kapat

08.06.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
micro
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
RUHAT MENGİ(rmengi@sabah.com.tr )


Bu Meclis'i Sarımsaklasak da mı saklasak...

Seçimden önce 9 ay dinlendiler.. Yanlarına sanatçıları alıp şehir şehir gezdiler. Yiyip, içip bol bol konuştular.. Memleketi karıştırıp, insanları huzursuz ettiler. Millet "Seçelim iyi anlaşacak birilerini, kurtuluruz belki" diye yine sessiz sedasız kaderine razı oldu, gitti oyunu kullandı. Yine kurtulamadı..

18 Nisan'dan bu yana neredeyse 2 ay geçti, parlamento halâ oyalanıyor. Hükümet halâ çalışmaya başlayamadı.. Düşünüyorlar; "Sarımsaklasak da mı başlasak, sarımsaklamasak da mı başlasak". Meclis papatya falı açıyor; "Bu yaz dükkânı kapatmayıp çalışmalı mıyız, çalışmamalı mıyız?"

Ve millet bize yakarıyor: "Allah aşkına sesimizi duyurun.."

Değişik konularda arka arkaya gelen okur mektupları basını da şu sözlerle suçluyor;

"Artık siyasetçilerin yolsuzlukları, yalanları bizi ilgilendirmiyor. Siyaset halktan kopuk da sanki basın halkın yanında mı? Ne olur gazeteciler olarak fıkra yazacağınıza, Hülya Avşar'ın mı Sibel Can'ın mı sanatçı olduğunu tartışacağınıza halkın arasına inip gerçek sorunları sergileyin."

Satırlar öyle gizli feryatlarla dolu ki yazarken ağladıklarını hissediyorsunuz. İşte bu mektuplardan, aynı ay içinde gelen ikisi.. Lâle Rami ve Neslihan Yöndemli adlı okurlarımız iki farklı hastanede ağır hastaların çektiklerini anlatıyorlar.

Lale Râmi'nin mektubu şöyle başlıyor;

"Bu mektubu size çok kısa bir süre sonra kardeşinin hayatını yitireceği söylenen bir abla olarak yazıyorum. Feryadıma kulak vermenizi rica ediyorum. İlgilenir ve duyarlılık gösterirseniz benim kardeşimin durumundaki birçok hastaya iyilik etmiş olursunuz."

Kardeşi 33 yaşında. Marmara Üniversitesi, Maltepe Nöroşürurji Enstitüsü'nde beyin ameliyatı geçirmiş. Bir günlük beyin ameliyatlı hastaların, hastanede tomografi ve MR cihazı olmadığı için, kamyon gibi ambulanslarla Maltepe'den Acıbadem'e gönderildiğini, uyuyan hastanın asistan doktorlar tarafından yüzüne pikenin kenarı vurularak uyandırıldığını, doktorların hasta yakınlarına kaba davranışlarını, kısacası bu hastanedeki laçkalığın sıkıntılarını en acılı günlerinde ailece yaşamışlar. Ameliyattan iyi çıkan bir hastanın bile çektiklerinden sonra sağ kalamayacağını anlatıyor.

Neslihan Yöndemli'nin kardeşi ise karşı şeritten fırlayıp kendi aracına çarpan bir trafik canavarı tarafından komaya sokulmuş. Ağır hasta genç önce Central Hospital'a orada yoğun bakım ünitesi olmadığı için Kartal Devlet Hastanesi'ne götürülmüş. İşte sonrası; "Kartal Devlet Hastanesi'nde yaralılar koridorlara doldurulmuş. Gözümüzün önünde son nefesini verenler oldu, kimse müdahale etmedi. Acilen tomografisi çekilmesi gereken hastamızı saatlerce beklettiler. Ve sonra da doktorlar 'Yoğun bakımda yer yok alamayız' dediler. En sonunda Özel Göztepe Hastanesi 'Paraları varsa gelsinler' deyince son derece bakımsız ve kötü bir ambulansla oraya gittik".

Yöndemli'nin kardeşi en sonunda Göztepe SSK'da kalacak yer buluyor. Koma halinde yapılan yolculuklarla 4. hastanede. Neyse ki 19 yaşındaki genç kurtulmuş. Henüz yürüyemiyor ama mucize eseri hayatta hiçdeğilse..

O hastanede iken yazılan mektup "Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki; adamlar kaldırım taşlarına kafayı takmış milyarları oraya akıtıp, söküp takıyorlar taşları.. Vatandaş ise hastanelerde sürünüyor" sözleriyle bitmiş.

Ben ise şunları ekliyorum; Onlar kafayı kaldırım taşlarına takmamışlar, en kolay para hortumlama aracı olarak görüyorlar kaldırımları. Bu araçla, her gelen belediye başkanı milletin paralarını bir kısmını cebine, geriye kalanını da partisinin yandaşı müteahhitlerin cebine akıtıyor. Hazine bu tür sahtekârlıklarla tamtakır ediliyor. Ülkenin sağlık sorunu gibi gerçek meselelerinin halledilmesine ise ne nakit ne de vakit kalıyor.

Sahipsiz bir ülkede bundan iyisi can sağlığı..

Biz papatya falımıza devam edelim "Sarımsaklasalar da mı başlasalar, sarımsaklamasalar da mı.."

Filmin kötüsü çekilmiyor..
Kötü filmlere de güzel afişler yapıyorlar. Kötü filmlerin önceden gösterilen fragmanları da güzel bölümler alınarak hazırlanmış olabiliyor. Kötü filmler de gazetelerdeki film tanıtımlarında "Kaçırılmaması gereken filmler" arasında gösterilebiliyor.

Ancak gittikten sonra farkediyorsunuz nasıl aldatıldığınızı..

Son bir hafta içinde iki kez aynı tuzağa düşünce sizi uyarmaya karar verdim;

"Salaklar Sofrası" güzel bir komedi filmi olarak tanıtılmıştı ama tahammül ötesi salaklıkta bir filmdi. Aynı odanın içinde geçen daha çok kötü bir tiyatro oyununu andıran bir film.

Yıldızların Sesi yine afişlerde, basın tanıtımlarında ilginç bir film gibi gösteriliyor ama bence görülebilecek en anlamsız, en berbat filmlerden biri. Michael Caine gibi bir dönemin en başarılı starlarından birinin başrolde olması da yanıltıcı.

Bu filmleri neden satın alıp getiriyorlar ve insanlara boşuna para ve zaman kaybettiriyorlar anlamıyorum.

Tercihinizi başka filmlerden yana kullanın.

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır