


Yalnızlığa bir adım daha..
Benden belki de gençti, ama "Kemal Ağbi" derdim ona..
Öyle bir ağabey havası vardı ki..
Kanat geren, koruyan, şefkat gösteren, sorunlarını çözen, derdini dinleyen..
Ve saygı uyandıran..
Bu saygının içimden gelen sesiydi ona "Ağbi" deyişim..
Öldükten sonra öğrendim, benden dört yaş genç olduğunu..
İki yerde görürdüm onu..
Spor salonunda.. Koşu bandının benim gibi devamlı müşterisi idi. O koşu bantlarının, o aletlerin çoğunu, Ali ile Veli'nin külahlarını değiştirerek bize kazandıran da oydu zaten..
Hem spor yapar, hem sohbet ederdik. Nasıl keyifli, nasıl neşeli anlatırdı..
Nasıl sıcak bakardı insana.. Gözlerinin taa içine bakardı.. Gözlerinin taa içi ile gülerek ve ısıtarak..
Son zamanlarda işleri yoğunlaşmıştı. Görünmüyordu salonda.. Hep takılıyordum..
"Hadi Kemal Ağbi.. Sensiz tadı olmuyor Kemal Ağbi.. Ne olur Kemal Ağbi.."
"Tamam, yarın başlıyorum" derdi gülerek..
O yarın hiç olmadı.. Artık hiç de olmayacak..
İkinci rastladığım yer mi?..
İşte orada fena halde kıskanırdım onu..
Sabah'ın girişinin hemen karşısı Kemal Ağabey'in iş sahasıydı.. Ve bu sahada bizim grubun en genç ve en güzel kızları çalışırdı.. Her sabah girerken bakardım, Kemal Ağabey tüm ekibi etrafına toplamış, toplantı yapıyor..
"Yahu beni de alsana bu sabah toplantılarına" diye kaç kez takıldım bilmem..
"Fena" dediler bir gün.. Aniden..
"Ne fenası?" dedim..
Hüsnü Çil'le otururken masasında "Yahu başımın şurası fena oluyor" demiş.. Yıkılmış.. Beyin kanaması.. Yüksek tansiyon..
Hastane haberlerini yakından izledim..
"Daha da kötüye gidiyor" diye haber geldi hep.. Sonunda "Bu durumda yaşasa, kendisi yaşamayı istemezdi" denecek konuma geldiğini anlattılar..
Geride kalanlara "Hiç değilse kurtuldu" tesellisi veren durumdur bu..
Ama insan ne kadar severse, o kadar çok mucize bekliyor..
Kapımın zili bozuk.. Hani "Şu kapının zilini bir de ben çalsam" dediğim zil var ya.. O!..
Yalnızlığımın simgesi..
Bizim Adem Usta bakmaya gelmiş, gazeteden..
"Kemal Bey'in masasını çiçeklerle süslüyorlardı" dedi.. "Ölmüş!.."
Baktım Adem'e, sessizce..
Evde konuklarım vardı.. Birlikte yemeğe çıktık.. Baktım onlara, hissettirmeden..
Sonra eve geldim. Kapıyı anahtarla açtım..
Yalnızlığıma girdim..
Ağladım..
Gidene mi?..
Yok canım!..
Can dostlarını birer birer ve giderek daha sık kaybetmeye başlayan kendime..
Yaşa Mehmet!..
Mehmet Y. Yılmaz, benim can kardeşim, Fenerbahçe'nin bu yılki bozgununu çözmüş.
Bütün rakipler Fenerbahçe'ye karşı, tekme sille, acımasızca oynuyormuş. Hakemler onlara müsamaha ediyormuş.
Neden?.
Çünkü Fenerbahçe paralı askerler ya da yabancılar lejyonu gibi ya.. Nijerya, Danimarka, Güney Afrika, İsviçre, Bosna-Hersek, Almanya ve Portekiz milli takımlarının oyuncularından oluşuyor.
Teknik direktörü ve antrenörü Alman. Kaleci antrenörü Romen.
Galatasaray ise, ulusal takım..
"Milliyetçilik kazandı" diyor Mehmet..
Meğer, MHP'yi sandıktan çıkaran eğilim, bütün sezon stadlarda kendini göstermiş de farkına varmamışız.
Yaşa Mehmet.. Allah iyiliğini versin!..
Yaratıcı olma örnekleri..
Dr. Hasan İnsel, dengeli beslenmenin nasıl olacağını dün anlatmıştı. Bugün çeşitli ve yaratıcı olma konusunda bazı aydınlatıcı tavsiyelerde bulunuyor.
* * *
- Hayvani yağlar yerine sıvı yağları kullanın. Zeytinyağı, Türkiye'de yeni tanınan kanola yağı, ayçiçek yağı ve mısırözü yağını deneyin. Katı yağla yapılmasına alışılmış pilav gibi yiyeceklerin kısa bir alışkanlıktan sonra sıvı yağla çok da güzel olabildiğini göreceksiniz.
- Tam yağlı süt yerine önce yarım yağlı, bir kaç gün sonra yağsız süt içmeyi deneyin, göreceksiniz alışacaksınız. 3 hafta sonra yağlı sütü içerseniz çok yağlı diye yadırgayacaksınız.
- Yağ koymadan sebze çorbaları yapın. Çorba yağlı ise veya et suyu ile yapılmış ise buzdolabında soğutun, donan yağı üste çıkar, bunu kaşıkla alıp atın.
- Etlerin yağını, tavuğun derisini pişirmeden önce çıkartın. Yağlar aksın diye altı açık ızgaralar kullanın. Kırmızı et yerine balık ve tavuk gibi etleri tercih edin. Haftada en az birkaç kez balık yiyin.
- Yeni yiyecekler yaratın. Domates, domates suyu, hardal, biber, un gibi karışımlardan yağsız ve şekersiz soslar yapmaya alışın. Diyet sütle sebze püresi karıştırıp soslar yapın.
- Şeker kullanımını önce yarıya, sonraları dörtte bire indirin. Bazı tatlıların şekerini azaltın, tadını vanilya veya tarçınla verin.
- Bir yumurta yerine iki yumurtanın sarısı çıkartılmış aklarını deneyin.. Üç yumurtalı omleti bir tam yumurta ve dört yumurta akı ile yapın.
- Gerektiğinde alıştığınız yiyeceklerin yerine başka yiyecekleri koymayı deneyin. Beyaz pilav yerine arada bir bulgur pilavı yapın. Beyaz pirincin rafine edilerek posasının çıkartılmış olmasına karşın bulgur posadan zengindir.
- Lokantalarda yemeğinizi beklerken önünüze konan sıcacık ekmeklerin iştah kabartıcı kokularına karşı koyun ve yemeyin.
- Koltukta otururken veya uzanırken bir şey yememeye alışın, herhangi birşeyi masaya oturmadan yememeyi adet haline getirin. Yemek yerken televizyon seyretmeyin, gazete, kitap okumayın. Ve tabii tersi.. TV seyrederken, okurken, abur cubur başta, yemeyin..
- Yavaş yemeye alışın, yediğinizin tadını çıkartın. Her yeni lokmayı yarım dakikada yemek, çiğnerken çatalı bırakmak gibi yemek hızınızı yavaşlatıcı metodlar deneyin. İki lokma arasında çatalı masaya bırakmayı başarırsanız, yolu yarılarsınız.
- Yediklerinizin içinde görünmeyen gizli yağlar olduğunu unutmayın. Mesela yenen bir hamburgerin içinde bol miktarda yağ vardır. Kek ve benzeri yiyecekleri yaparken hanımlar ne kadar fazla yağ kullandıklarını bilirler.
- Yemeğe başlamadan önce neleri yiyeceğinizi kısaca planlayın. Lokantada menüyü inceleyip plan yapın, size uyan yemekler bulamadıysanız garsona sorun. Çoğu lokanta, küçük değişikliklerle yemeği istediğiniz şekle uydurabilir. Yemeklerin hazırlanışları hakkında bilgi alın (tava, sote, ızgara gibi). Alfredo gibi çok yağlı soslara dikkat edin.
- Yiyecek alışverişine tok karnına çıkın. Alacaklarınızı önceden planlayın ve bir liste halinde yazın. Canınız ne kadar çekerse çeksin, liste dışı birşey almayın.
* * *
Bitmedi tabii.. Salıya..
Cumhurbaşkanı!..
Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in nasıl usta bir politikacı olduğunu NTV'den canlı yayınlanan Taksim Toplantısı'nda istedim.
Lafı nasıl dolaştırdı, dolaştırdı. Çok şey söylermiş gibi yaptı ama gelecekte kendisini bağlayacak tek kelime etmedi.
Demirel usta politikacı ama ben de bıkmayan bir gazeteciyim.
Bu sorunun yanıtını net vermediği sürece, Demirel'in niyetinin "İstemem yan cebime" olduğu açıktır.
Sayın Demirel,
"Anayasa değişse bile, ben ikinci dönem için cumhurbaşkanlığına ya da başkanlığa aday olmayacağım. Çankaya'daki görevim, dönemimin sonunda kesinlikle bitecektir."
Faşist(!) Kenan Evren'in rahatça yaptığı ve uyguladığı bu açıklamayı tekrarlamak Demokrat(!) Süleyman Demirel için zor olmamalı..
Ama yapmıyor.. O zaman ben de düşünüyorum..
Demirel'in DSP/MHP/ANAP zorlaması acaba sadece ülkenin yüce menfaatleri için mi, yoksa?..
Köşk, kesin, net, açık açıklamayı yapana dek bu şüphem devam edecek!..
Lafı dolaştırmayın ve uzatmayın, Sayın Cumhurbaşkanım!.
Uzatmaya, ikinci döneme var mısınız, yok musunuz?.
Kurda Tuzak!..
Başlığımıza bakıp, koalisyon üzerine yorum yapacağımızı sanmayın.
Dün bir film başladı sinemalarda.. Onun adı bu..
Kurda Tuzak!..
SEVDİĞİM LAFLAR
"Henüz son değil.. Belki henüz sonun başlangıcı da değil.. Ama kesinlikle başlangıcın sonu.."
Jamia Shea (NATO Sözcüsü.. Winston Churchill'den yankılanarak)
BİZİM DUVAR
Bazıları yine HAMASi laflar etmeye başladı.
Hakan&Utku
TEBESSÜM
Cafer bir gün camiye namaz kılmaya gitmiş. Abdest alırken su kesilmiş.
Daha sonra namaza gitmiş. Namaz boyunca sol ayağını havada tutmuş.
Namazdan sonra sormuşlar.
- Neden namaz boyunca sol ayağını havada tuttun?
- Sol ayağımı yıkarken su kesildi ondan..