Bürokraside merak kadar endişe de hakim. Yerlerini koruma çabasında olanların yanında; uygulanacak programı, kararların hızını, uluslararası kuruluşlara verilecek mesajları düşünenlerin sayısı da az değil. Genel değerlendirme, yeni hükümetin ekonomi yönteminde bir "denge" kurduğu ancak her noktada "kilitleri" de beraberinde taşıdığı yönünde.
Ekonomi filosunun amiral gemisi Hazine, Hazine'nin kasası Ziraat Bankası DSP'de. Merkez Bankası ile birlikte DSP, paranın musluğunu elinde tutuyor. Ancak, değirmenin suyu Maliye'de dönüyor. Nakit yönetimini, para programını DSP, harcama programını ise ANAP hazırlayacak. Maliye ödenek çıkarmadı mı rutin borçlanma dışında tüm kanallar tıkanabilir. Gerek Hazine'deki gerekse Maliye'deki kadroların korunacağı yönündeki kanaat soru işaretlerini azaltıyor.
Gelelim yatırımcı bakanlıkların geleneksel harcama taleplerine. Herşeyden önce yatırım programında MHP söz sahibi olacak. DPT'nin, ekonominin bütününü görme kapasitesi ve yatırımları yönlendirme gücü MHP kanalıyla kullanılacak. Bu noktada; Bayındırlık, Ulaştırma, Sağlık Bakanlıkları'nı elinde bulunduran MHP biraz rahatlasa da ödenek için ANAP kanadındaki Maliye'nin, harcama için DSP kanadındaki Hazine'nin "onayını" alması gerekecek. Tarım kesiminde de tablo farklı değil. TMO'dan, birliklere kadar geniş bir yelpazeyi kontrol eden MHP, destekleme fonu ve kamu bankaları sayesinde parayı tutan ise DSP olacak.
Özelleştirme Yüksek Kurulu'nda Sanayi Bakanlığı ile MHP, Maliye Bakanlığı ile ANAP, Hazine Bakanlığı ile DSP devreye girecek. Devletin bir çöpünü satmak için bile ortak karar ve uyum aranacak.
Acil müdahale bekleyen ekonomide, süratli ve etkin kararlar alınabilmesi, partilerin, geçmişin güvensizliklerini bir kenara bırakıp, geleceğe bakmaları ile mümkün olabilir. Aksi taktirde umutlar kısa sürede hayal kırıklıklarına, denge hesapları kilitlenmeye dönüşebilir.