Minik, değişken kadın
Bir "Cadde" çocuğu... İnsanlarla içiçe olmayı seviyor... Değişim hayatın bir parçası ona göre... Anı yaşıyor ve duygularına göre hareket ediyor.
Yaptığı her şeyin sonuna kadar arkasında olacak ve inandıklarını sakınmadan söyleyecek kadar cesur. Cüssesiyle tezat, büyük hissediyor ve büyük yaşıyor. 'Parola'sız kalbini açacak kadar seviyor insanları Yonca Evcimik.
Yonca ile Bağdat Caddesi'nde Cafe Kika'da buluşuyoruz. Tam Yonca gibi, cıvıl cıvıl, hareketli bir yer. Ve tıpkı onun istediği gibi, insanlarla dolu. Tabii bu bizim görüşümüz, bir de ona soruyoruz.
- Neden Kika?
Mekân olarak çok seviyorum. Dost bulduğum için belki de... Bu tarafta bizim sevdiğimiz ilk yer diyebilirim. Bir de ayak alışkanlığı var. Sosyal hayatı çok seviyorum, insanların içinde olmayı çok seviyorum.
- Burayı seviyorsun, peki başka neleri seviyorsun?
Yaşamı çok seviyorum. Aileme çok düşkünüm. Çok şanslı bir insanım çünkü çok sevdiğim bir işim var. Ayrıca çok zenginim, çünkü bütün hayallerimi gerçekleştirebiliyorum. Anı yaşamayı seviyorum. Çünkü bu bedende geçiciyiz. Bir takım bilezikler verilmiş bizlere, bunları değerlendirmemiz gerekiyor diye düşünüyorum. Kalıcı şeyler yapmaya ve her günümün güzel geçmesine çalışıyorum. Ve her gün, 'bugün kendim için, ülkem için, insanlık için ne yaptım' diye düşünüyorum.
- Peki yaptıklarından memnun musun?
Çok memnunum. Çünkü isteyerek yaşıyorum her şeyi. Kendimle ilgili hedeflerim var ve o hedeflere doğru yol alıyorum. Onun için diyorum ya 'çok zenginim çünkü hayallerimi gerçekleştiriyorum' diye...
- Tarzını değiştirince çocukların ilgi ve sevgisini kaybettiğin söylendi ama hiç de öyle görünmüyor...
Çocuklar benim tarzımla, tavrımla, ne giydiğimle, saçımın rengiyle ilgilenmiyorlar. Bunlar onların hiç umurlarında değil. Onlar benim içimden çıkan gerçek enerjiyle ilgileniyorlar. Çünkü çocuklar en ön yargısız düşünen, düz mantıkla karar veren canlılar. Sizin hakikiliğinizle ilgileniyorlar. Gözünüzden çıkan enerjiyle ilgileniyorlar.
- Neden tarz değişikliği?
Bunun özel bir nedeni yok aslında. Bugüne kadar benimle ilgili olan her türlü değişim, benim kalbimden ve beynimden geçenlerle, yaşadıklarım ve hissettiklerimle ilgili. Her geçen gün büyüyorum. Her geçen gün, yeni bir şeyler anlatıyor, öğretiyor. Değişiklik de bunların dışa vurumu tamamiyle. Bugün böyle hissediyorum ama yarın ne olacağını bilemiyorum.
- Biraz değişken miyiz ne? Yoksa bu değişkenlik hayatın getirdiği bir değişkenlik mi?
Sadece ben değişken değilim, tüm insanlar değişken. Çünkü her şey anlık, her şey bize yeni şeyler öğretiyor. Tavırlarımız, fikirlerimiz değişebiliyor. Ben artık bunu kabul ettim ve anı yaşıyorum. Kimbilir, belki beş dakika sonra bir şey öğrenirim ya da yaşarım ve tüm fikirlerim radikal bir şekilde değişir. Kimi zaman kendimi daha feminen, kimi zaman daha çocuksu hissediyorum; ona göre giyiniyorum. Bu duygularımla alâkalı.
- Sanatçılar biraz farklı ve daha duygusal oluyorlar. Sendeki değişkenliklerin de bununla ilgisi vardır tabii...
Sanatçı olunmaz doğulur diye düşünüyorum. Bu bir ruh; sonradan edinilmesi zor. Bundan dolayı mı bilemiyorum çok uç noktalarda yaşıyorum her şeyi. İnsanların küçümsedikleri şeyleri belki ben çok büyütüyorum, çok büyüttükleri seyleri katiyyen önemsemeyebiliyorum. Duygularımla yaşıyorum. Bazen insanlara ters gelen şeyler yapıyor olabilirim ama ben doğru bildiğime inandığım şeyleri yapıyorum.
- Bu albümdeki Yonca, diğer albümlerdekinden daha büyüktü sanki...
Her albümün bir öncekinden daha gelişmiş olması lazım. İlk günden beri yaptığım bu; farklılık... Her şeyi göze alarak, inandığım şeyleri yapıyorum. Ve elbette büyüyorum, yeni şeyler öğreniyorum. Bu albüme de yansıyor.
- Ekibine de albüm yaptın. Bunun devamı gelecek mi?
Bu çok büyük sorumluluk gerektiren bir şey. Ben de sadece senelerce bana vokal yapıp, benimle dans eden arkadaşlarıma, hakettiklerine inanarak albüm yaptım. Bir şeyler yapmak isteyen bir sürü arkadaşımız aradı, arıyor da. Ama bu o kadar zor, o kadar ağır bir sorumluluk, öyle ağır bir yük ki... Onun için şimdilik böyle bir şey yok. Ama hiç belli olmaz. İnanırım, böyle bir güç bulurum kendimde belki gene yapabilirim.
- Çalışarak mı enerji topluyorsun, yoksa enerjini çalışarak mı tüketiyorsun?
Hem işle ilgili, hem de sevgiyle ilgili inanılmaz enerji üretiyorum. Bu enerjiyi bir şekilde harcamam lazım. İşimle ilgili olan enerjiyi sürekli bir şeyler üreterek harcıyorum. Sevgiyle olan enerjiyi ise sevdiğimi söyleyerek harcıyorum. Ben sevgimi paylaşarak büyütüyorum.
- Ya evlilik?
Taraftarım ya da taraftar değilim diye bir şey söylemek çok saçma. Çünkü aslında iki kişi ciddi anlamda birbirini tamamlayabiliyorsa çok hoş bir şey. Bunu becerebilenleri ayakta alkışlıyorum ama ben beceremedim.
- Neden?
10 senelik bir beraberlikti bizimki, bunun 4 senesi evlilikle geçti. İyi ki de geçmiş. Geriye dönüp baktığım zaman çok hoş anılarım var. Biz, çok büyük bir aşka evlendik ve çok büyük bir aşkla ayrıldık. Ben gerçek anlamda sevginin; karşısındakini üzmemek ve herkesin birey olarak hayatta mutlu olduğu şekilde yaşamasını sağlamak olduğuna inanıyorum.
- Harun sizden sonra daha medyatikleşti. İntikam alıyor diye yorumlandı...
Belki bilinçaltında böyle bir şey olabilir. Kadının ön plana çıkması bence erkeği etkiliyor. Ama belki bu durum kadını da etkiler, bilemiyorum. Bu kadının ve erkeğin de yapısıyla ilgili. 'Kadınların Venüs'ten, Erkeklerin Mars'tan' olduğuna inanıyorum. Her şeyimiz çok farklı. Ne onlarla, ne onlarsız olabiliyoruz. Bunu böyle kabul etmekte fayda var. Ataerkil toplumuz, böyle yetiştirilmişiz. Onun için çatlaklar da daha çok oluyor bizim toplumumuzda.
Bu konuda ona katılmamak elde değil.
|