kapat

29.05.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
I H Y
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
CENGİZ ÇANDAR(ccandar@sabah.com.tr )


Haydi Türkiye...

Dünya tarihinde bir "ilk" gerçekleşti! Halen görevde bulunan bir ülkenin devlet başkanı, "savaş suçlusu" ilân edilerek, yargılanması için hakkında tutuklama kararı çıktı. Evet, Yugoslavya Devlet Başkanı Slobodan Miloşeviç, "insanlığa karşı suç işlemek" suçunun faili olarak, 1949 Cenevre Konvansiyonu'nun maddelerine dayanılarak, şimdi "aranıyor"!...

Kararı veren Lahey'deki "Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi"... Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi, BM Güvenlik Konseyi kararı uyarınca kurulduğu için "uluslararası meşruiyet" sahibi ve "uluslararası hukuk" uygulaması açısından yetkili bir kuruluş.

Nitekim, hukuka yaraşır somut belgelere dayanılarak ve ince ayrıntılar üzerinde durularak karara ulaşmış durumda. Bu karar, Miloşeviç'in yanısıra Sırbistan Devlet Başkanı Milan Milutinoviç'i, Sırbistan İçişleri Bakanı Stojiljkoviç'i, Yugoslavya Genelkurmay Başkanı General Dragoljub Ojdaniç'i ve Yugoslavya Başbakan Yardımcısı Nikola Sainoviç'i de "savaş suçlusu" durumuna sokuyor.

Karar, "savaş suçlusu" ilân edilen adı geçen kişilerin 1 Ocak 1999 ile Mayıs 1999 sonuna kadar işledikleri suçları kapsıyor. Siyasi ve ırk” sebeplerle insanların sürülmesi (deportation) ağır bir savaş suçu kapsamında. 740 bin Kosovalı Arnavut -ki, Kosova Arnavut nüfusunun üçte biri) sürülmesinden ve isimleri belli 340 kişinin öldürülmesinden, bu kişilerin suçları sabit görülmüş. Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi Kuruluş Statüsü'nün 7. maddesine göre, Miloşeviç ve çetesi, "bireysel katil" sorumluluğu altında tutuluyorlar.

Mahkemenin kararı uyarınca, bu kişilerin BM üyesi ülkelerdeki hesaplarının dondurulması gerekiyor. Ayrıca, BM üyesi her ülkeye ve İsviçre'ye ve bu arada Yugoslavya Adalet Bakanlığı'na yazı yazılarak, bu kişilerin tutuklanması ve mahkemeye teslimi talep ediliyor.

Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi'nin bu kararı, uluslararası hukukun yüzakı ve uluslararası adalet için umutlanmayı gerektirecek bir "uluslararası hukuk zaferi"dir. Artık Devlet Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı olmanın, savaş suçu işlemek ve "egemenlik" zırhı altında saklanmak için yetmeyeceği bir dünyanın oluşumuna doğru gidildiğine işaret etmektedir. Artık, katliamlar, soykırımlar ve insanları yerinden yurdundan edip göçe zorlamaların, yapanın yanında bırakılmayacağına ilişkin tarih” bir "emsal" bu kararla ortaya konmuştur.

Gerçi iç hukukta olduğu gibi, uluslararası hukukta bir yaptırım gücü bulunmadığına bakılarak, "ne olacak canım, bu kadar propagandif değer taşıyan; uygulanma şansı bulunmayan, kağıt üzerinde bir karardır" denilebilir. Kazın ayağı öyle değil. Miloşeviç ve dörtlüsü, ömürlerinin sonuna kadar uluslararası takip altına girebilirler. Veya, Amerika'da birçok kişinin kanısı istikametinde, Rusya'ya sığınıp paçalarını kurtarmayı deneyebilirler.

Şimdi işin Türkiye ile ilgili kısmında esasa gelelim...
Defalarca Türkiye'nin Kosova konusunda "kaçak dövüştüğünü", hatta Dışişleri'nin bazı yetkilileri dahil, Türk devlet sistemi içinde Sırbistan'a "utangaç bir sempati"nin söz konusu olduğunu bildiğimizi yazdık.

Bu bir sır olmaktan da çıktı. Yunan To Vima gazetesinde birkaç gün önce bu konuda bir yazı yayınlandı. Türkiye'de toplumun Kosova ile güçlü bir dayanışma duygusu içinde bulunmasına karşılık, devlet katında gizli bir Miloşeviç hayranlığı bulunduğu anlatıldı.

Artık bu şaibeden kurtulmanın gerekçesi de, Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi kararı ile doğmuştur. Türkiye, artık, "savaş suçluları"nın yönetimindeki Yugoslavya ile diplomatik ilişkilerini kesmeli ve Miloşeviç'in Ankara'daki temsilcisi, Bosna halkının marifetlerini pek iyi bildiği Darko Tanaskeviç'i Belgrad'a geri göndermelidir.

MHP yandaşları, seçim başarısı elde ettikleri 18 Nisan gecesi Taksim Meydanı'nda "Bekle Kosova geliyoruz" diye tempo tutuyorlardı. Şimdi MHP hükümet ortağı oluyor. Kosova'ya gitmelerine gerek yok; Türkiye'nin savaş suçluları ile ilişkilerini kesmelerini sağlasınlar yeter...

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır