kapat

08.06.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
micro
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.


Çocukla, her şeye sil baştan...


Bu, Bayan Sabah'taki üçüncü yazım. İlk tanışmamızda hamilelik dönemimden, ikincisinde ise ilk doğumumdan sözetmiştim. Ben kim miyim? Eski bir gazeteci, biri 3, diğeri 1 yaşında iki çocuk annesiyim. Aktif çalışma hayatıma bir süre için ara verdim. Nasıl vermeyeyim ki?

Bayan Sabah nedeniyle eski günlerime, yani annelikle ilk tanıştığım günlere, geri dönüyorum ister istemez.

Seda benden, iki çocukla yaşadıklarımı yazmamı istiyor ama bu "yeni hayatım"ın başlangıcından sözetmeden olmuyor...

Aliye, yani kızım ile hastaneden eve geldiğimde, yeni bir yaşama da başlamış oldum. Düzenim yeni baştan kuruldu. Sokağa çıktığım, uyuduğum saatler, seyrettiğim tv programları, okuduğum kitaplar, yediğim yemekler her şey sanki sil baştan değişti.

Lohusalık döneminin en zor yanının "uykusuzluk" olduğu söyleniyordu. Ona kolay alıştım. Zaten hamilelik döneminde uykum hafifti, bundan sonraki yeni yaşamımda da hafif olarak kaldı. Halen de öyle...

Lohusa hayalleri de gördüm. Hatta bir keresinde eşim "Kalk, Aliye ağlıyor!" dediğinde, "O başka bir çocuk, Aliye kucağımda" demişim ve diğer tarafa dönüp uyumaya devam etmişim...

Hafif kitaplar okuyordum, genelde 3 satır sonra uykum geliyordu. Okumaya devam ediyorsam, 3 paragraf sonra 'ben ne okudum acaba?' diye başa dönüyordum. Bitiremediğim öyle çok kitap var ki...

Sempatik, güzel, kadın ve erkeklerin oynadığı, sonu güzel biten aşk filmleri seyretmeyi tercih ediyordum. Haberler, seyrettiğim son programlardandı. Hele ölüm varsa ve bu bir çocuk ise, başka bir odaya gidip gizlice ağlıyordum. Hiç kimseye belli etmeyeceğim ya...

Annemi hatırlıyordum o anlarda. Televizyonda çocuklarla ilgili acıklı program ya da film olduğunda "Kapat şu televizyonu!" diye bağırırdı. Ben de sesini sonuna kadar açardım. Çığlık çığlığa içeriye kaçmasını görünce çok eğlenirdim. Hainmişim meğer!

Yemek yapmıyordum, tembeldim. Onun yerine bol bol sandviç yiyorduk. Zaten şişkoyum ya, koca bir göbek var! Ha yemişim, ha yememişim. Göbekten hemen kurtulamayacağıma göre, "ye kızım Leyla"...

Hamilelik öncesi karnım içeride gezmeye alışmışken, hamilelik sonrası bu alışkanlığımı bırakmıştım. Çok da rahat ettim açıkçası. Şöyle göbeği salarak dolaşmak iyi geldi. Eee, kolay kurtulamıyorsunuz bu yeni alışkanlığınızdan.

Yeni hayatımın en güzel yanı, ufaklığı keşfetmemdi. Kakasını yaparken yüzünü nasıl değiştiriyor veya ne tür sesler çıkarıyor? Acıktığında ya da gazı varken nasıl ağlıyor? Aradaki farkı fark etmek büyük keyifti!

Altı kirliyken pek ağlamazdı Aliye. Sıcaklık hoşuna gidiyordu herhalde. Gülen ve muzip bir bebekti. Güldürmek için bir sürü şaklabanlık yapıyordum. Kolay gülüyordu. Onun gülmesi beni rahatlatıyordu. Şaklabanlık yaparken de bayağı stres atıyordum.

Sık kullandığım sözcükler de değişmişti. Gaz çıkarmak, mama, bez, yorgunum, doktor, kustu, şşşşş, altını değiştirdin mi, vs... Sabahtan akşama kadar evdeydim ve sıkılmıyordum!

Onu uyutunca belki biraz uyurum diye ümidim vardı ama Aliye uyurken, kalan işleri yaptığım için ona da vakit bulamıyordum. Çünkü onunla birlikteyten hiçbir iş yapılamıyordu.

Yani bir an önce, Aliye'nin sütünü vereyim de odayı toplayayım gibilerinden düşüncem yoktu. Aliye hep birinci sıradaydı. Acelemi keşfederse beni bırakmak istemeyecek, huzursuz olacak ve sürekli ağlayacak diye düşünüyordum.

İyi ki de öyle yapmışım, ilişkimizde hiç sıkıntı yaşamadık.

Galiba yeni hayatıma çok çabuk adapte oldum.


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır