|
|
COŞKUN KIRCA(ckirca@sabah.com.tr
)
|
  
Kur'an kursları
Yeni Hükümet beklendiği gibi kuruldu. Hükümet protokolü incelenince tek sakıncalı husus, Kur'an kurslarıyla ilgilidir. Porotokole göre, bir önceki koalisyon tarafından hazırlatılıp Danıştay'dan dönen bir yönetmeliğin hükümleri kanunlaştırılacaktır. Bu suretle, ilköğretimin beşinci sınıfından sonra herkesin devam edebileceği Kur'an kursları Diyanet İşleri Başkanlığı'nca açılacaktır. Bu yönde bir tasarı kanunlaşırsa, genel ilköğretimin kesintisiz olması ilkesini koyan kanun hükmüne vahim bir istisna getirilmiş olunacak ve bu suretle eğitim ve öğretimin "çağdaş bilim ve eğitim esaslarına" uyması geretiğine dair Anayasa hükmü ihlâl edilmiş olacaktır. Böyle bir kanun ayrıca, tüm eğitim ve öğretim kurumlarının Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı olmasına dair Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nu delmiş olacaktır. Çünkü, bu tasarıda, Kur'an kurslarının Diyanet İşleri Başkanlığı'na bağlı olması ve Milli Eğitim Bakanlığı'nın bu kurslar üzerinde sadece gözetim ve denetim yetkisi bulunması öngörülecektir. Böyle bir tasarı kanunlaşırsa büyük bir ihtimalle Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilecektir. Ama, bu arada topluma bir hayli zarar verilmiş olacaktır. Çağdaş eğitim ve öğretim esasları, öğrencinin zihninin akılcı yaklaşıma göre şekillenebilmesi için, bu şekillenme yeterince ileri bir seviyeye gelmeden dogmatik bir öğretimin verilememesini gerektirir.
Bu hükümetin türban konusunda ne yapacağı uygulamadan anlaşılacaktır. Danıştay İdari Davalar Genel Kurulu'nun bu konuda aldığı kararın gereklerine uyulmazsa, bunalım kapımızda demektir.
Hükümet potokolündeki diğer ifadelerin sonuçları da, somut uygulamanın nasıl olacağına bağlıdır. Bekleyelim ve görelim.
Fazla kalabalık
Yeni Bakanlar Kurulu'nun 35 üyesi olacaktır. TBMM'nin komisyonları Plan ve Bütçe Komisyonu hariç- 21'er üyeden ibarettir. Bu eşiği aşan heyetlerin akılcı bir çalışma yapabilecekleri düşünülemez. Batı'daki emsallere bakarak Bakanlar Kurulu'nun üye sayısını 20'nin altında tespit etmek şarttır. Fakat, biz, siyasi sistemimiz gereği koalisyonlara mahkum olduğumuzdan, ortak partileri tatmin edebilmenin çarelerinden biri diye bakan sayısını alabildiğine şişirmişizdir. Yeni hükümette de devlet bakanlarının sayısı gereksiz ölçüde yüksektir. Üstelik bu devlet bakanlıklarına verilen görevlere bakılınca, asli bakanlıkların klasik görevleriyle iç içe geçtikleri görülecektir. Bu durumda, hükümet işlerini gereken çabukluk ve tutarlılıkla yürütmek çok zor olur.
Zaman kaybediliyor!
"Bekleyelim ve görelim" diyoruz, ama hükümet hemen icraata başlayamayacaktır. Çünkü daha önce Meclis'ten güvenoyu alması gerekecektir. Kısacası, siyasi sistemimizin aksaklıkları yüzünden hükümetlerin genel seçimden sonra uygulamaya geçebilmeleri için en az iki ay beklemek gerekiyor. Bu durumun ıslahı gerekir.
Bir kere, Meclis Başkanı'nın seçiminden önce konmuş olan 10 günlük düşünme süresi komikliği kaldırılmalıdır. Çünkü bu yüzden Meclis komisyonlarının kurulması gecikiyor ve hükümet kanun tasarılarını Meclis'ten geçirmekte zaman kaybetmiş oluyor.
İkincisi, klasik parlamenter ilkeleri uygulayan ülkelerde hükümetin göreve başlarken güvenoyuna başvurulması tarzında bir zorunluluk yoktur ve genel seçimden birkaç gün sonra hükümet kurulur. Zira Meclis, nasıl olsa hükümeti gensoru yoluyla düşürme yetkisine sahiptir.
Milletvekilliği ve bakanlığı ayırmak
Üçüncüsü, başbakan ve hükümete girecek parti liderleri dışında bakan tayin edilen milletvekillerinin milletvekilliği sıfatı -Fransa'da olduğu gibi- düşmelidir. Bu kural, hem partilerin Meclis gruplarının hükümeti denetlemekte daha serbest olmasını, hem de partili milletvekillerini post vererek tatmin ihtiyacı ve adetinin ortadan kalkmasını sağlamaya yarar ve Fransa'da büyük başarıyla uygulanmaktadır.
Dördüncüsü, bakanlıkların görev ve yetkileri, bakanlık sayısı azaltılarak, bazı bakanlıklar birleştirilerek, bakanların kendi görev alanlarının tümü üzerinde yetkili olmalarını sağlayacak tarzda yeniden düzenlenmelidir.
Ne var ki siyasi zümremiz bu pek zorunlu reformları başarabilmesini sağlayacak iradeden yoksundur.
Yeni iktidar, hükümet olmanın dışında da bazı adımlar atmalıdır.
Sayın Mesut Yılmaz, hükümete girmeyeceği konusunda verdiği sözü tutmuştur. Kendisini kutlarım. Meclis'teki yeni salt çoğunluk, hem -kendi isteğine uyarak- Sayın Yılmaz'ı, hem de DYP liderini haklarındaki tüm ithamlardan ötürü Yüce Divan'a en kısa zamanda göndermelidir.
Düzeltme: "Orta-Sol Partileri-II" başlığıyla 27 Mayıs'ta çıkan yazımın 6. paragrafının 17 ve 18. satırlarındaki "asıl olanın" kelimeleri kaldırılacaktır.
|
 |
Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|