


Nerden başlamalı
Hükümet güven verdikten sonra, işe nerden başlasanız farketmez.
Ama önce devletle vatandaşı barıştırmak, sanki temiz bir sayfa açmak gibi geliyor bana.
Bir dizi ihtilâf var.
Binlerce, yüzbinlerce var.
Herşey mahkemelik.
Davalar, 20 yıldır, 30 yıldır sürüyor.
- Hazine arazisiyle.
- Ormanla.
- Vakıflarla.
- Karayollarıyla.
- Vergi dairesiyle.
Varoğlu var.
Duvar ve bahçe davası bile var.
Yasalar bağlamış.
Devlet bir şey yapamıyor. Vatandaş, hakkından vazgeçemiyor... Mahkemeler işin içinden çıkamıyor.
Adliyedeki tozlanmış raflar, dosya dolu.
Bir arkadaşım tam 25 yıldır, kıytırık bir tarla için Orman Dairesiyle hesabını göremedi.
O öldü, 5 yıldır da oğlu uğraşıyor.
*
Ben derim ki, gelin ibralaşın, tokalaşın, helallâşın.
Meselâ ne yapılabilir.
- Satın alınır.
- Satılır.
- Taksite bağlanır.
- Hatta - Vatandaş lehine - vazgeçilir, affedilir.
- Eğer edilemiyorsa makul bir biçimde paylaşılır.
Daha aklıma gelmeyen bir sürü formül.
Ama bâri, ihtilâf biter, mahkemeler rahatlar, yüzbinlerce dosya kapanır, vatandaşla devlet barışır.
*
Bunu, bu hükümet de yapamazsa, hiçbir hükümet yapamaz.
351 kişilik bir meclis desteği var arkasında... Sırf sayısal değil, bir de siyasal ağırlığı var.
Dededen kalma yıkık dökük bir evin yan duvarıyla, bitişik hazine arsası arasındaki ihtilâf, artık bu devirde yakışık alıyor mu?
Bunun bir hâl çaresi yok mu?
Handaki 28 yıllık köfteci, vakıflarla neyin mahkemesini sürdürecek hâlâ.
- Ya al, ya ver.
Ya kirala, ya takside bağla. Ya da başka türlü anlaş.
Ama anlaş.
Bitsin bu mahkeme.
*
Devlet, işte babalığını burada gösterecek...
Aksi halde, otoritesiz bir baba olarak, evlatlarıyla mahkemelerde yıllarca yüzgöz olacak.
Oldu bile.
Kaçak yapılar ve topraktaki işgaller da dahil buna...
Burada devlet anlayışlı olacak.
Ama o'ndan sonra öyle sert hükümler getirecek ki, ihtilâf çıkarmaya bir daha kimse cesaret edemeyecek.
Mübaşir, kapıda bağırır durur:
- Ahmet, Mehmet, Hüseyin.
Ayol bağırma, öldü onlar.
Varisler belki de havlu atmıştır. Ama mahkeme sürer.
Gereği düşünülür.
Celse 6 ay ileriye ertelenir. Sonra... bir daha ertelenir.
*
Gelin şu eski defterleri kapatın.
Alacak-verecek kalmasın.
Tokalaşın, anlaşın.
Beş kuruş eksik olsun ama bu komedi bitsin.
Türkiye'de bir hazine davası 30 yıl sürerse, elbet şeref ve haysiyet için açılan bir tazminat davası da 5 yıl sürer.
Kim öle, kim kala.
.......
Keşke köklü bir adliye reformu olsa...
Ama onu yapamıyorsanız bâri gelin vatandaşla devleti barıştırın.
Önce şu yüzbinlerce ihtilafı, tek kalemde halledin.
Özal, tam bunu yapacaktı ki, işi bırakıp Cumhurbaşkanlığı'na çıktı.