Oğullarının ayaklarına kapanıp yalvarmışlar, "Ne olur, gitme" diye... Bu anneler de başörtülü. Diyorlar ki, "Acı aynı acı, biz ağladık başka anneler ağlamasın..."
"Benim yakarmama kulak tıkayan, şimdi nasıl geri dönecek dağdan?" diye soruyor bir anne. Diğer taraftan da teslim olurlarsa koyun gibi kesilecekleri korkusu...
1995'teki Pişmanlık Yasası çıktığında Türkiye Cumhuriyeti Devleti imzasıyla terör bölgelerindeki köy ve mezralara uçak ve helikopterlerden atılan bildirilerde deniyordu ki "Devlet olarak acıların en büyüğü olan evlat acısını yüreğimizde hissediyoruz ve kandırılan evlatlarımıza sahip çıkarak, size yavrunuzla birlikte yeniden mutlu bir aile olma şansını sunuyoruz..."
Bugün kitle psikolojisi olarak devletin bu söyleminin gerisinde kaldığımızın farkında mıyız?
Dört yıl önce Türkiye Cumhuriyeti Devleti "Devlet kin gütmez... Bütün millet bu örgüte kandırılarak katılan gençlerin şevkatli yuvalarına dönmesini, sevdiklerine kavuşmasını ve ıstıraplarının dinmesini bekliyor" diyordu bildirisinde.
Dağa çıkanları en çok anneleri bekliyor. Dün bu annelerden bir grupla görüştüm. Ne yazık ki artık, son pişmanlık yasasının fayda etmeyeceği görüşü ağır basmış dağdakilerin annelerinde.
Bir anne düşünün ki üç oğlundan biri dağda ölü, diğeri kayıp, sonuncusu ise askere gitmiş vatani görevini yapmakta. Alın işte bu da bir Türkiye gerçeği.
Her tarafımızda dal budak veren kin ağacının intikam meyvaları büyürken... Nasıl çıkacağız biz bu işin içinden?
Bu zor soruyu kendi kendimize sormamız gerekiyor.
Şahlanan iki duygu; kin ve intikam... İmralı'daki dava nefreti körüklüyor, farkına bile varmadan daralıyor kalplerimizde sevgiye ayrılan yer.
Ve belki de en gerçek ortak düşman, kindir bundan öteye... Bir de bakmışız nefret ağacı en ummadığınız yerde vermektedir zehirli meyvasını: Mesela İstanbul'da doğulu ailelere kiralık ev vermemek gibi tehlikeli bir eğilim filizlenmeye başlamışsa sağda solda...
Dikkat!
Seçimden önce manşetlerde Pişmanlık Yasası vardı. Oysa şimdi Ecevit hükümetinin geçen Şubat ayında yayınladığı Pişmanlık Genelgesi gündemden düştü. Dağa çıkıp PKK'ya katılan gençleri topluma geri kazandırma projesi böylesine şiddetli nefret ortamında nasıl uygulanacak? Kendi elimizle oluşturduğumuz kitle psikolojisi, teslim alınacak gençleri nasıl karşılayacak?
Apo davası, terörün sosyal tabanını yoketmeye yarayacağı yerde çözümsüzlüğe kilitlemesin Türkiye'yi.