Bizim aracı kurumlarımız, İnternet'te hisse senedi alım satımını gerçekleştirerek, bu medyayı "halka açmayı" başardılar. Yine de, Internet ve teknolojide gelişmiş ülkelerin gerisindeyiz. İşte bu yüzden, onların şu anda nerede olduklarını bilmek, bizim geleceğimize de ışık tutabiliyor.
Son birkaç yılda, Internet'ten işlem yaptırmak veya mal satmak bir lüks olmaktan çıktı. Olay herşeyde olduğu gibi, Internette de neyin değil, nasıl yapıldığına kilitlenmeye başladı. Internette başarılı olabilecek konseptleri bulmak zor değil. Ancak onları uygulanır ve para kazanır bir yörüngeye çekmek -özellikle de girişimciyle risk sermayesini buluşturmayan Türkiye gibi ülkelerde- oldukça zor. Bu nedenle de, ülkemizde şimdilik mevcut şirketlerin birikimlerini Internet'e aktaran girişmler daha başarılı.
Internet sektörünün, diğer iletişim platformlarından pek farkı yok. Bir düşünün, şirketlerin telefonu veya faksı olması, o şirketin iş hacmini arttırıyor mu, o şirketin kalitesinin ve güvenirliğinin bir göstergesi mi? Çok gelişkin ve çok ilkel örnekler bir yana, cevap doğal olarak "hayır". Asıl önemli olan bir şirketin hangi işi, ne kadar iyi yaptığı. Bu Internet uygulamaları için de geçerli. Zaten rekabet avantajı sağlamanın temelinde de bu yatıyor.
Derinliği ve likiditesiyle dünya piyasalarının nabzını tutan ABD borsalarında, Internet'ten hisse alım-satımı iyice olağanlaştı. Yalnız, Internet'ten yapılan bu tür alışverişlerde, alım-satımı bu yeni medyadan gerçekleştirmeniz, yeterli bir memnuniyet kaynağı değil. Internet'te en fazla işlem hacmine ulaşan aracı kurumlar, iskontolu alım-satım yaptıranlar ve katma-değerli hizmet sunanlar. Başarılarının önşartı kusursuz teknoloji kullanmak olabilir. Ancak telefon örneğinde olduğu gibi bu yalnızca bir başlangıç. Esas uzun vadeli başarıyı Internet için geliştirdikleri vizyonla yakalıyorlar. Bu da Internet'e yalnızca bir teknoloji mi, yoksa bir iş geliştirme ortamı olarak mı bakabildiklerine bağlı.
ABD'de Internet aracılığıyla borsa oynamak öyle popüler ki, bunu normal seans saatlerinin ötesine taşırmanın yolları aranıyor. Bulundu da. Önce Nasdaq, daha sonra da New York borsası, akşam 5'ten gece 10'a kadar sürecek yeni bir seansın onayını vermiş bulunuyor. Online çalışan aracı kurumlar, müşterilerinin kendi iş saatleri dışında da, alım-satım yapma ihtiyaçlarının farkına varmışlar. Bu talebi karşılamak için kollar sıvanmış. ABD borsalarına, yeni gelişen elektronik iletişim ağlarından giderek çoğalan bir rekabet baskısı var. Özellikle New York'taki borsalar, seans saatlerinin artırılmasında ve elektronik alım-satımın geliştirilmesinde öncü rol oynamak istiyor. Kararın uygulanması, şimdilik ileri bir tarihe atılsa da, konunun gündemde olması piyasaların geleceği açısından çığır açıcı.
Akşam saatlerinde borsa oynamak bazılarına çekici gelebilir. Ancak, işin uzmanları olaya temkinli bakıyorlar. Bu saatlerde işlem hacmi düşeceğinden, alım-satım fiyatları arasında büyük aralıklar olması bekleniyor. Dolayısıyla, işlem yapmak için en avantajlı fiyatlara akşam saatlerinde rastlamak zor olabilir. Yeni elektronik seans saatleri, ayrıca hem aracı kurumlarda, hem de borsalarda daha fazla mesai anlamına geliyor.
Yeni teknolojiler çok şey vaad ederken, bir yandan da, tabuları yıkmaya ve yerleşik yaşam tarzımızı sorgulamaya devam ediyor. Hem de 24 saat.