kapat

29.05.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
I H Y
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
YILMAZ KARAKOYUNLU(yilmazk@sabah.com.tr )


Büyük fetih günü...

Bugün 29 Mayıs... İstanbul'un fethinin 546. yıldönümü...

Osmanlı'nın en önemli somut tarih iftiharlarından birisi İstanbul'un fethidir.

1953 yılında fethin 500. yıldönümü kutlamaları çok önceden ve geniş kapsamlı olarak hazırlanmıştı. Ancak o yıllarda Yunanistan'la ilişkilerimizin ısınmaya başlaması ve iyi ilişkileri sürdürme isteğimiz fethin 500. yıl kutlamalarını sınırlamıştı. Dikkat çekmeyecek küçük törenlerle işi savuşturmuştuk. Her şeye rağmen dünya tarihçileri İstanbul'un fethinin taşıdığı önemi anlatan gerçekçi ve adil tespitler yapmışlardı.

Tarihçiler İstanbul'un fethine bir soylu ulusla, bir kentin vuslatındaki gurur dolu ahenk diyorlar...

İslam tarihçileri İstanbul'un fethini, peygamber ilhâmının idrâk edildiği ilâhi takdirin somut tarih ihtişamı olarak tanımlıyorlar... Bir iman ordusunun, yeni bir çağ açan rahmet tecellisi olarak görüyorlar...

* * *

İstanbul'un fethi, Osmanlı'nın cihan imparatorluğu yolundaki en önemli adımıdır. Topların açtığı gediklerinden kente giren yeniçeriler, surların tepesinde zaferi kutladılar... Ulubatlı Hasan, burçların doruğuna bayrağı dikti ve bir iman sesi yükseltti: Allah-ü Ekber...

Osmanlı Sultanı İkinci Mehmet artık İstanbul fatihi olmuştu.

Kendisine Cihangir sıfatını layık görenler bu unvanı kullanmasını istemişlerdi. Cihangir, cihanı alan, dünyayı yöneten anlamına geliyordu. Oysa genç sultan, halkının kendisine layık gördüğü fatih sıfatını benimsedi.

Bu fetihle birlikte üç kıtayı denetim altına alabilecek coğrafya, Osmanlı denetimine geçmiş ve böylece dünya ticaretinin yolları ve değerleri kontrol altına alınabilmişti.

İstanbul, İmparatorluğun yönetim, ticaret ve kültür merkeziydi. Şiirde, edebiyatta, mimaride, musikide en mükemmel eserler ve örnekler İstanbul'da gerçekleştirilir ve bu değerli sanat ürünlerinin ilhamı ile bütün imparatorluk aydınlatılırdı.

Bugün yeryüzünde kırka yakın devletin kültür ve sanat faaliyetleri ile eserleri İstanbul merkezinden kaynaklanan meşale ile nurlandırılmıştı.

* * *

Atatürk, Fatih Sultan Mehmet'i Türk tarihinin en büyük kumandanı ve devlet adamı olarak görür ve onu her vesile ile yüceltir. Kumandanlık maharetiyle, devlet başkanlığı dirayetini varlığında bütünleştirmiş iki abide şahsiyetten söz eder. Birinin Büyük İskender, diğerinin Fatih olduğunu belirtir. Her ikisinin de insanlar arasında hiçbir ayrım yapmaksızın eşitliği ve adaleti hakim kıldığını anlatır.

Fatih Ayasofya'ya geldiğinde, İstanbul'da yaşayanlar arasında fark gözetmemiş, devlete sadık kaldığı sürece, Müslümanlarla, gayrimüslimler arasında hiçbir ayrım yapılmayacağını açıklamıştı.

Helal servetinden ayırdığı kaynaklarla vakfın senedinde, sağlık hizmetlerine önem verilmesini istemişti. Bu vakfın gelirleriyle onikisi cerrah olmak üzere 24 hekimin bütün İstanbullular'a hizmet vermesini hükme bağlamıştı. O tarihlerde İstanbul nüfusunun üçte biri Müslüman, gerisi gayrimüslim idi.

* * *

İnönü Cumhurbaşkanı seçildiği 1938'te, fethin 500. yıldönümü olan 1953 tarihine kadar özel ve uluslararası kutlama programı hazırlanmasını ve surların onarılmasını istemişti.

Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel başkanlığında kurulan "Güzideler Komisyonu" 1954 Olimpiyatları'nın İstanbul'da yapılması için uluslararası kampanya başlatmakla görevlendirilmişti. Sultanahmet Meydanı, Marmara'ya doğru uzatılarak bir taraça meydana getirilecek ve bu taraçada fethin ihtişamını simgeleyen bir dizi anıt dikilecekti. Bu anıt, 1954 Olimpiyatları'nda İstanbul kentini dünya kenti ilan etmenin ilk adımı olacaktı.

* * *

Bunların hepsi şimdi birer hatıradır. Ve İstanbul her yıl giderek, kendisi için öngörülen bütün değerlerden uzaklaşan ve yozlaşan yönleriyle yaşanması kahırlı bir kente dönüşmüştür. Otuz yıldır İstanbul için özel düzenlemelerden söz edilir ama her hazırlık rafta, her teşebbüs lafta kalır...

İstanbul'un fethi ülkemizin ve ulusumuzun onur kaynağıdır; kutlu olsun...

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır