|
|
Cinsel korkular ve fetişizm
Toplumun yıllar boyunca kadın ve erkeğe yaptıkları baskılarla, "ilk gece", sonucu "hayalkırıklığı" olan bir cinsel birleşme ile sonuçlanıyor. Pek çoklarının sapkınlık gibi gördüğü fetişizm ise, dozunda ve yerinde olduğu sürece ilişkiyi renklendiriyor.
Sözü uzattık, gelelim şu ilk gece karı-koca olamamanın, cinsel birleşmeyi gerçekleştirememenin dinamiğine ve psikolojik sonuçlarına: İki genç aşık olur ve evlenirler. O ilk geceye, büyük bir heyecanla girerler. Odalarına çekilir, kapıdan içeri girer girmez, birkaç gündür sözünü ettiğimiz bilinç dışına gömülen KORKULAR, istem dışı bir refleksle, su yüzüne çıkıverir.
Kadındaki acı ve psikolojik korkuya bağlı kasılma ile, kadın o gece adeta kilitlenir. Buna "VAGİNUSMUS" diyoruz.
Son yıllarda bu tür olgular adeta yağmur gibi yağıyor. Tıpkı gözümüze bir toz zerreciği kaçınca, nasıl göz kapağımızı açamazsak, ona benziyor. Vagina ve bedensel kaslar da, istem dışı bir mekanizma ile kilitlenip eriyor.
Aylar, yıllar yılı süren olgular, sıkıntılı yaşamlar... Çözümü kolay; çünkü akan nehrin akışını geri döndürmüyoruz.
Fetişizm...
Bir de fetişizmden söz edelim kısaca. Fetişizm, karşı cinsin bir organı, bir eşyası veya bir tavrına tutkunluk demektir ki, çoğu zaman, karşı cinsin kendisinden bile önemli olabilir ya da cinsel coşkunun tümüne yakın bir bölümünü kapsar. Kuşkusuz derecesine göre de, ruhsal coşkunun motivasyonunu oluşturur. Hafif derecede olanları yemeğin sosu gibidir.
Bunu bir örnekle açıklamalıyım. Olgumuz, benim asistanlığımda analiz ettiğim 40 yaşlarında bir müzisyendi. Tutkusu uzun topuklu kadın ayakkabılarıydı. "Doktor bey çok çaresizim, neredeyse yirmi yılımı bu yolda harcadım. Tutkum, cinsel yönelişim; güzel bacaklı bir kadında gördüğüm uzun topuklu ayakkabılar. Böyle birini gördüğümde diyalog kurar, muradıma ererim. Ama kadınla konuşmayı sağlasam bile, 'ayakkabıların için peşindeyim' diyemem ki?" diye dert yandı.
Kendisine narkoanaliz dediğimiz, uyutarak konuşturma tekniğini uyguladım. Öyküsü şöyleydi: 12-13 yaşlarındayken, annesinin dul bir arkadaşı varmış. Kadın hep uzun topuklu ayakkabı giyermiş ve bacakları da güzelmiş. Oturdukları ahşap eve kadının geldiğini, topuklu ayakkabının sesleri ve ahşap medivenin gıcırtılarından anlar, heyecanlanırmış.
Olay açıkça anlaşılıyor. Ergenliğin cinselliğe yöneldiği yıllarda, olgumuzun ilk cinsel heyecanlarının simgesi ve uyarıcısı, uzun topuklu ayakkabılar olmuş, bunlar daha sonra tutkuya dönüşmüş.
Analiz sırasında tıp öğrencileri vardı. Olgumuza: "Buradaki kızlardan birinin ayakkabısını ister misin?" diye sorduğumda, uzun topuklu ayakkabısı olan, güzel bacaklı bir kızı işaret etti. Onun ayakkabısını aldım, kendisine verdim. Ayakkabıyı iki avucu arasına aldı, okşadı, kokladı. "Başka bir şey yapmak ister misin?" diye sordum, "Ortam uygun olsaydı evet!" yanıtını aldım. Seansa, ertesi gün devam etmek üzere ara verdik.
Ertesi gün geldiğinde, içeriye girer girmez, ilk sözcükleri; "Siz bana ne yaptınız doktor bey? Benim bu tutkum, tümüyle bitti" oldu. Rahatlamış, huzura kavuşmuştu.
Ayakkabı=kadın cinsel organı
Bir insan düşünün ki, yirmi yıl bir amaç peşinde koşuyor. Bir gün onu elde ettiğinde, bilinçaltındaki basınç sona erebiliyordu.
Ayak ve ayakkabı, fetişizm duygularının başta gelen objesidir. Psikoanalitik görüşe göre, ayakkabı kadın cinsel organını simgeler. Ayak-ayakkabı kompozisyonu da, bilinçaltı cinsel çağrışımlara neden olur.
Bu konuda bir başka örneğimiz şöyle; Yüksek öğrenimini bitirmiş bir genç, evlenecek ama kadın çorabına karşı, dayanılmaz fetişizm duyguları var. Mektubunda: "Kadının bacaklarında o ince çoraplar olmadığı zaman, hiçbir cinsel performans göstermem ve uyarılmam söz konusu değil, ne yapmalıyım?" diye yazmıştı. Verdiğim yanıt şöyleydi:
"Bunu evleneceğin kadına söyle, anlayışla karşılayacaktır. Dahası, böyle bir tutkunun, sendeki cinsel faaliyeti canlandırdığını anladığında, gardırobunda bir çorap koleksiyonu bile oluşturabileceğinden emin olabilirsin" dedim. Kısa bir süre sonra gelen teşekkür mektubunda heyecanlı cümleler vardı.
Fetişist duygular, cinselliğimizin iştah şurubu gibi rol oynarlar. Dozunda ve yerinde çok işe yararlar.
|
Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|