kapat

08.06.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
micro
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
SELAHATTİN DUMAN(sduman@sabah.com.tr )


Beyler, hepimiz kardeşiz!

Osmanlı kardeşini katlederdi, devr-i cumhuriyetin son dönemlerinde de ihya edilmesi adet oldu.. Bu işin ortasını bulamamış bir toplum olarak, şimdi oturup kadir bilmez Alman Başbakanı'na alkış tutacak değiliz..

Son yirmi yıldan beri siyaset anlayışımız çok değişti.. Bu işin temelinde de 1960'tan sonra başlayan "Plânlı toplum" zorlaması vardır..

Hormonlu gençlerimizin yaşı tutmadığı için bilmezler..

1960 ihtilali olup da çarşı karıştıktan sonra iktidara el koyan askerler kafa kafaya verdiler..

İçlerinden biri "Arkadaşlar, Amerikan filmlerinde görüyorsunuz.. Elin oğlu banka soyarken bile plân yapıyor.." dedi..

Diğerleri "Eeee?" diye sorunca aklına gelen çareyi söyledi.. Buna göre bir Plânlama Teşkilatı kurulacak ve buraya memleketin aklı eren adamları toplanacaktı..

Bunlar sabah akşam birbirlerine "Ne olacak bu memleketin hali?" diye sorup, aldıkları cevapları biriktireceklerdi.. O cevaplar kağıda dökülünce de bir plânımız olacaktı..

Vatandaş pilav istiyor..
Aynen öyle oldu.. 1961 Anayasası'nın kurumlarından biri olan Devlet Planlama Teşkilatı kuruldu ve bu teşkilat bir süre sonra "Birinci Kalkınma Planını" hazırlayıp hükümetin eline verdi..

Bizim medya o zaman da ayakta uyurdu.. O günlerde kafayı dördüncü cumhurbaşkanımız Cemal Gürsel'in oğlu Atilla Bey'e taktıklarından bu plân işinden pek haberleri olmadı..

Gürsel Paşa'nın oğlu o vakitler gençti, biraz da gezmeyi tozmayı severdi.. Bütün hikâye bu.. Bir iki gazinoya gitti, şampanya niyetine köpüklü şarap açtırdı, diye medyamız söylemediğini bırakmadı..

Bu sayede plân olayı da kaynayıp gitti.. Ne zaman ki ortaya Baba çıktı, plân tartışması o zaman başladı..

Baba çok ileri görüşlü bir siyaset adamı olduğundan vatandaşın bu "kalkınma plânı" işinden pek hazetmeyeceğini anladı.. Anlamasıyla da Devlet Plânlama Teşkilatı ile kavgaya başlaması bir oldu..

İsmet Paşa'nın Halk Partisi "Plâncıları" tutuyor her yerde "Plân isteriz.." diye bağırıyorlar, Baba'nın taraftarları da "Plân değil pilav isteriz.." diye karşılık veriyordu..

Sonunda sandığa gidildi.. Milletimizin yüzde 56'sının plân değil, pilav istediği ortaya çıktı.. Pilav üzerine biraz da fasulya isteyenler ise Bölükbaşı'nın Millet Partisi'ne oy vermişlerdi..

ooo

Derken siyaset sahnesinde Demirel'in kardeşleri Hacı Ali ile Şevket Beyler'i gördük.. Bu sayede "kardeş nasıl ihya edilir?" sorusunun cevabını dosta düşmana öğretmiş olduk..

Eski defterleri fesatlık olsun diye karıştırmıyorum.. Maksadım "Plân değil pilav isteriz.." diye tutturmanın vatandaşın beyn-i bâlâsındaki etkilerini göstermek..

Süleyman Bey sayesinde her türlü plâna düşman kesilen ahalimiz, ardından biraderlerin nasıl ihya olduğunu görünce kendi "demokrasi fikrini" kendisi geliştirdi..

- "Kalkınma plânı filan hikâye.. Bir siyasetçi kalkınma işine önce ailesinden başlamalı.." diye düşünmeye başladı..

Bu yüzden bizim ahaliye Alman Başbakanı Shcröder'in kardeşine torpil yapmamasını, bir erdem diye anlatamazsınız..

"Yeteneksizlik.." derseniz daha kolay kabullenirler..

Süleyman Bey'in kardeşleri vardı.. Özal'ın da kardeşleri vardı lakin gezici dürüstlük abidemiz Bülent Bey'in kardeşi yoktu..

Rahşan Hanım'ın kardeşi..

Vatandaş o yüzden "Bülent Bey'in yetenekleri" konusunda kararsız kalmıştır.. Eğer Rahşan Hanım'ın kızkardeşi de olmasa Ecevit ailesi hakkında hiç fikir edinemeyecekti..

Açık konuşmak gerekirse, gelişmekte olan demokrasimize en büyük darbeyi Rahşah Hanım'ın kızkardeşi vurmuştur..

Neden derseniz onu da arzedeyim..

O vakitler CHP zır parasızdı.. İşadamları Adalet Partisi'ni tutuklarından onlara para yağıyor, CHP ise seçim gezilerinde gazeteci milletine dağıtacağı ayran parasını zor buluyordu..

ooo

Rahşan Hanım bu işe çare olsun diye tuttu, bir Köylü Derneği kurdu.. Bu dernek adına bayraklar, flamalar, rozetler bastırdı..

Seçim gezileri sırasında; bir yerde miting yapılacağında Ecevit otobüsün üzerine çıkıyordu.. Rahşan Hanım ile kızkardeşi Asude hanım da ellerinde bayraklar, rozetler, kalabalığın arasına karışıyorlardı..

Artık üçe beşe bakmayıp ne tuttururlarsa o fiyattan satış yapıyorlardı.. Miting meydanı kalabalık olduğundan belediye zabıtasına yakalanma tehlikesi de yoktu..

Lakin bayrakla, rozetle toplanan para kime yeter ki?

Yetmedi tabii! Bunun üzerine Rahşan Hanım ile kardeşi toplu satışlara geçtiler.. O devirde CHP'li olup da bu iki kızkardeşten yılmayan yoktur.. Miting meydanı da olsa ellerinden de kimse kurtulamıyor..

Nereye kaçsalar "Soğan gibi zıp çıktı, seni buraya kim dikti?" hesabı karşılarına ya Rahşan Hanım ya da kardeşi Asude Hanım çıkıyor.. İlle de rozet alacaksın ki ellerinden kurtulasın..

Sanki Genel Başkan yukarıda siyasi konuşma yapmıyor da "Geeeel vatandaş geeeel.. Rozete geeeel!" diye bağırıyor..

1978 seçiminde Ecevit'in parti binasının balkonundan "Tek başımıza iktidara geldik.." müjdesi verip, ertesi gün mahcup olmasının sebebi de budur..

Çünkü Rahşan Hanım ile kızkardeşi kayıtlı seçmen sayısının iki katı rozet sattıklarından Bülent Bey'in hesabı karışmıştı..

Özetlersek Demirel kardeşler banka kredileri ile iş görürken, Ecevit'in baldızının seyyar satıcılığını vatandaşın gözü tutmadı.. Rahşan Hanım ile kızkardeşi Asude Hanım bu "bayrak-rozet" tezgâhını kaldırmadan da partiye oy vermedi..

Ne zaman ki tezgâh kalktı.. Ecevitler yeniden ihya oldu..

ÖZÜR VE DÜZELTME- Sıcak kafamızı kaynattığından, dünkü yazımızda ondokuz kardeşini "cennet kayığına" bindirip öbür dünyaya gönderen padişah olarak Birinci Ahmet'in adını yazmışız.. Doğrusu "Üçüncü Mehmet" olacaktı.. Birinci Ahmet kardeşini öldürmeyen ilk padişahımızdı.. O da deli kardeşi Mustafa'yı hayatta bırakıp devletin başına belâ etti.. Genç Osman vak'ası yaşandı.. Anlayacağınız ne yapsak ayar tutmuyor..

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır