kapat

31.05.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
I H Y
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ÇETİN ALTAN(caltan@sabah.com.tr )


Tini tini tam tam tini tini tam

Bir yerde üzüntü biter ve kızgınlık başlar.

Bir yerde kızgınlık biter ve bıkkınlık başlar. Ve bir yerde bıkkınlık biter, alay başlar.

Hayatta bir takım kozalak kafalı adamlara rastlıyorsun. Neler söylüyorlar bu adamlar, bir şeyler, bir şeyler söylüyorlar işte... Tabak diyorlar, çanak diyorlar, kabak diyorlar, yatak diyorlar, gırtlak diyorlar, bizim en büyük kabahatimiz diyorlar, sizin en affedilmez hatanız diyorlar, ördek diyorlar, kaz diyorlar, karga diyorlar, hindi diyorlar, hava diyorlar, su diyorlar, masa diyorlar, kasa diyorlar...

Anlatamıyorsun ki kelimelerin bittiği hudutta başlayan bir şeyler vardır. Bir yabancı şehrin sokağında çalınan keman, bir parkta ışıyan gün, bir deniz kenarında adımların çıtırdattığı kısım... Bir şeyler vardır, cümlesizdir. Bir şeyler vardır, sezilir. Duvarları dar kafalardan örülmüş kalelerin içinde anlatamazsın bunu, estiremezsin o havayı...

O, göz kırpan bir şakacı gülüş; o, kupkuru sembollerin ötesindeki gerçeğe uzanan bir ışığın çakışı; o, bir kıvrak zekâ şahlanışıdır. Karşı tarafın radyosu aynı dalgada çalışmıyorsa, senin antenlerinin şarkısını alamaz. Yadırgar seni, itham eder seni, kendi darlığı ve katılığı içine kapamak ister seni...

Ve işte o zaman işi alaya vurursun.

* * *

Koestler gibi ne demek istediğini dünyada en iyi anlatmış olan insanlardan biri:

- Yazı yazarken içim titrer, diyor, acaba anlaşılacak mı, diye...

Boş bakışlar, iki parmak alınlar, düşük çizgiler, her türlü esneklikten yoksun beyinler... Sunulan nükteye çok değil, bir gülücük ödesen... Bir resmin ağzını çakıyla oyar gibi, Tanrı uzanıp sökmüş tebessümü o dudaklardan... Kuru, kupkuru kukumav kafalar...

* * *

Bak, bir kutu kibrit. Bir tane çıkartıyorsun içinden. Kutunun kenarına sürtünçe yanıyor. Gördün mü yanan kibriti. Bir parça yanman, bir parça ışık vermen için acaba ben seni nereye sürtsem? Düşüncelerime sürtsem, sen değil, düşüncelerin yanıyor; gönlüme sürtsem, sen değil gönlüm...

Acaba Spor-Toto desem bir parça uyanır mısın? Üç yüz bin kağıdı açıktan koyuversem cebine... Para deyince, ceryana tutulmuş kesik baş gibi, azıcık oynuyor gözleri... Ama işte o kadar... Ne yapsan olmuyor, zor sanat laf anlatmak...

Tini tini tam tam, tini tini tam. Tini tini tam tam tini tini tam.

* * *

Sen sinek hikâyesini bilir misin? Herhalde bilmezsin. Sen ne bilirsin ki zaten. Sinek hikâyesini bilir misin, deyince; bilmem, diyeceksin. Bilmem, demekle olmaz ki... Peki ne demekle olur, diyeceksin. Ne demekle olur, demekle olmaz ki... Allah Allah, diyeceksin. Allah Allah, demekle olmaz ki... Çattık yahu, diyeceksin. Çattık yahu, demekle olmaz ki... Söyle neyle olur peki, diyeceksin. Söyle neyle olur peki, demekle olmaz ki... Öf be, diyeceksin. Öf be, demekle olmaz ki...

Tini tini tam tam, tini tini tam. Tini tini tam tam tini tini tam.

Bak hâlâ neyle olur diyorsun. Neyle olacağını kendin bul. Ben artık türkü çağırıyorum, canım sıkıldı senden:

Tini tini tam tam tini tini tam...

Not: 38 yıl önce yazılmış bir yazı... Özel koleksiyondan...

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır