşmada "pişman teröristi" oynayan ve TCK'nın ceza indirimini öngören 59. maddesinden yararlanmayı hedefleyen Öcalan'ın planını, DGM Başsavcısı Cevdet Volkan ile Savcı Talat Şalk bozdu. Duruşmaların ilk gününden itibaren devletin hizmetine hazır olduğunu belirten ve bu kararını daha yakalanmadan önce verdiğini açıklayan Öcalan, yaptığı taktik hata sonucunda köşeye sıkıştı.
Abdullah Öcalan'ın 1996 yılından, Kenya'da yakalandığı 15 Şubat 1999 gününe kadar geçen süreç içinde yaptığı açıklamalar, eylem talimatları ve PKK eylemlerini tek tek sıralayan iddia makamı, Öcalan'ın pişmanlık ifadelerinde samimi olmadığını da ortaya koydu.
Önümüzdeki 14 gün içinde avukatlarıyla bir araya gelerek savunmasını hazırlayacak olan Öcalan'ın, bu çelişkiye nasıl bir açıklama getireceği merak ediliyor.
"İdam" bekleniyor
İmralı Adası'nda yapılan 6 duruşmayı değerlendiren yargı çevreleri, Ankara 2 No'lu DGM'nin Öcalan'a "idam" cezası vereceğine kesin gözüyle bakıyorlar. Ceza indirimini öngören 59. maddenin Öcalan davasında uygulanma olanağının bulunamayacağına dikkat çeken hukukçular, PKK terörünün toplumda yarattığı infial, Öcalan'ın örgüt içindeki konumu, terör olayları sonucunda 30 bin insanın yaşamını yitirmesi ve Öcalan'ın pişmanlık ifadelerindeki samimiyetsizliği nedeniyle "idam" cezasının müebbet hapse dönüştürülemeyeceği değerlendirmesinde bulundular.
Şimdi ne olacak?
23 Haziran 1999 Çarşamba günü yeniden toplanacak mahkemede avukatlarının yanısıra, sanık Abdullah Öcalan da söz alarak savunma yapacak. Davanın esas hakkında savunma bölümünün 3 ile 5 gün arasında tamamlanması ve 2 No'lu DGM'nin Haziran ayının son haftasında kararını açıklamasına kesin gözüyle bakılıyor.
DGM'nin, Öcalan'la ilgili kararı vermesinden sonra davanın temyiz aşamasına geçilecek. 2 No'lu DGM'nin 20 Temmuz tarihinde başlayacak olan yargı yılı tatilinden önce gerekçeli kararını açıklaması ve kararın bu tarihten önce Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesi bekleniyor.
Gerekçeli kararın ve temyiz başvurusunun Yargıtay'a ulaşmasının ardından, Yargıtay Cumhuriyet Başsacısı Vural Savaş, tebliğname hazırlayacak.
Kararın onanması veya bozulması yönünde görüş belirtilecek olan tebliğname, daha sonra temyiz incelemesini yapacak olan Yargıtay 9. Ceza Dairesi'ne gönderilecek. Yargıtay'a yakın kaynaklar, Öcalan davasının temyiz incelemesinin en geç Ekim ayı başında tamamlanabileceğini belirttiler.
Öcalan, idam cezasına çarptırılır ve bu karar Yargıtay tarafından onaylanırsa, dosya, cezanın infazına ilişkin nihai kararın verileceği makam olan TBMM'ye gönderilecek. Meclis Genel Kurulu'nda yapılacak oylama sonucunda cezanın infazı yönünde karar çıkarsa, bu karar Cumhurbaşkanı'nın onayına sunulacak ve Cumhurbaşkanı'nın kararı imzalamasının ardından Resmi Gazete'de yayımlanarak infaz gerçekleşecek.
|