DSP, MHP ve ANAP ortaklığıyla kurulan 57. Cumhuriyet Hükümeti göreve başladı. Sandıktan çıkan oylara göre birinci, ikinci ve dördüncü gelen partiler, Hükümet Protokolü üzerinde anlaştılar.
Yeni hükümetin geniş bir yelpazeyi temsil etmesi, demokrasinin iyi bir yansıması olarak algılanabilir. Öte yandan, birbirinden çok farklı siyasi yapılanma ve şahsiyetleri bir araya getiren bu hükümet, riskli bir birliktelik olarak da değerlendirilebilir. Umudun mu, yoksa karamsarlığın mı haklı çıkacağını kestirmek için henüz çok erken.
Dikkat edilmesi gereken ve hükümetin başarısını belirleyecek önemli etkenler var. Örneğin hangi bankanın, hangi partinin kontrolünde olacağı neden bu kadar önemli? Suistimale açık güç kaynaklarının eşit dağıtılması, herkese aynı payı vereceğinden mi? Yoksa, partilerin birbirini denetleyebilmesi amacıyla mı? Hükümet, asıl bu tür güç dengelerinin daha doğrusu "dengesizliklerinin", önlemini almak zorunda. Devlet bankalarının bağlandığı partiler, bu bankaların ülke ekonomisine nasıl en süratli biçimde kazandırılacağına kafa yormalı. Yoksa, önceki yolsuzluklara adı karışan partilerin seçmenden aldığı ders, kendilerine de verilebilir.
Bir uzlaşma ve atılım hükümeti olmayı hedefleyen yeni kabinenin bu amacını gerçekleştirmesi ne kadar mümkün? Öncelikle 35 kişilik bir Bakanlar Kurulu'nun ideal bir çalışma ortamı olmadığına dikkat çekmek lazım. Bu kadar fazla sayıda bakanlığın, çalışmaları hızlandırmak yerine yavaşlatma olasılığı var. Oysa, Türkiye'nin doğru kararları süratle almaya ihtiyacı var. Bakanlık sayısının azaltılması ile, hükümetlerin etkinlik düzeyinin yükseldiği, siyaset biliminin benimsediği bir gerçek. Bakan çokluğunun yanı sıra, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin de, mevcut çalışma düzeniyle, ümid edilen atılımları gerçekleştirmesi zor olabilir. Parlamento haftada 3 gün, öğleden sonra saat 3'ten 7'ye kadar çalışıyor. Bu 4 saatin yaklaşık 1 saati gündem dışı konuşma ve tebliğlere ayrılıyor. Geriye kalıyor 3 saat. Yani parlamento haftada efektif olarak 9-10 saat çalışıyor. Bu sistemin acilen değişmesi ve gün sayısı aynı kalsa bile, sabah 10, akşam 7 gibi makul bir çalışma düzeni olması gerekir.
Yeni hükümetin belki de en önemli zorluğu, izlediği politikaları tek elden yansıtmak olacaktır. Kararların uzlaşmaya dayandırılması önemlidir. Ancak 2 veya 3 başlı bir hükümet izlenimi verilirse, hem içerde, hem de dışarda göreceği saygı azalacaktır.
Yeni kabinenin işi kolay değil. Ama zorlukları aşabilecek bilgi ve -bazı bakanlarıyla- deneyim birikimine sahip. Ayrıca, halkın seçimle ortaya koyduğu iradeyi yansıtan bir hükümet beraberliği sözkonusu. Hayırlı olsun diyoruz.