|
|
ATİLLA DORSAY(adorsay@sabah.com.tr
)
|
  
Bir kuşağın ideali
'Pardayanlar'ı okumayan nesle aşina değiliz, diye yazdı Hıncal Uluç. Atilla Dorsay da onu tasdikliyor ve 'has bir Zevaco serüveni' Kambur'u mutlaka izlemenizi tavsiye ediyor
Kambur (Le Bossu) Yönetmen: Philippe de Broca/ Senaryo: Jean Cosmos, P. de Broca/ Görüntü: Jean François Robin/ Müzik: Philippe Sarde/ Oyuncular: Daniel Auteuil, Vincent Perez, Fabrice Luchini, Marie Gillain, Philippe Noiret/ Fransız filmi.
Geçen gün Hıncal Uluç'un yazdığı satırlara aynen imzamı atabilirim. Michael Zevaco romanları benim de çocukluk-ilk gençlik yıllarımın baştacıdır. Ve "Pardayyanlar"ı okumadan büyümüş bir kuşağı anlamama -ya da onların beni anlamasına- pek olanak yoktur...
Çünkü bizler (en azından birkaç kuşak) o emsalsiz serüven duygusunu, arkadaşlık, ihanet, tutku, şehvet gibi temel içgüdülerin yönlendirdiği ve bir ülkenin tarihine yaslanmış dur-durak bilmez maceraların büyüsünü o kitaplardan tattık. Ve aldığımız zevk belki tüm yaşamımızı, sinema dahil birçok konudaki zevkimizi oluşturan öğelerden biri oldu.
İşte daha 1960'larda bu türden filmlerde ustalığını gösteren emektar yönetmen Philippe de Broca'nın eliyle anlatılmış has bir Zevaco serüveni... Güneş Kıral 14. Louis'nin yaşlılık yıllarında, soyluların ezdiği halk kesiminden doğan kahraman şövalye Lagardere, onun raslantılar sonucu dost olduğu soylu Nevers dükü ve dükün haince öldürülmesinden tam 16 yıl sonra, yanına onun öksüz ve güzel kızı Aurore'u da alarak giriştiği intikam serüveni...
Michel Zevaco gözüyle görülmüş Fransız tarihini akılcı bir sinemayla anlatan bu güzel serüven filminde, kusursuz bir dönem tasviri ve Daniel Auteuil'den Philippe Noiret'ye parlak bir kadro var. Kötü adamı oynayan Fabrice Luchini, Lagardere'deki Daniel Auteuil'le aşık atarken, Ferzan Özpetek'in "Harem Suare"sinde izleyeceğimiz Fransız sinemasının yeni külkedisi Maric Gillain ise göz dolduruyor.
Tek sorun, yeterince reklamı yapılmayan filmin, üstelik tümüyle Amerikan filmlerine şartlanmış bir piyasada, gerçek seyircisine ulaşamaması. Küçük ve boş bir salonda bu güzel filmi izlemek, tıpkı Hıncal gibi bana da hüzün verdi.
Bir beyzbol güldürüsü
Sucu (Waterboy)
Yönetmen: Frank Coraci/ Senaryo: Tim Herlihy, Adam Sandler/ Görüntü: Steven Bernstein/ Müzik: Alan Pasqua/ Oyuncular: Adam Sandler, Kathy Bates, Fairuza Balk, Jerry Reed, Henry Winkler/ Touchstone Pictures (UİP) yapımı.
Amerikan usulü başarı öyküsünün çağdaş komediye uyarlanmış bir versiyonu... 31 yaşında, tam bir ana kuzusu, kocası yıllar önce çekip gittiğinden beri kendisini tümüyle oğluna adamış bir annenin sanki esiri olan Bobby Boucher, Louisiana'daki bir beyzbol takımının sucusudur: Yani bu sert oyunun sanki birer modern şövalye olan oyuncularına maç boyu su yetiştiren bir saha arkası emekçisi...
Saf Amerikan delikanlısı Bobby'nin çeşitli kompleksleri ve doyuramadığı özlemleri (örneğin yaşına rağmen hâlâ bâkirdir!), onda kimi insanlara karşı keskin bir öfke yaratmıştır. Bu öfke yeri geldiğinde müthiş bir güce dönüşebilmektedir. Bunu farkeden, yıllar önce gururunu ve erkekliğini yitirmiş antrenör, onu sahaya alır, futbolcu yapar. Ve Bobby, bizim için hâlâ Çince gibi olan Amerikan futbolunun kendine özgü kurallarına ve koşullarına büyük uyum sağlayarak, bir spor kahramanı olur çıkar...
ABD'de beklenmedik biçimde büyük iş yapan "Sucu", özellikle birkaç temel ögeye dayanıyor: Amerikan kolej mizahı denen bir tür tipik Amerikan güldürü anlayışı, bu ülkenin ünlü show-man'i Adam Sandler'in "The Wedding Singer" filminde de izlenen kişiliği, Amerikan futbolunun kendine özgü ortamı ve gerilimi...
Doğrusu bu üç öge de bizim için, daha doğrusu Amerikalı olmayanlar için geçerli değil. Bir tür yeni Jerry Lewis olmaya sıvanmış Sandler'i ise kendi adıma pek komik bulmadım.
Ama film yine de belli bir rahatlıkla izleniyor. Özellikle, insanın içinde birikmiş öfkenin bir dinamik güç olarak kullanılmasına ilişkin bölümler ilgi çekici. Ayrıca, sürekli timsah ızgara, kurbağalı kek, yılan oturtması gibi yemekler yapıp duran otoriter anne rolünde büyük oyuncu Kathy Bates ve vahşi, adeta ürkünç güzelliğini bu kez daha yumuşak bir rolde kullanan Fairuza Balk da filme katkıda bulunuyorlar.
Önemli değilse de rahatça tüketilip hemen unutulacak bir komedi...
HAFTANIN YILDIZ TABLOSU:
Mısır Prensi * * * *
Kara Kedi, Ak Kedi * * *
Çıplak Ten * * *
Tango * * *
Kambur * * *
Paylaşılamayan Tutkular * * *
Salaklar Sofrası * *
Sucu * *
İşte Böyle Bir Kız *
8 mm. *
|
 |
Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|