kapat

31.05.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
I H Y
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
CAN ATAKLI(ataklic@sabah.com.tr )


Bugün sakin olma günü

Dünyanın gözü üzerimizde. Zaten üzerimizdeydi de, bugün resmen ve alenen üzerimizde.

Mudanya'da üslenen çok sayıda dünya televizyonu nefes alıp vermemizi bile dinleyerek haber yapmak için bekliyor. Bu sabah saat 07.00'den itibaren bütün dünya televizyonları Türkiye'den naklen yayına başlıyor. Çağın teröristi Apo'nun yargılanma süreci ile Türkiye de yeni bir döneme girecek.

Apo ile yandaşları 1984'ten bu yana kan ve gözyaşı döktürüyor Türk halkına. Eli kanlı katilin sonunda yakalanması ve adalet önüne çıkarılması elbette yürekleri ferahlatıyor. Böyle bir terörist için Türk Ceza Kanunu'nun ilgili maddeleri var. Mahkeme kararını kısa sürede takdir edecektir.

Ancak, şunu da bilmek zorundayız ki, dünya basını bu mahkemeye normal mahkeme olarak bakmayacaktır. Sorunu "etnik bir kesimin mücadelesi" olarak tanımlayan ve Türk Mahkemelerini'nin bağımsız olmadığını ileri süren yabancı basın, olayı hep bu açıdan ele alacaktır. Bu nedenle yabancı basın mahkemeyi izlerken diğer yandan da Türkiye'yi büyüteç altına almaya çalışacak ve özellikle kamuoyu tepkilerini çarpıtmaya yönelecektir. Bunu söylemek için falcı olmaya gerek yok, çünkü zaten yıllardır aşağı yukarı bunu yaşıyoruz, örneğin dün yazdığım TV5 olayını okuyanlar hatırlayacaktır.

Bu durumda başta Şehit aileleri olmak üzere, bu kanlı terörden bizzat zarar görenlerle, vicdanı sızlayan hepimizin çok dikkatli olması ve özellikle "taraflı yabancı basına" koz vermemesi gerek.

Yapılacak her aşırı ve yanlış hareketin "Türkiye aleyhine kampanya" olarak geri geleceğinden şüphemiz olmamalı.

Apo katili layık olduğu cezaya çarptırılırken, Türkiye de dünyaya bir "hukuk ve insanlık dersi" vermek durumundadır.

Biraz daha gayret
Lösemi hastası Doktor Oktar Babuna ile ilgili kampanya devam ediyor. Bir yandan kan örnekleri alınıyor diğer yandan da bağış kampanyası sürüyor. Ancak kampanyayı düzenleyenler bekledikleri sonucu alamadıklarını söylüyorlar. Şu ana kadar toplanan paralardan 50'nin üzerinde lösemili hasta çocuk yararlanmış. Harcanan para 250 milyarı bulmuş, ama bu tabii yetersiz. Bu nedenle özellikle "herkesten bir milyon lira" kampanyasına katılmaya davet ediyorum.

Bu arada bazı okurlar Oktar Babuna'nın bir ay ömrünün kaldığının söylendiğini hatırlatarak "Allah gecinden versin ama, verilen bilgi yanlış mıydı?" diye soruyorlar. Hayır yanlış değildi, ama Oktar Babuna'ya sürekli kemoterapi tedavisi yapılıyor. Bu tedavi hastalığı iyileştirmiyor, ama ömrü uzatıyor.

Melis'in durumu
Okurlar bir de bu köşede yardım çağrısında bulunduğum küçük Melis'in durumunu soruyor. Melis'e daha önce yazdığım gibi babasının iliği nakledildi. Yüzde 70 yaşama şansı vardı ameliyat sırasında. Şu anda Londra'da sıkı bakım altında. Kan değerleri gün geçtikçe düzeliyor, ancak kesin sonucun alınması için en az iki yıl geçmesi lazım. Melis'i de dualarımız yaşatacak inşallah.

Denizde zorda kalanı kurtarabiliyor muyuz?
Üç tarafımız denizlerle çevrili. Buna rağmen denizi pek sevmediğimiz de bir gerçek. Öyle olsaydı başta ulaşım olmak üzere denizden her türlü yararlanmayı tercih ederdik. Oysa durum tam tersi.

Zaten bu yüzden deniz ve denizcilikle ilgili pekçok eksiğimiz var, hem yasal hem de uygulama olarak.

Örneğin, denizin ortasında kaldınız, bulunduğunuz tekne sıkıntıda, nasıl kurtulacaksınız, size kim yardım edecek? Türkiye'de bu iş için örgütlenmeler var ama yetersiz. Sahil Güvenlik, Kıyı Güvenlik ya da Deniz Polisi zor durumlarda devreye giriyor ama bu yeterli olmuyor.

Hafta sonunda Denizciler Dayanışma Derneği Başkanı emekli amiral Varol Atalay ile derneğin Onur üyesi Sema Cıngıllıoğlu gazetede ziyarete geldiler. Atalay Paşa Denizciler Dayanışma Derneği'ni 5 yıl önce kurduklarını ama çok etkin olamadıklarını söyleyerek "Şimdi bir atağa kalkıyoruz, önemli bir kamu görevini yapmak için kolları sıvıyoruz" dedi.

Konu; denizlerde güvenlik. Örneklerini bazı yabancı filmlerde gördüğümüz gibi bir "Deniz Kurtarma Örgütü" kurulacak. Merkezi şimdilik İstanbul'da olacak olan bu merkez denizlerde zora düşenlere anında müdahale edecek. Her türlü hava koşulunda seyredebilen tekneler, kurtarma ekipmanı, hatta helikopter alınarak bir "gönüllüler birliği" kurulacak. Gönüllü deniliyorsa, elbette profesyonelce çalışacak, gönüllü deyimi, bu işe yatkın olmak anlamına. Çünkü denizde kurtarma yapmak kolay değil, özel yöntemleri var.

"Kimler bu konuda yardımcı olabilir?" diye sordum. Paşa "Evleri deniz kenarında olanlar, yalı sahipleri, tekne sahipleri, küçük boy gemi sahipleri, marina yöneticileri bu sisteme üye olabilirler" dedi.

Dernek bu yeni faaliyetini tanıtmak amacıyla 9 Haziran günü bir balo yapacak. Kuzey Deniz Saha Komutanlığı'nın tarihi binasında yapılacak baloya İstanbul'un ünlü kişileri katılacak. İlginenler için derneğin telefonunu vermek istiyorum: (216) 414.25.52

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır